PAYLAŞ

FEDA_paris_isvicre_gecesiKADİMDEN  GÜNÜMÜZE ,  İNSANLIĞA REHBER ,TOPLUMSAL PAYLAŞIMIN SİMGESİ,MAZLUMLARIN UMUDU,HASTALARIN  ŞİFASI,  HAKKIN,HAKİKATIN  İSPATI , BOZATLI XIZIR  ,TU BI XER HATİ

Şahı Merdan Xizir Aşkına, Bismi Şah;

Kızılbaş Alevi inanç kültüründe,  iki önemli bayramdan biri olan, XIZIR günleri başlıyor.

Her yıl  miladi takvime göre şubat ayının ikinci haftasında başlayıp ,3 günlük oruçla karşılanan xızır günlerinde ,Xızır Cemleri ile yapılan kutlamalarda,arınmanın,durulmanın,paylaşımın,sevginin,saygının ,dayanışma kültürünün tüm örnekleri yaşanılır ve her Alevi-Kızılbaş insanın ruhunda ,bedeninde bir Xızır zuhur ederek hakkın ve hakikatın sevdasına  karşı,  umut olmanın ve biribirilerine xızırın emri ile el uzatmanın ,lokmalarını paylaşmanın ,vesilesi ile CEM olurlar.Hakkın ,haklının siyasetini ,zalimlere ,nefsine esir olanları da lanetleyerek , engel olmanın ,dur demenin sorumluluğunu dile getirirler.

Xızır kültü ve kültürü bir çok halkın yaşamında farklı isim ve şekillerle ,ama yaklaşık olarak aynı amaçlar çerçevesinde kutlanır ve anılır.Ancak Kızılbaş alevi süreğinde sıradanlaştırılmadan ,çok özel bir süreç olarak yaşanır.Bunun nedeni Xızır kültürüne analık yapan ve bu kültürü yaratan toprakların Mezopotamya olmasıdır.Alevi kızılbaşlarında, Kadimden günümüze bu toprakların halklarının değerlerinden bir  yaşam felsefesi  yaratıp ,bunu inanca taşıyarak.insani ,etik,ahlaki değerlere kutsallık kazandırmasıyla ve her yıl bu gelenekleri tekrarlayarak ,hem toplumsal hafızaya ,hem de insanlık alemine bir değer olarak miras bırakmışlardır.

Hızır geleneğinin Anadolu da ki tüm Alevi toplum kesimlerinde orucu tutulup kurban ritüeliyle her yıl tekrarlarla etkin kutlanmasına karşın, özellikle kendisini Kızılbaş olarak tanımlayan Koçgiri ve Dersim coğrafyası Alevilerinde anlamı daha derin, oruç ve kurban uygulaması daha etkin ve yaygındır. Anadolu Alevi toplum yaşamında önemli bir yeri olan Hızır Orucu geleneğinin, salt inanç boyutu önemli olmasına karşın, bu inanca maddi temeli üzerinde açıklama getirilmez ise, kadimden günümüze ne için taşındığına dair mantıklı bir anlam yüklemek mümkün olmaz.

Dikkat edilirse Hızır Orucu geleneğinin her yıl Şubat ayı içinde kutlanması ilginçtir. Şubat ayı, yılın kış döneminin sonuna yaklaşıldığı, baharın uç-verdiği ve doğanın yeniden uyanmaya başladığı evredir. Uzun kış sürecinde insanların ve hayvanların besin maddelerinin azaldığı, bu bağlamda sıkıntıların arttığı bir dönemdir Şubat ayı. Neredeyse yılın yarısını yoğun kış ortamında geçiren Dersim ve Koçgiri coğrafyasının dağlık ve yüksek rakımlı olduğu ve çetin doğa koşulları göz önünde tutulursa, Hızır Kültünün derin anlamı kolay anlaşılır.

‘‘İlk çağın insanlarının ilkel aletlerle yaptığı, sulama tekniğinin olmadığı koşullarda tarımın verimsizliği, üstelik bu tarımın günümüzde olduğu gibi doğa afetleri tehdidi altında olduğu kavranırsa, kışlık besin değerlerinin yetersizliği, uzun kış sürecinde bitme noktasına gelindiği ortamların yarattığı sıkıntıların vahameti kolay anlaşılır. İnsanoğlu bu koşullarda kitleler halinde açlıktan ölmemek için varlarını birleştirip günde bir kere yiyerek “Oruç” geleneğini, “Lokma” şeklinde paylaşımla da dayanışma kültürünü yarattı. Hızır inancı ve geleneği, böyle sıkıntılı ortamlarda insanın yardımına muhtaç olduğu bir güce sığınma ihtiyacından doğdu.‘‘

Yiyecek kıtlığının insanı ne büyük sıkıntılara ve acılara gark ettiğini günümüz bolluk ortamında anlayabilmek için bir an, kendimizi o çağın ortamı ve koşullarında hissetmemiz gerekir. Günümüzde o

çetin ve korkunç ortamın acısını etinde kemiğinde hissederek kavrayanlar, faşizmin zindanlarında yaşam mücadelesi veren ve o ortamda varını birleştirerek KOMÜN yaşamı kuran siyasi tutsaklardır

Temeli ,ilk insanın yaşamsal zorluklarından doğan sorunlara,toplumsal dayanışma  ve paylaşım  yoluyla çareler ve çözümler  bulunmasına dayalı bu kültür ,özellikle Luviler dönemindeki  Site şehir devletleri nin yönetsel  espirisi içinde oluşan yönetim ve yaşam biçiminin Alevi felsefesinde ,RIZA ŞEHRİ , efsanesine taşınarak , bu toplumcu paylaşımcı komün kültürü- ne inanç seronomisinde ,bir kutsama katılarak  ,tarih içinde bir çok kültürün sembol ve değerlerleri ile süsleyerek   günümüze kadar  getirmişlerdir.

Yüzlerce yıl olduğu gibi ,bu yıl da ,Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasında  zalimle mazlumun davası devam etmektedir.Kürt halkının,kızılbaş alevilerin,emekçilerin,bil cümle mazlumların cephesindeki  cümle canlar bir olacak ,başta insanlık davası uğruna canlarını feda edip  şehadet  şerbetini içen, cezaevlerinde hakkın davasını sürdüren özgürlük kahramanı  tutsaklar,  olmak üzere  ,yolun ,davanın,hizmetini yürütenleri saygıyla anıyoruz ve selamlıyoruz.

Bu yıl ki xızır günlerimizde ,önümüzdeki seçimlerde , ,egemenlerin düzenine karşı hakkın ve mazlumların siyasetini temsil eden HDP-BDP adaylarını destekleyerek yaşamımızın Xızırı olalım..

Bu Xızır günlerine denk gelen ,halkımıza ve önderliğimize karşı uygulanan ,15 şubat komplosunu  Cemlerimizde binlerce kez lanetleyelim ve Uluslar arası zalimlerin şer  ittifakına karşı bir olalım,nefeslerimizle ,gücümüzle,gönlümüzle ve dualarımızla  cemlerimizi  hesap sormanın mahkemelerine  dönüştürelim.  Cümle varlığın Cem olduğu yaşam hakkı aşkına, kendi varından veren, arı duru pak kılan, hakikat erenleri aşkına Lokmalarımızı pay etmeye, nasıp alıp nasıp vermeye, bütün çanları Xizir Cemlerinde Cem olmaya bekliyoruz.

Ya Xizirê siwarê pêşiya rohılatê,

Ya Xizirê ser kelek û gemiyan,

Xwedanê bêkes û bê xwediyan ,

Ya melekê ser  erd û ezmên,

Ya melekê serê sibê, ya hîva zerî;

Deriyê şer bigire, deriyê xêrê veke,

Derdê bê derman mede tu kesî,

Miradê  kesekî  di çavan de mehêle.

 

FEDA –Demokratik  Alevi Federasyonu

Eşbaşkanı , ALİ Köylüce

11.02.2014

Yorumunuzu yazınız