PAYLAŞ

Hayri DEMİR 

İMC, Hayat TV, Yol TV, Özgür Gün TV ve TV10 gibi televizyon kanalları, Meclis’te keyfi bir şekilde sansüre maruz kalırken, kanalları izlemek isteyen milletvekillerinin talepleri de yanıtsız bırakılıyor.

Türkiye cezaevlerinde yıllardır kimi televizyon kanallarının keyfi bir şekilde izletilmemesiyle hayata geçirilen sansür, bu kez TBMM’de ortaya çıktı. Daha önce kimi cezaevlerinde başta İMC ve Hayat TV olmak üzere kimi televizyonlara uygulanan bu sansürün aynı şekilde Meclis’te de İMC, Hayat TV, Yol TV, Özgür Gün TV ve TV10 gibi birçok muhalif ulusal ve yerel televizyon kanalının merkezi sistemde yer almadığından dolayı izlenmediği öğrenildi. Meclis’te mevcut IP TV yayın sistemi teknik açıdan istenilen tüm kanalın izlenmesini mümkün kılmasına rağmen ve teknolojinin bütün imkânlarından yararlanılarak Yeni Halkla İlişkiler Binası’nda bulunan milletvekillerine ait odalarda ismi geçen televizyon kanallarının kısıtlandığı ve bunun uzun bir süreden beridir de devam eden bir sansür uygulaması olduğu öğrenildi. Türkiye’de basın üzerindeki “sansürün kaldırılması” iddiası 117’nci yılını geride bırakırken, Türkiye’nin yasama organı olan Meclis’teki kimi televizyon kanallarına dönük uygulanan bu sansür, Türkiye’nin basın özgürlüğü alanındaki karnesini de ortaya koyuyor.

VEKİLLER TALEP ETTİ SEKRETERLİK KARŞILAMIYOR 

Milletvekillerinin bu sansür uygulamasının kaldırılması ve kısıtlanan televizyon kanallarının izlenmesi amacıyla Meclis Genel Sekreterliği’ne yaptığı başvurular ise hep yanıtsız bırakıldı. En son HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, 18 Ağustos günü tekrar televizyon kanallarının izlenebilmesi için bu kanallarının televizyon yayın sistemine dâhil edilmesini talep etti. Bu talebin üzerinden iki hafta gibi uzun bir sürenin geçmesine rağmen halen kanallar sisteme dâhil edilmezken, HDP’li Sarıyıldız’a da konu hakkında herhangi bir yanıt verilmedi. Sadece Sarıyıldız değil, bu dönemde HDP’li 80 milletvekilinin neredeyse tamamı TV sistemine bu kanalların eklenmesi talebiyle sekreterliğe başvuruda bulundu. Ancak bugüne kadar uygulamanın kaldırılmasına dair tek bir adım dahi atılmadı ve halen söz konusu televizyon kanallarına dönük ambargo ve sansür devam ediyor.

MECLİS BAŞKANLIĞI DA SANSÜR KARŞISINDA SUSKUN 

Uygulanan bu sansüre dönük sessizliğini bozmayan birim olarak sadece Meclis Genel Sekreterliği değil. Kanalların TV sistemine eklenmesi için sorumlu olan Meclis Genel Sekreterliği’nin dışından Meclis Başkanlığı da suskunları oynuyor. Konuya ilişkin HDP Batman Milletvekili Ali Atalan, Meclis Başkanı İsmet Yılmaz’ın yanıtlaması talebiyle konuyu Ağustos ayı içerisinde Meclis gündemine taşıdı. Atalan, milletvekillerinin makam odalarında bulunan televizyonlarda bir kısmı yerel olmak üzere toplam onlarca TV kanalının izlenebildiğini ancak teknik açıdan mümkün olmasına rağmen Hayat TV, İMC TV, TV 10, Özgür Gün TV ve Yol TV gibi birçok kanalın sisteme eklenmediğinden dolayı izlenemediğini kaydederek, bu kanalların hangi kriterlere göre ve kim tarafından seçildiğini, neden milletvekillerinin önerisinin alınmadığını sordu.

‘HER KANALIN OLMAYIŞI AYRIMCILIK DEĞİL MİDİR?’

Atalan, Meclis Başkanı Yılmaz’a, TV’lerde kısıtlı sayıda kanal olmasının nedenini yönelterek, “Her kanalın olmayışı bir ayrımcılık değil midir” diye sordu. Son olarak, kısıtlanan bu televizyon kanallarının izlenmesi için herhangi bir çalışmanın olup olmadığını soran Atalan’a, şu ana kadar herhangi bir yanıt verilmedi.

SANSÜR YENİ DEĞİL 

Yanıtsız ve çözümsüz bırakılan bu sansür uygulamasının 2015’te hayata geçirilmediği öğrenilirken, söz konusu uygulamanın 2014 yılı ve öncesindeki yıllarda da geçerli bir durum olduğu bu dönemlerde aynı kanalların Meclis’te izlenilemediği öğrenildi.

‘GERÇEKLERİN HALKA ULAŞMASI ENGELLEN BİR ÜLKE’

Sansür uygulamasını sorduğumuz Hayat Televizyonu Program Koordinatörü Arif Koşar, “Artık hiçbir inandırıcılığı kalmamış olsa da AKP gibi demokrasi narası atanlara bir hatırlatma yapalım” diyerek, AKP’ye sadece milletvekilleri değil her insanın, hiçbir ticari ve siyasi baskı olmaksızın “haber araçlarına” ulaşabilmesi, yani “halkın haber alma hakkı” en temel haklardan birisi olduğu hatırlatmasında bulundu. Koşar, gerçeğin ve haberin halka ulaşmasının engellendiği bir ülkede, asgari bir demokrasiden bile bahsedilemeyeceğini söyleyerek, “Bu hakkın sınırlandırılması, insanlığın en ileri birikim ve değerlerinin ayaklar altına alınmasıdır” ifadelerini kullandı.

‘GERÇEK BİR HABER: BİZ VARIZ, BURADAYIZ’

Koşar, “AKP’nin, Meclis’te Hayat TV dâhil demokratik bir anlayışa sahip televizyon kanallarına ilişkin sansürü anti-demokratik olduğu gibi; iletişimin bu kadar geliştiği bir dönemde mantıksızdır, saçmadır” dedi. Koşar, şunları söyledi: “İlla ki ideolojik bir tutum almak istiyorlarsa ve televizyonumuzun yayını AKP’yi, onun holdinglerini, genel olarak Türkiye’nin egemenlerini rahatsız ettiyse, kusura bakmasınlar; gerçekleri suratlarına çarpmaya devam edeceğiz. Devekuşu gibi kafalarını kuma gömüp bu televizyonları görmek istemeyebilirler. Ama onlar için üzücü ve gerçek bir haber daha verelim: Biz varız, buradayız.”

CEZAEVİNDEKİ UYGULAMALARIN AYNISI 

Meclis’teki bu sansür ve ambargo akıllara cezaevinde hayata geçirilen aynı uygulamayı getirdi. Neredeyse Türkiye’deki bütün cezaevlerinde aynı kanallar, cezaevi idaresince çeşitli nedenler öne sürülerek kabul edilmezken, tutsakların talepleri kimi zaman akılları zorlayan “Altyazılardan gelen mesajlarla talimat alıyorsunuz” gibi gerekçelerle reddedildi.

HDP’Lİ SARIYILDIZ: İKTİDAR YANLISI OLMAYANLARIN SESİ KISILIYOR 

Konuya ilişkin açıklama yapan HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız ise, “Muhalif olan verili düzene entegre olmayarak, iktidar yanlısı yayın politikası izlemeyen yayın organlarının sesleri her yerde kısılmaya çalışıyor” dedi. Sarıyıldız, bu engelleme ve sansürün siyasi iktidarın talimatıyla uygulandığına vurgu yaparak, bunun demokratik olmayan bir yaklaşım olduğuna dikkat çekti. (Ankara/DİHA)

Yorumunuzu yazınız