PAYLAŞ

candundarCAN DÜNDAR

Diyarbakır’da bu hafta sonu önemli bir kongre var.

Onun hazırlıkları yapılıyor. İşareti geçen yıl, Abdullah Öcalan çakmıştı.

PYD güçleriyle çatışan El Kaide bağlantılı El Nusra güçlerinin Suriye sınırındaki Öcalan posterlerini çiğnediği günlerdi. Öcalan, bir bayram mesajı kaleme aldı ve İmralı görüşmesinde Pervin Buldan’a verdi.

Mesaj şuydu:

“El Kaide, El Nusra gibi İslama ihanet içinde olan kesimlere karşı Diyarbakır’da Demokratik İslam Kongresi çağrısı yapıyorum. Bu kongre çalışmalarında Alevisi ve Sünnisiyle tüm halkımızın derinlikli tartışmalar yürütmesi son derece önemlidir. Hz. Muhammed’in Medine Şûra çalışmaları örnek alınarak, Şeyh Said gibi tarihi kişiliklerin ruhuna uygun olarak bu çalışmaların yapılması önemlidir.”

***

Böylece Öcalan, Suriye sınırında ve Güneydoğu’da bilek güreşi sürerken, beklenmedik bir hamleyle “gerçek İslam”ı tartışmaya açmış oldu.

Bir yandan devletle müzakere sürdürürken, bir yandan da toplumsal bazda bir zemin çalışması başlatıyordu. Diyarbakır’da Demokratik Toplum Kongresi’nin temsilcileriyle görüştüm.

Öcalan’ın çağrısını hayata geçirmek için uzun süredir hazırlandıklarını anlattılar.

İki günlük kongreye kurumsal katılım olmayacağını, kişilerin kendi adlarına davet edildiğini söylediler.

***

“Demokratik İslam”, iddialı bir başlık…

Yıllar önce Ali Bulaç’ın tartışmaya açtığı Medine Sözleşmesi”nin Kongre’de yeniden gündeme alınıp tartışılacağı anlaşılıyor.

Çoğulcu bir yapının çatışmadan bir arada var olabilmesinin çerçevesini belirleyen sözleşmenin, Kürt meselesinin çözümünde model olup olamayacağı araştırılacak. 48 kişilik çağrıcılar listesinde Türkiye’den, Avrupa’dan, Rojova’dan isimler var. Din âlimleri çoğunlukta…

Programa göre konferansın ilk gününde, İslamın demokrasi, hukuk, özgürlük, ezen-ezilen çelişkisi konularına bakışı araştırılacak. İkinci gün ise “İslam ve şiddet” ve İslamda kadın” tartışılacak.

Cevap aranacak soru, çağrı metninde şöyle tanımlanıyor:

“Ortadoğu’yu, bu coğrafyanın bütün inançları, kimlikleri, mezhepleri, kültürleri için huzur dolu bir ev haline nasıl getirebiliriz?”

***

Öcalan, PKK bayrağı altında sürdürdüğü 30 yıllık silahlı mücadele ile Türkiye’nin tüm dengelerini kökten değiştirdi.

Yakalandıktan sonra da İmralı’da küçücük bir hücreden, ülkenin kaderine hükmetmeye devam etti.

Ben olsam asardım” demiş bir Başbakan’ı kendisiyle müzakere yapar konuma getirdi.

Birçok yasal, anayasal değişikliğe dolaylı imza attı.

Bölgede kan davalarından kadının pozisyonuna, dağdakilerin dönüşünden partilerin birleşip ayrışmasına, aday seçiminden tahliye kararlarına kadar her alanda ağırlığını hissettirdi.

Şimdi de din alanına giriyor; İslamı tartışmaya açıyor.

“Demokratik bir İslam” şiarıyla, “kafa kesen İslamcılar”ı teolojide mahkûm etmeye, “

Bu din, bildiğiniz gibi değil” mesajı vermeye hazırlanıyor.

Hafta sonu Diyarbakır’a dikkat!

Asırlık bir tartışma yeniden başlıyor.  

Cumhuriyet

Yorumunuzu yazınız