PAYLAŞ

Açalım kızıl sancağı
Geçsin yezidlerin çağı
Elimizde aşk bıçağı
Tevekkeltü taallah….
(Pir Sultan)

Kobane’de Kürtler katledilmek ve onların özgürlükçü talepleri kanla boğulmak istenmektedir. Daha önce Şengal’de görüldüğü gibi Êzidîlerin katledilmesi, topraklarından sürülmesi ve kadınlarının pazarlarda satılması biçiminde vuku bulan düşmanlık kendisini Kobanê’de örgütlemektedir. Katillerin teşvik edilmesi, göçün teşvik edilmesi ve direnişçi güçlere karşı uygulanan ambargolar kimin neyi amaçladığını göstermektedir. IŞİD’in Alevi, Şii, Hıristiyan, kısaca gayri-müslimlere dair kin ve nefreti Kürt nefretiyle birleşince katliamın hedefindeki kesimler de ortaya çıkmaktadır.

Biz Aleviler açısından bakıldığında da IŞİD’in hedefinde olan temel bir kitleyi oluşturduğumuz görülmektedir. Kerbela’da Hüseyin’in kafasını keserek zafer kutlayanlar bugün Irak’ta Suriye’de Rojava’da kafa keserek kimlerin mirasçısı olduklarını açık açık dünyayla paylaşıyorlar. Kürt ve Aleviler kısaca Kürt Aleviler IŞİD gibi çetelerin hedefindeki ana gruplardan bir tanesini oluşturuyor.

Onun içindir ki Kürt düşmanlığı, Alevi düşmanlığı üzerinden bölgesel siyaset yapan kesimlerin desteğini alıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruluş itibariyle Türk İslamcı yapısı ve Kürt Alevi düşmanlığıyla IŞİD’i destekleyen temel bir unsur haline geliyor. Türkiye’nin Ortadoğu’daki duruşu ve AK Parti’nin Türk İslam faşizmini örgütleyen en temel yapı olmasından kaynaklı IŞİD ortaklığı teknik bir siyasi manevra değil, stratejik bir durum arz etmektedir.

Alevilerin ve Kürtlerin bu zihniyete karşı mücadelesi ve duruşu hayati bir önem arz etmektedir. Hiçbir şey bu birlikteliğin gerçekleşmesinin önünde durabilecek güce sahip değildir. Kim ne kadar ve hangi gerekçeyle karşısında durursa dursun bu birlikteliği engellemesi mümkün değildir.

Demokratik ulus anlayışı özgürlükçü laik bir yaklaşım içermektedir. Tüm kesimler gibi Alevilerin de kendi temsiliyetini bu özgürlük cephesinde şimdiden örgütlemesi şarttır. Türk İslamcı devlet anlayışına karşı ortakçı, paylaşımcı ve özgürlüklerden yana cephede herkes sorumluluklarına sahip çıkmalıdır. Kimse “banane” diyecek bir lükse sahip değildir, çünkü her yerde saldırılar sürmektedir. IŞİD’in varlığı Irak- Suriye ile sınırlı görünse de stratejik bir zihinsel müttefik olan Türkiye Cumhuriyeti, Alevilere ve Kürtlere ve gayri müslimlere  aynı siyaseti uygulamakta ve bu kesimlerin varlığını ortadan kaldırmak için devlet olmanın tüm imkanlarını kullanmaktadır. Devlet olarak Kürt ve Alevi düşmanlığını örgütlemekte topluluklar arası ayrılıkları derinleştirmekte kendisine benzeşmeyeni ortadan kaldırmak için her türlü yolu denemektedir. Kürtlerin temel hakları Alevileri temel talepleri sürekli saldırılara maruz kalmakta en temel insani talep olan anadilde eğitim ve Alevilerin eğitim hakları çiğnenmektedir.  Bu anlamıyla bizden uzak duran bir siyaset değil tamamıyla günlük hayatımıza şekil veren IŞİD siyaseti ile karşı karşıyayız.

Bunun farkında olan Aleviler, Kobanê sınırına ikinci kez giderek Kobanê direnişiyle halkıyla dayanışma içinde olduklarını ortaya koydular. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve Levhi Kalem Alevi Fikir Topluluğu’nun çağrısıyla Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) ve Alevi Kültür Dernekleri’nin (AKD) katılımıyla Kobanê sınırına yürüyüş yapıldı. ABF Genel Başkanı Fevzi Gümüş burada yaptığı açıklamada Rojava’nın kazanmasının laik ve demokratik halkların kazanımı olduğunu vurguladı.  Alevilerin genel bakış açısını ifade eden bu durumun kendisini önümüzdeki dönemde daha çok hissettirerek sürdüreceği açıktır. Türkiye’deki Aleviler Kobanê’deki halkların direnişini kendilerinin direnişi olarak görüyorlar. Alevi kurumlarında cemevlerinde bu tartışma ve sahiplenme devam ediyor. Yöre dernekleri başta olmak üzere birçok Alevi kurum Şengal’de Kobanê’yle dayanışma ve yardım kampanyaları yürütüyor.

Aleviler biliyor ki, Kürde düşman, Alevi’ye düşman çeteler kimin çetesidir? Kim ki Alevi’ye düşman Kürde düşman işte onun çetesidir.

Yorumunuzu yazınız