PAYLAŞ

Fâtê Râş
‘Hasta adam’ Osmanlı’nın mirasını almak isteyen Rusya, Fransa ve İngiltere pay alma kapışmasına girdiklerinde, Almanya ve İngiltere Osmanlı’yla ittifak yaparak Rusya’ya karşı 3 yıl süren büyük bir savaşa giriştiler. Aslında savaşı başlatan taraf Rusya’ydı. Marx o günler şöyle yazıyordu:
Gerçekten, Rusların tüm davranışları, düzenli, modern bir savaş girişiminden çok, Timur’un Kürdistan kentlerini almak üzere giriştiği barbarca yöntemleri anımsatıyor. Öte yandan, apaçık görülüyor ki, Silistre’nin güçlü ve kahramanca savunulması, müttefik devletleri olduğu kadar Osmanlı Devleti’ni de şaşırttı. ‘
Evet, O Silistre ki gerçekten büyük kahramanlıkların gösterildiği bir yerdi ve orda çarpışanlardan bazıları da kadındı. Namık Kemal’e ilham olan Silistre’nin bir kahramanı vardı ki, resmi tarihçiler ‘Kara Fatma’ yı Türk diye lanse etmişlerdir.
Oysa, İngiliz The Illustrated London News, Fransız Illustration, Jornal Universal ve Le Tour de Monde, Alman Globus, İsveç Svenska Familj-Journalen gibi zamanın batı gazetelerinin manşetinde yukarıdaki gravürle birlikte şu başlıklar kullanılmıştı:
Kürt Amazon İstanbul’da’ ‘Kürt Aşiret Reisi Kadın 300 Amazonla İstanbul’da’ ‘Kürt Prensesi Savaş’ta’ Kürdistan Kahramanı Kürt Fatma’
İngiliz The Illustrated London News, 24 Haziran 1854 tarihli sayısında hemşehrimiz Kara Fatma’nın nerden geldiğini de yazıyordu:
‘Kara Fatma’nın kendisi, bir Kürdistan şehri olan Maraş’tan. Gezgin bir İrani kavim olan Kürtler’in yiğitlikleri düşmanlara büyük korku verir…’
Bir kadının savaşa katılması Osmanlı’da büyük bir moral kaynağı olmuş ve savaşa katılmak için insanlar İstanbul’a akın etmiştir. Kara Fatma’nın bizzat padişah Abdülmecit tarafından da kabul edildiği ve aralarında şöyle bir konuşma geçtiği belirtilir:
Padişah: Senin gibi böyle kahramanlıklar gösteren birisi nasıl olur da Türkçe bilmez.
Kara Fatma: Padişahım eğer siz Kürtçe bilseydiniz, sizin Türkçe konuşmanıza gerek kalmazdı.
Savaşın sonuçlarını az çok biliriz. Konumuz bu değil zaten. Tarihçiler, Kara Fatma’nın bu davranışını, Osmanlılar tarafından bir adada tutuklu bulunan kocasını kurtarmak için bir jest yapmak istediklerini belirtirler.
Kara Fatma’nın, Batı literatürüne Kürt Prensesi olarak geçmesinin sebebi ise aşiretin başında kendisinin olması. Kitabından alıntı yaptığım değerli hocam Mehmet Bayrak’ın Fate Reş’in soyundan gelen Mustafa ve Hasan Fotaraş ve Asaf Koçdağ’la yaptığı görüşmede anlatılanlara göre, Fate Reş, Sinemilli aşiretinin reisi Kara Bilal’in kızkardeşidir. 1840 yıllarında Kara Bilal ölür ve yerine Beko Ağa getirilir. Ancak aşiret bu kişiyi aşireti kötü yönettiği için ağalıktan indirir ve onun yerine Kara Bilal’in oğlu Ali’yi getir.
Ali Ağa 5 yıl yönetimde kaldıktan sonra ölür. Çocuklar yetim kalınca, bunlara ‘Mole Delükan’ denmiş. Aşiret de bu aşamadan sonra en yetkin kişi olarak Fatareş’i aşiret reisliğine getirmiş. Fotaraş’ın Savaş sırasındaki yaşı yaklaşık 65′tir.
Yaralı olarak savaştan dönen Fotaraş, kocasını hapisten kurtarmış mıdır, bilinmiyor ama savaştan sonra yayınlanan Islahat Fermanı’yla azınlıklara bazı haklar verildiği biliniyor.
Kaynak: Mehmet Bayrak-Geçmişten Günümüze Kürt Kadını
Gundi

Yorumunuzu yazınız