PAYLAŞ

aleviMuharrem ayı Alevi canların Kerbelâ şehitlerini, Oniki imamlar ve Alevi inancında  yol  uğruna sır vermeden-ser verenlerin çekmiş oldukları acıları yüreğinde hissetmek için yaşattıkları bir matem ve iç arınmadır. Alevilerin bu duygusal döneminde, onların iyi niyetlerini suistimal edip, inancı özünden uzaklaştırıp, şeriatın içinde eritmek istiyorlar.

Devlet-Diyanet ve Cumhurriyetci Eğitim Merkezi (Cem Vakfı) ortak çalışması ile, Aleviliği yok etmek, Alevi canları asimile etmek ve Şeriat’ın karşısında muhalif olan gücü ortadan kaldırmak için  Diyanet İşleri Başkanlığı “Dede”lerini Avrupa’ya gönderiyor.

Devletin ve Diyanetin ziyniyeti belli. Peki buna alet olan “Dede”lere  ne demeli? Devlet atına binip, devletin parasıyla geçinip ve onun korumasında olan bu “Dede”ler, kendi ecdatlarının geçmişine ihanet ediyorlar.

Anadolu’daki Mürşit, Pir ve Dedeler yüz yıllardır bu güzelim inancın yok olmaması ve Alevi canların asimile olmamaları için canlarını siper ederek, taliplerin  inançsal hizmetlerini ve ibadetlerini gerçekleştirmek ve taliplerini hayata hazırlamak, talip canların birliğini ve dirliğini sağlamak için at sırtında, kar-kış demeden, ailesi ve çocuklarının hasreti ve özlemi burnunda tüterken, gece-gündüz yol uğruna yollarda iken, tek amaçları talibin aynası olmaktı.

Eline, diline sahip oldular. Yol dilini kullandılar. Talibin rızası ile gönül çerağı olarak, vermiş olduğu hakkullah dışında, birilerine yaranmak için, kimseden kuruş almadılar. Zaman-zaman ekonomik sıkıntılar içinde yaşamış olsalar da, hiç bir zaman devlete yanaşmadılar. İnancını ve talibini asimile etmek için kimseyle pazarlığa oturmadılar. ”Gönül kalsın yol kalmasın” desturunu hayata geçirdilir. Ben yerine, hep biz olmayı ilke edindiler.

Alevi yol ehli, hayatın her alanında ilim-irfan’la kendini geliştirip ”İnsan-ı Kamil” olma yolunda çaba harcarken, talibinide eğittiler. Her daim Muhabbet dilini hakim kılıp, onun gereği olarak ”eline, diline, beline, eşine, işine ve aşına” sahip oldular. Bu kuralları ihlal eden talip, Pir’i tarafından dara kaldırılıp, Talibin eksiklerini-hatalarını gidermesi için başta Pir’i olmak üzere herkes kendisine yardımcı oldular. Eğer talip hata yapmaya devam ederse toplum içinde “Düşkün” ilan edilip, bir daha ibadet erkanlarına alınmadılar.

Alevilikte ”RIZALIK” olmadan hiç bir şey yapılmaz. Bu gri pasaportlu “Dede”ler kimden rızalık aldılar? Avrupa’da hizmet alanında kendilerine ihtiyaç da yok iken, Diyanetin sözcüleri olarak biz Alevilerin Matem Orucu  günlerinde canların iyi niyetini kendi çıkarları için kullanıp, bireyleri bu kirli oyuna alet ederek Avrupa’daki bir çok şehre gelip Alevileri asimile edip, devletten pirim almaya çalışacaklar. Bizim nazarımızda bu dedeler ”Düşkündür”. Kendilerini toplumun vicdanı ile başbaşa bırakıyoruz.

Daha önceki yıllarda da Avrupa’daki örgütler ve canlar tarafından uyarılan bu “Dede”ler halen hatalarını anlamış değiller. Bilinmelidir ki; Diyanet kadrosuna dahil edilen bu “Dede”lere asla ve asla kucak açmayacağız. Canlar bu gri pasaportlu “Dede”leri hak ettikleri yere koyacaklardır.

Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Yol-Erkân Komisyonu  ve bölge yönetimleri olarak, Alevi Kültür Merkezlerimizde gerçekleştireceğimiz Muharrem Muhabbetlerinin organizasyonunu aylar önceden planladık. Bizim bu anlamda devletten her hangi bir talebemiz yoktur. FUAF olarak, bugüna kadar olduğu gibi bundan sonra da Fransa’ya gelecek olan Diyanet-Cem Vakfı “Dede”lerine karşı dik duruşumuzdan taviz vermeyeceğiz.

Ve zalime inat; Alevice yaşayıp, Alevi onuru ile mücadele etmeye devam edeceğiz.

Hüseyin Çarman
Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF)
Yol ve Erkân Komisyon Sorumlusu

Yorumunuzu yazınız