PAYLAŞ

HASAN AYDIN

“seni kendimden tanıdım”

Dersim yaralıdır…

Dersim yine yalnızlığının bir yansımasını yaşıyor…

Kanayan yara Dersim’ le ilgili çok şey yazıldı, çizildi. Son günlerde de siyasi rant ve birilerini zayıflatmak için bu yara daha da kanatılmaktadır. Amaç bilinir; ve ilkesiz, ciddi bir ideolojik yapısı, farklılığı olmayan, birbirlerinin aynısı olan siyasal yapılar her seferinde, bir şeyler üzerinden, birbirleriyle bir çıkar ve de klasik Türk usulü kavgayı yürütmektedirler. Bu kavgaların nedeninin insan ve ülke olmadığını aklı başında herkes bilmektedir. Kavgaların nedeni toplumu, toplumsal belleği ve aklı daha da semirtmektir. Ciddi bir vicdani körelmeyi, acı ve yaralarımız üzerinden sağlamaktır. Bu aslında siyaseten ahlaki olmamaktadır. Siyaset bilimi; böyle bir zulümü insana öngören bir anlayışı, siyasi görmemektedir.

Tarihi geçmişe doğru bakıp yapılanları unutmamak gerekir. Bu Türk egemenler tarihi; soykırımlar ve baskılar tarihidir. Ermeni soykırımı bilinir, Rumlara yapılanlar bilinir, Osmanlı, Selçuklu dönemi bilinir. 1863 de ki Dersim’ de ki sürgünleri de tarihin yansıttığı gerçeklerden gördük ve okuduk. Nerden bakarsan bak bu topraklarda insani bir kuraklık görürsün! Hümanizma ve vicdandan yaratılan yaraları görürsün, iktidar için her şey mübah olarak görülen bir coğrafyanın kılıç artıklarıyız. Mantık iktidar için her şeyi hak görünce, din için her şeyi hak görünce, bu kırılma yüzyıllardır devam etmektedir. Şekillenen kişilikte bir sorun vardır. Bundan dolayı üretkenlik ve farklı siyasi düşünceler, insani düşünceler kolay kolay yeşermemektedir. Osmanlılar için söylenen bir söz vardır. ‘’Şalvarı şaltak Osmanlı, eğeri kaltak Osmanlı, ekeni yok, biçeni yok yemede ortak Osmanlı” Bu mantık bu topraklardaki sorunu ve sömürü anlayışını çıplak bir biçimde ortaya koymaktadır. Hatta yeni sosyal ve ideolojik yapıların yeşermemesinden de önemli bir unsur oluşturmaktadır. Toplumsal bir hazırlopçuluk olunca sol ve sosyalist düşünce de kolay kolay bu topraklarda yeşermemektedir. Kirliliği kanıksayan, kutsayan, çıkarı, maddiyeti tanrılaştıran bir toplumsal çürümenin kuramı haline gelmiştir bu maya…

Yaşam anlayışlarından dolayı en çok Ermeniler ve Aleviler başta olmak üzere bu kılıçtan nasiplenmişler, Kürtler nasiplenmişler, solcular nasiplenmişlerdir. Egemenler kuramları itibariyle Aleviliği çıkarlarıyla taban tabana zıt görmüş ve bundan dolayı dini bir aşağılanmayla katletmeyi meşru görmüştür. Çünkü Alevilerde ki paylaşım anlayışını insana bakışını tehlikeli görmüştür. Fetvalarla Alevileri öldüren cennete gider demiştir. Alevilerin Kobanê’ ye karşı daha duyarlı olması bundan olsa gerek, çünkü Alevilere karşı tekbir getiren cehennem zebanileri bu sefer Kobenê’ de ortaya çıktı ve din adına her şeyi talan ediyorlar. Aleviler yabancısı olmadıkları bu sesi, bu kılıcı, bu mantığı, bu vahşeti ve vahşiliği tanıyorlardı. Dersim’den Kobanê’ye sloganı bu anlamda çok çarpıcı bir slogan ve Dersim’den Şengal’e slogan yaratıldı. Yaralı Dersim; aklın alamayacağı vahşeti uygarlık adına yapan genç ve vahşi cumhuriyetin kılıcını bilen Dersim’in, en çok Şengal ve Kobenê’yi anlaması bundandır.

Dersim’de bir siyasi parti yoktur. Siyasal çıkarlarla, aranızdaki çıkar ilişkinizle, kirli ellerinizle Dersim’i dilinize dolandırmanın bir ciddiyeti yoktur. Dersim insanı nezdinde.. Geçmişte Dersim’ de Türk egemenleri vardı. Eli kanlı olan o egemenler yaşasaydı bugün, AKP, MHP ve CHP ve de Perinçekli’ydiler. Hepsinin zihniyeti o vahşeti onaylamaktadır. Unutmayalım Mustafa Kemal’ in Cumhurbaşkanı, Celal Bayar’ ın Başbakan, namazdan kalkmayan dinibütün olan Mareşal Fevzi Çakmak’ın Genelkurmay başkanı olduğu dönemde 1938 soykırımı olmuştur. Katliyamdan sorumlu, sahiplerine bakılınca aslında sadece CHP yoktur. MHP var, AKP vardır, Bahçelinin sol yanı Perinçek vardır. Türkiye’yi şekillendiren zihniyet vardır. Tek dil, tek din, tek millet diyen bir doktirin vardır.

Bundan dolayıdır ki tarihle yüzleşmek bir siyasi ahlak meselesidir. Türk siyasetine bakıldığında böyle bir yüzleşmeden ziyade acılarımız üzerinden pehlivanlık yapanlar var. Devlet Bahçeli’nin Dersim’ e gelmesi Fevzi Paşa’nın Dersim’ e gelmesidir. Acaba Hitler İsrail’e gidip hak ettiniz deseydi, günümüz insanlığı bunu kabul eder miydi? Sanırım başta Almanlar ve Avrupa halkı buna karşı dururlardı. Ve Hitler kesin tutuklanıp yargılanırdı. Batı hümanizması, demokrasisi, batı halkı buna müsaade etmezdi.. Ama her nedense Bahçeli’nin Dersim’ e giderek, her zaman Ankara’ da konuştuklarını Dersim’ de de tekrarlaması sadece Dersimlileri yaraladı. Bu toplumsal bir ayıbımızdır. Dersim insanının engelleme çabaları ve çaresizlikleri, yürekte akan bir sel oldu, gözleri yaşardı..

Sanki yeni Seyit Rızalar katlediliyordu…

Sanki Dersim yeniden 38’i yaşıyordu !

Alevi siyasetinin, o bilinen bir kaç tomturaklı sözleri dışında bir varlıkları olmadı. Kürt hareketi de Dersim’ de tepki gösterdi. Oysa Dersim halkı korunmaya alınmalıydı ve Dersim’ e bu kirli zihniyet asla yaklaştırılmamalıydı. Bu acı yeniden yaşatılmamalıydı! Bundan dolayı sessiz kalanları ve sesini çıkarıp bir şey yapmayanları da kınıyorum. Tamda burada, Dersim’ de; Soykırım zihniyetine karşı insanlığın öfkesi galip gelmeliydi !

Yorumunuzu yazınız