PAYLAŞ

İSTANBUL (DİHA) – “Maraş Katliamı ve Kültürel Soykırım” konulu konferansta konuşan dönemin tanıklarından Elif Tabak, “Katliamı doğru okusaydık IŞİD’in bir vahşet yaratması mümkün olmayacaktı. Şengal, Kobanê katliamını yaşayan dostlarımın acısını en iyi anlayanlardan biriyim” diye konuştu.

Levh-î Kalem Alevi Fikir Topluluğu ve Avrupa Maraş Girişimi, İstanbul Okmeydanı Cemevinde, “Maraş Katliamı ve Kültürel Soykırım” konulu bir konferansı düzenledi. Konferansa Sev-Der, Kürecik-Der, Hasanali-Der, Uzunpınar-Der, Uzunhasan-Der, Kaşan-Der, Güç-Der ve Köşk-Der gibi kurumları da destek verdi. Konferansın “Maraş katliamı ile yüzleşmek” adlı ilk oturumunda gazeteci Cemo Doğan’ın moderatörlüğünde dönemin tanıkları konuşmacı olarak katıldı. “Maraş 78 kültürel soykırım ve katliam” pankartının asıldığı konferans “Memleketim Maraş-Birîna Raş” isimli belgeselinin gösterimi ile başladı. Konferansta ilk sözü dönemin tanıklarından Ali Doğan aldı. Doğan konuşmasına, 36 yıl önce katliamda yaşamını yitirenleri anarak başladı.

‘Devlet kin ve nefret dilini bıraksın’

Doğan, “Bu vahşet olaylarının olmaması için neler yapmalıyız? Bizim ve yönetenlerin sorumlulukları nelerdir? İnsan olarak devletten beklentimiz eşit yurttaşlık hakkını doğru kullanmak, her türlü inanca eşit davranıp, diğerlerini ötekileştirmemek, kültürleri yaşatmaktır” diye konuştu. Türkiye’nin İnsan Hakları Beyannamesini imzaladığını hatırlatan Doğan, devletin beyannameye imza atmasının ardından sonra gelen hükümetlerin buna uyması gerektiğini ancak günümüzde uyulmadığını belirtti. Devletin kin ve nefret dilini bırakarak sevgi ve hoşgörüyü sözde değil özde yaşatması gerektiğini ifade eden Doğan, “Yaşamını yitirenlerin Alevi, Sünni, toplum kuruluşları, bakanlar tarafından anılması çok mu zor? Oralarda anıt yapmak çok mu zor? Bunlar devletin görevleri olmalı. Söylediğimizde haklısınız diyerek kabulleniyorlar ama günü geldiğinde barış elini hemen bırakıyorlar” diye konuştu.

Kerbela, Maraş, Çorum, Madımak, Roboski, Şengal…

Ardından konuşan dönemin tanıklarından Şıxo Bakır, “Maraş olaylarında Maraş’ta bulunduğum dört gün boyunca anamızdan emdiğimiz sütü burnumuzdan getirdiler” diyerek başladığı konuşmasında uydurma ithamlarla günlerce oradan oraya sürüklendiğini ve eziyetler çektiğini kaydetti. Bu katliamların bir daha yaşanmaması adına herkese düşen görevlerin olduğunu belirten Bakır, Maraş’tan çıkarılması gereken dersler çıkarılmadığı için Madımak’ın yaşandığını ifade etti. Bakır, “Tarihsel süreç içerisinde Kerbela, Maraş, Çorum, Madımak, Roboski, Şengal gibi katliamlar karşısında bizim durup toparlanıp bir yerde örgütlenmemiz gerekir. Örgütlü toplum olmadığımız için badirelerden badirelere savruluyoruz” ifadelerini kullandı.

‘Maraş’tan ders alınsaydı Şengal yaşanmazdı’

Dönemin tanıklarından Elif Tabak ise Kürtçe başladığı konuşmasında, “Kültürlerin katliamı ile ilgili konferanstayız ama başka bir kültürün dili ile sorunlarımızı dile getiriyoruz” diyerek tepki gösterdi. Maraş katliamı sırasında yaşadıklarını aktaran Tabak, Alevilerin ve azınlık kesimlerin sosyalist olmasından dolayı devletin dikkatinin Maraş’a yöneldiğini belirtti. “36 yıldır saramadığımız yaralarımızı nasıl sararız?” diye soran Tabak, 34 yıl aradan sonra gittiği Maraş’ın hala gözünde bir vahşet şehri olduğunu kaydetti. Katliamın fotoğraflarını zihninden silmenin mümkün olmadığını söyleyen Tabak, “Katliamı doğru okusaydık IŞİD gibi Maraş katliamının kardeşlerinin yine bir vahşet yaratması mümkün olmayacaktı, Şengal, Kobanê katliamını yaşayan dostlarımın acısını en iyi anlayanlardan biriyim” diye konuştu. Maraş’ta ilk defa bu sene bir araya gelebildiklerini belirten Tabak, Maraş’a gelecek yıl için ciddi hazırlık yapılması ve yüzleşilmesi gerektiğini ifade etti.
Birinci oturum panel soru cevap bölümünün ardından son buldu.

(rçk/mö)

Yorumunuzu yazınız