PAYLAŞ

Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Baki Düzgün’ün Aksiyon dergisindeki röportajı:

Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Baki Düzgün, eşi ve Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir, geçen haftalarda silahlı saldırıya uğradı. Bu, Suruç katliamından bu yana Alevileri hedef alan üçüncü saldırıydı. Baki Düzgün, bugünkü kaos ortamına Alevilerin de çekilmek istendiğini ama Alevilerin bu oyuna gelmeyeceğini düşünüyor. Ahmet Davutoğlu’nun bazı Alevi kanaat önderlerini toplamasını ise seçim girişimi olarak yorumluyor. Kardeşinin cenazesinde çözüm sürecini eleştirdiği için Yarbay Mehmet Alkan’a ‘Alevi’ denmesine ise tepki gösteriyor.

-Son zamanlarda Alevilere yönelik saldırılar artmış durumda. Siz de silahlı saldırıya uğradınız. Aleviler üzerinden yeni bir plan mı devreye girdi?
Eşimle birlikte Ankara’ya gitmek üzere yola çıkmıştık. Yanımızda Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir de vardı. Bolu’dan sonra Ankara’ya 70-80 kilometre kala yüzü bize dönük duran bir aracı fark ettik. Önce radar zannettik. Bir kilometre geçtikten sonra ateş açıldı. Ama ateş araçtan açılmadı. Belli ki pusu kurulmuştu. 25 kilometre sonra dinlenme tesisinde bekledik. Bu arada bizi plakasız bir aracın takip ettiğini gördük. Ankara şehir merkezine girdiğimizde de plakasız gri bir aracın olduğunu gördük. Bizden önce de Sultangazi Cemevi Başkanı’na saldırı olmuştu. Bizim üzerimizden Alevileri korkutma, sindirme gibi bir çaba var. Eğer o gün orada bir kaza olsaydı bugün Türkiye’nin gündemi çok daha farklı olurdu. Türkiye’yi tamamen karıştırmak, ülkede Alevi-Sünni çatışması çıkarmak isteyenlerin bir planıydı bu.

-Sizi kim hedef gösteriyor?
Sosyal medyada hep tehdit, hep küfür var. Melih Gökçek, Akit’in yayımladığı “Suruç’un sorumlusu kimdir?” yazısını paylaşarak Alevi kurumların başkanlarını hedef gösterdi. Habere göre öğrenci grubunu Suruç’a ben göndermişim. Bu ülkeden 1995’te ayrılmıştım zaten. Yıllarca Almanya’da yaşadım. Esnaftım. Benim üzerimden “Bu işin arkasında dış güçler var.” diyerek algı oluşturuluyor.

-Ülkeden ayrılma sebebiniz dönemin siyasi konjonktürü müydü?
Gazi katliamı olmuştu. Alevi dedesi olarak bu katliamların olmaması için Gazi Mahallesi’ndeydim ben de. Hem ulusal hem de yabancı basına mahallede olanları anlatıyordum. Bu benim görevim sonuçta. O dönem tutuklandım, Gazi olaylarını organize etmekten. 160 yıl ceza talep etti savcı. Daha sonra çıktım, yurtdışına gittim. Evlendim, orada yuva kurdum. Ayrılma sebebim tamamen dönemin siyasi konjonktürüydü. Bu ülkede bu senaryo hep devam etti. Gazi’den sonra Sivas katliamı senaryosu devreye girdi. Birileri ne zaman bu ülkeyi yönetemez hâle geliyor, Aleviler üzerinden kaos planı devreye giriyor. Bu ülkede hâlâ inançlar üzerinden siyaset yapılıyor. 2015’te Alevilik, Sünnilik, kimlikler ve diller üzerinden siyaset yapılıyorsa, bu, ülkenin 90’lardan çok daha geriye gittiğini gösterir.

-Aleviler planlanan  kaosa alet olur mu?
Aleviler hiçbir zaman bu kaosa ortak olmadı.  Bu ülkede halkların, inançların ortak yaşaması noktasında duruşları netti. Bize yapılan suikast girişiminden sonra bütün dernek ve vakıflarımız aradı basın açıklaması yapıp sokağa çıkmak için. Ama izin vermedik. Provokasyona alet olmamak için canlarımıza sağduyu çağrısında bulunduk. “Ülkeyi yönetiyorum” diye düşünenlerin hesabı bu çünkü. Bugün ülkeyi yönettiğini zanneden dört isim var. Erdoğan, Efkan Ala, Hakan Fidan ve Yalçın Akdoğan. Biz Alevi toplumu olarak bu hesabı güdenlere nasıl güvenelim? Bugün ülke yönetilemiyor, yönetilenler yönetenlerden memnun değil. Ortada şu an bir hükümet yok. Bir yürütme yok. Tek adam diktatörlüğünde yönetiliyor ülke. Tarih boyunca bu tür haksızlıkların karşısında olduk. Bugün de bu ülkede Alevi, Sünni, Kürt, Türk, Abaza, Çerkes bütün insanlar birlikte yaşayabilir. Yeter ki yönetenler iyi niyetli ve vicdanlı olsunlar.

-Davutoğlu bir grup Alevi kanaat önderiyle bir araya geldi. Siz neden davet edilmediniz?
Siz bir toplum adına konuşacaksanız, orada bir kurumsal kimliğiniz ve yönettiğinizi iddia ettiğiniz kitle ile bir bağın, desteğin olması lazım. Alevi Bektaşi Federasyonu, 400 bin üyeli bir kurum. Alevi toplumunun büyük çoğunluğunu temsil ediyor. Bu görüşmenin bizde hiçbir karşılığı yok. İçeriği boş olan, görüşme anlamında hiçbir yetki ve sıfatı olmayan bireylerin bir araya gelip sohbet etmesi. Çağıran başbakan değil. Yetkiyi teslim etmiş. Gidenler de kendilerini temsilen gitmişler. Ülkede 7 tane Alevi çalıştayı yapıldı. Yapılan bütün görüşmelerde sorunlar bütün çıplaklığıyla anlatıldı. Seçim dönemlerinde tekrar tekrar Alevileri ya da bu isimleri çağırmanın bir anlamı yok. Her seçim döneminde çağırıp “Bakın biz Alevileri seviyoruz, düşünüyoruz.” diyorlar. “Eğer 7 Haziran’da bana yetki verilmiş olsaydı bu sorunu çözerdim.” diyor. Bir kere 13 yıldır ülkeyi siz yönetiyorsunuz. Ayıp değil mi bu cümleyi kuruyorsunuz.

-“Sizi temin ederim ki sizi toplamış olmam art niyetli değil.” demiş Ahmet Davutoğlu…
Ben inanmıyorum samimiyetine. Yine bir seçim öncesi girişimi. 7 Haziran’dan önce bizim kurum başkanlarımız çağırıldı ve iyi niyet adımı olarak arkadaşlara gidebileceklerini söyledik. Kurum başkanları gittiler ve Davutoğlu şu cümleyi kurdu: “Ben bu sorunu çözmek istiyorum ama tabanıma bunu anlatamam. Bu dönemde sizden zaten bize oy gelmiyor. Biz bu sorunu çözemeyiz.” Oy karşılığında Alevilerin sorunlarını çözmeyi vadediyorlar. Ne olursa olsun davete gidenlerin, oraya gitmemesi gerekiyordu. Başbakan olmayan zat onları kandırdı, kullandı. 13 yıldır ne değişti Aleviler adına? Cemevleri ibadethane olarak kabul edildi mi, Madımak utanç müzesi oldu mu, Aleviliğin ders olarak okutulması konusunda bir adım atıldı mı? Her seferinde çağırıp oynuyorlar. Alevilerin bu oyuna gelmemesi lazım. Alevileri böl-parçala-yönet çabası bunlar.

-Yarbay Mehmet Alkan,  şehit kardeşinin cenazesindeki sözlerinden dolayı “paralel, hain, PKK’lı”, son olarak Alevi ilan edildi…
Alevi olmak suçmuş gibi gösteriyorlar. Bu ülkede Aleviler tüm yurttaşlık görevini yapıyor, vergi ödüyor, askere gidiyor. Çocuğum Alevi olarak doğuyor, okula Alevi olarak gidiyor, askere Alevi olarak gidiyor. Orada çatışmada şehit düşünce cemevinden zorla camiye götürüp devlet erkânı yapıyorsun. Şehit Aleviyse, şehit olmuyor mu? Bu bizim ölümüze saygılarının olmadığını gösteriyor. O zaman biz de çocuklarımızı askere göndermeyeceğiz. Bugüne kadar Aleviler hırsızlığa, yolsuzluğa bulaşmadı. Ayakkabı kutularında paraları götürmedi. Alevilerin tek suçu bu ülkenin demokratik ve özgür bir ülke olmasını talep etmeleri oldu. Cumhurbaşkanı, bir genel başkanı Alevi olduğu için yuhalatıyor. Demokratik bir ülkede bunu yapamazsınız. Bu ülkede bir zafiyet var. O da bizden rahatsız olmayan Sünni vatandaşların bu ayrıştırmalara tepki vermemesi.

Yargıtay 3. Dairesi, AİHM kararına dayanarak “Cemevi ibadethanedir” kararı verdi. Bu kararın uygulanması için çalışmalarınız olacak mı?
8 ay önce sivil itaatsizlik çalışması başlattık. Sebebi de cemevlerine su ve elektrik borcundan dolayı hacizler gelmeye başlamasıydı. Biz de “Camilerden, kiliselerden, sinagoglardan alın su parasını, biz de ödeyelim.” dedik. AİHM’nin aldığı “Cemevleri ibadethanedir” kararına dayanarak Yargıtay 3. Dairesi de aynı kararı aldı, su ve aydınlatma giderlerinin ödenmesi gerektiğini beyan etti. Ama şu an olmayan hükümet bu kararı tanımıyor. Riyakârlık burada devreye giriyor. Alevi kanaat önderlerini çağırıyorsunuz, sorunlarını çözmeyi vadediyorsunuz ama Yargıtay’ın aldığı kararı görmezden geliyorsunuz. Biz sizin neyinize inanacağız? Alevi kanaat önderlerini toplarken hükümet var, ama Yargıtay’ın kararını tanımak söz konusu olunca hükümet yok.

-Yaptıklarından hesap sorulmasın diye, kaos tetikleniyor diyorsunuz…
Alevilerle uğraşmadan önce çaldıkları paraların hesabını versinler. Adı geçen dört bakanı Yüce Divan’a göndersinler. Ayakkabısı yırtık gelen bir adam, dünyanın en zengin liderlerinden biri nasıl oluverdi bunun hesabını versin. Bugün yaşanan kaos bu hesaplar verilmesin diye. Sağlık Bakanı’nın dediği gibi başkan seçilseydi bunlar olmayacaktı. Kendilerinden hesap sorulmasın diye, Alevileri de kaosa çekmeye çalışıyorlar. 13 yıldır mazlum ve mağdur edebiyatı yapıyorlar. 7 Haziran’dan sonra ne oldu da bu kadar insan hayatını kaybetti? Anaların yüreklerini yaktılar. Adamın her şeyi yalan.

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız