PAYLAŞ

alevi_kurultay_3Hüseyin ALİ

Erdoğan 30 Eylül’de demokratikleşme paketi açıklayacağını söyledi ama ne Kürtlerde ne Alevilerde ne de diğer demokrasi güçlerinde bir heyecan yaşandı. Hatta demokrasiyi en fazla isteyen toplumsal kesimler bu paketin demokratik içerikli olacağına inancı en az olan kesimlerdir. En başta da yöntemi demokratik olmayan bu paketten en temel demokratikleşme sorunlarına çözüm getirmesi beklenemez. Kürtler bir toplum ve irade olarak tanınmadığı için Kürt sorunu ortaya çıkmıştır. Sorunu çıkaran zihniyetten de bir çözüm iradesi ve politikası çıkmaz. AKP’nin demokratikleşmeyi ilgilendiren konularda kullandığı yöntem haklı olarak bu değerlendirmeleri yaptırmaktadır. Öte yandan AKP’nin 12 yıllık iktidar pratiği de paketin çözüm için değil de dönemi kurtarmak ya da eski politikaları yeni koşullarda sürdürmek için gündeme getirildiğini düşündürmektedir.
Bugün demokratikleşme paketi denilen hükümet çalışmasının içinde Alevileri ilgilendiren konulara değinmek istiyoruz. Alevilere yaklaşımı da AKP’nin zihniyet ve politikalarını ele vermesi açısından çarpıcıdır.
Cemevleri ibadet yeri olarak kabul edilmeyecek ama bir statüye kavuşturulacakmış. Her cemevine devlet maaşlı birkaç kadro verecekmiş. Cemevlerinde çalışan birkaç kişiye maaş bağlanacağı, bunların içinde dedelerin ve Alevi pirlerinin de olacağı söylenmektedir. Bu yaklaşım Aleviliğin hiç tanınmadığını, daha doğrusu Aleviliği özünden koparmayı ifade etmektedir.
Aleviliği Alevilik yapan tarih içinde devlete bulaşmamış olmasıdır. Alevi Pirleri ve Dedeleri de toplum içinde yaptıkları hizmetler karşılığında çıralık alarak yaşamlarını sürdürmektedirler. Böylece topluma bağlılıkları güçlü biçimde olmaktadır. Pirlerin aldıkları karşılık sadece ibadet yaptırmalarından değil, esas olarak toplumsal sorunları çözmelerinden dolayıdır. Zaten cem ibadetleri aynı zamanda toplumsal sorunları çözme platformudur.
Aleviliğin güzel değerler taşıması da devlete bulaşmaması, devlet dışı toplum olarak kendi yaşamlarını her alanda bugüne kadar sürdürmesidir. Devlete bulaşmak Alevilerin deyişiyle Hızır Paşa sofrasına oturmaktadır. Bu sofra da baskıdır, sömürüdür, haksızlıktır, adaletsizliktir. Bu nedenle bu sofraya Pir Sultan oturmadığı gibi Pir Sultan’ın köpeği bile yanaşmamıştır. Çünkü devlet sofrası haramzadelerin sofrasıdır.
İnançlar ve dinler tarihi kanıtlamaktadır ki inançlar, dinler devletle ilişkilendiği zaman özünden kopmakta ve bozulmaktadırlar. En somut örnek Hıristiyanlık ve İslamiyettir. Hıristiyanlık ne zaman devlet dini olmuşsa o zaman özünden koparılmıştır, sömürü ve baskıya alet edilmiştir. Muaviye’nin iktidara gelmesi ve Emeviler dönemi gerçek anlamda İslamiyetin iktidar ve devlet aracı ve ideolojisi haline getirildiği dönemi ifade eder. Asrı Saadet döneminin bitişi olarak anılır.
Sadece Hıristiyanlık ve İslamiyet değil, tüm inançlar ve dinler devlete bulaştıklarında aynı akıbete uğramışlardır. İktidara ve devlete bulaşıp temiz kalmak mümkün değildir.
Aleviler de tarihlerinde ne zaman ki devlete yaklaşmış ve bulaşmışlarsa özünden uzaklaşmaya başlamışlardır. Hacı Bektaşi Veli sonrası Bektaşilik bir dönem belirli düzeyde devletle ilişkilenince Aleviliğin eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik karakterinden uzaklaşma yaşanmıştır. Suriye’de iktidarla iç içe olunması da Aleviliğin değerlerinden uzaklaşma ortaya çıkarmıştır. Hz. Ali, Hz. Hüseyin ve On iki İmamlara bağlılığını ifade eden Şialığın devletleşmesinin bu değerlerle özde bağının kalmadığını tarih ve bugün ortaya koymaktadır.
Şu açıktır ki Aleviliğe yapılacak en büyük kötülük, en büyük ihanet devlet içine almaktır; Alevi inanç önderlerinin ya da hizmet edenlerin devlet maaşı almasıdır. Cem evlerini ve alevi inanç önderlerini de diyanet işleri başkanlığına bağlı hale getirilen cami ve imamlar gibi devletleştirme sürecine sokmak istiyorlar. Diyanet işleri başkanlığının kaldırılmasını isteyen Aleviler tabii ki, Aleviliğin devlete yedeklenmesini kabul etmeyeceklerdir.
AKP hükümeti Kürt sorununun çözümünde Kürtlerin görüşünü esas almadığı gibi Alevilerin sorunlarında da Alevilerin görüşünü esas almıyor. Alevilerle ilgili kararları da kendisi veriyor. Aleviliği en az tanıyan, şimdiye kadar Aleviliği sapkın olarak gören bir zihniyetin Aleviliği olduğu gibi kabul edip temel haklarına saygılı olması tabii ki zordur. Aleviler kendilerini nasıl ele alıyorlarsa, Aleviler cem evlerini nasıl görüyorlarsa, inançlarını nasıl yaşıyorlarsa bunu olduğu gibi kabul etmek yerine Aleviliğe bir elbise biçmek yapılabilecek en son şeydir.
Alevi toplumu içinde farklı düşüncede olanlar vardır, ama çoğunluğunun ortaklaştığı konular da vardır. En azından buna saygı göstermek gerekirken Alevileri de asimile etmek ve kültürel soykırıma uğratmak için devlet içine çekmek Aleviliğe yapılacak en büyük saldırıdır. AKP hükümeti Aleviliği olduğu gibi kabul etmiyorsa, edemiyorsa, hiç değilse el atmasın, gölge etmesin!
AKP eğer pakette olduğu söylendiği gibi bir yaklaşım içindeyse bu, bir türlü bitirilemeyen Aleviliğin yeni yol ve yöntemlerle bitirilmek istenmesidir. Aleviler için de en büyük tuzak budur.
Dünyada her şey olabilir, ama bir inancın başka bir inancı tanımlaması ve onu kendine göre ele alması ve bir kalıba sokması kabul edilemez.

Yorumunuzu yazınız