PAYLAŞ

cemevi_londraİngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Londra’da düzenlediği bir gösteriyle, Hatay’daki olaylar sırasında hayatını kaybeden Ahmet Atakan’ın ölümünü protesto etti

-İSRAFİL ERBİL: GÜLEN-DOĞAN PROJESİ, BİR KÜLTÜRÜ, İNANCI KATLETME, BİTİRME VE ORTADAN KALDIRMA PROJESİDİR

Cumartesi günü saat 12.00 sıralarında Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçiliği önünde düzenlenen gösteriye, İAKM ve Cemevi Başkanı İsrafil Erbil, Day-Mer Başkanı Ahmet Sezgin ve Cemevi yöneticilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda Alevi vatandaşı katıldı.

“Devletin Alevisi Olmak İstemiyoruz” ve “Cami-cemevi projesi Aleviliğe ihanettir” şeklinde dövizler açan grup Ankara, Tuzluçayır’daki saldırıları protesto etti.

Gösteride Cemevi Başkanı İsrafil Erbil kısa bir konuşma yaptı.Fethullah Gülen ve İzzettin Doğan’ın Cami-Cemevi ortak projesine tepki gösteren Erbil, “Bu tür projelerle Aleviliğin içini boşaltmaya ve Alevi inancını yok etmeya çalışıyorlar” dedi.

Projenin Türkiye’de Alevilere yönelik sürdürülen asimilasyon politikalarının bir devamı olduğunu kaydeden Başkan Erbil, “Bu projeye; Bir kültürü, bir inancı katletme, bitirme ve ortadan kaldırma olarak bakıyoruz” dedi.

Antakya’da öldürülen Ahmet Atakan’ın ölümünden  Fettullah Gülen ve İzetten Doğan’ın sorumlu olduğunu belirten Erbil, “Bizler dostumuzu ve düşmanımızı iyi tanıyamazsak, kandırılmış olanlada da yardımcı olamayız” diye konuştu.

Erbil’in konuşmasının ardından Alevi kurumlarının ortak olarak yayınladığı basın açıklamasını Croydon Cemevi Başkanı Mahmut Aydoğan okudu.

Aydoğan, “Pensilvanyalı Hoca Efendi ve İzzettin Doğan Hoca Efendi ortaklığında yapılan ‘Cami, Cemevi iç İçe’  projesi barış projesi değildir. Her iki inanç açısından da bir meşruiyeti ve hakkaniyeti yoktur. Arsasından, imar projesine, temelinden, harcına kadar yöntemi korsan zihniyeti gayrı meşrudur! Bu bir Asimilasyon projesidir, Aleviliği ‘ılımlı Siyasal İslam’içinde eritmeyi amaçlamaktadır” dedi.

“Mevcut anlayış tarafından bilinçli ve kasıtlı olarak ‘Alevileri, Sünnilerle barıştırma’ kavramı kullanılmaktadır” diyen Aydoğan şunları söyledi; “Biz Alevilerin, Sünni toplumu ile çözümlenmeyecek, kavgayı gerektirecek bir sorunumuz yoktur. Aleviler, Sünnilerden değil, devletten hak istiyorlar. Alevileri ötekileştiren, meşru demokratik haklarımızı gasp eden, Aleviliği yasaklayan Sünni Toplumu değil ırkçı, gerici, asimilasyoncu devlet anlayışıdır. Biz Aleviler Laik, Demokratik Türkiye ve Eşit Yurttaşlık İstiyoruz. Aslında biz Aleviler hak alma noktasında bile değiliz! Varlık yokluk noktasındayız!!! AKP eliyle Türkiye’nin dört bir yanında ve Suriye’de Alevilere karşı yürütülen devletin geleneksel inkarcı politikası haklarımızı ve inancımızı tanımak yerine kendi siyasetine göre bir Alevilik tanımı yapıyor”

İki Hoca Efendi’nin Mamak/Tuzluçayır’ı özellikle seçtiklerini ifade eden Mahmut Aydoğan, sözlerini şöyle sürdürüdü: “Hoca Efendilerin proje ortakları evlerimizin içine kadar girip adına “Gaz bombası” dedikleri kimyasal silahlarla beşikteki bebeklerimizi, yatak odalarımızı zehirlemişlerdir. Gezi eylemlerinde genç canlarımızı hunharca katleden polis güçleri yine Hatay’da Ahmet Atakan Canımızı katletmiştir. Polisin insan hakları, demokrasi ve toplum düşmanlığı, kimyasal gaz terörü, katliam tutkusu bizzat Başbakanın talimatlarıyla yürüyor. Soruyoruz, Gezi Eylemlerinde katledilen canlarımızın katilleri nerede? Bunca somut delil ortada iken, neden katilleri koruyup saklıyorsunuz?… Hangi hukuk katilleri koruma, kollama ve saklama hakkını size veriyor???”

Mahmut Aydoğan konuşmasında  AKP Hükümetinin “İleri demokrasisi”ninsahte olduğunu belirterek, “AKP İçte ve dışta ısrarla yürüttüğü şiddet ve nefret politikasının adını “Çözüm süreci” koymuştur.  AKP’nin “Alevi açılımı” ve “Çözüm süreci” de sahtedir. Maaşlı dedelik, devletleştirilmiş Alevilik, ibadethane statüsü tanınmaksızın cemevini diyanet vakfı içinde camileştirmek taleplerimiz arasında yoktur. Başbakanın yegane çabası sahte demokrasi paketleri ile Yerel seçimler için zaman kazanmaktır. Bakınız “Yeni anayasa” dedikleri “Süreç” 12 Eylül Askeri Darbe Anayasasını yamalama sürecine dönmüştür. Yarın 12 Eylül 1980 Faşist darbesinin 33. Yıldönümüdür. 33 Yıldır Türkiye 12 Eylül zihniyeti ile yönetilmektedir. “Darbecileri yargılayacağını” söyleyen AKP rejimi 12 Eylül zihniyetini yaşamın her alanında ısrarla sürdürmektedir” dedi.

Aydoğan sözlerini şöyle sürdürdü:   “Alevi kurumları olarak oyunun farkındayız! Hoca Efendilerin ve AKP Hükümetinin aktör olduğu bu asimilasyon, ırkçılık ve katliam senaryosunun uygulanmasına izin vermeyeceğiz.

Türkiye’de ve Avrupa’da örgütlü olan Alevi Kurumları olarak bir araya geldik, Laik, Demokratik Türkiye ve eşit yurttaşlık hakkı için bir kere daha Türkiye’nin her yerinde “Gezi Ruhu” ile alanlara çıkmaya, demokrasi mücadelesini yükseltmeye karar verdik.

Ekim (2013) ayı içinde Adıyaman, Mersin, İzmir, İstanbul’da yüz binlerce canımızla yapacağımız mitingleri Türkiye genelinden Ankara yürüyüşümüzle sürdüreceğiz. Hiç kuşkusuz hak almanın, demokrasi ve özgürlükleri edinmenin yolu sokağa çıkmaktan, baskı ve katliam politikasına inat meydanlarda buluşmaktan geçiyor. Demokratik Alevi Hareketi olarak eylem programımızı yerel örgütlerimizle dost ve müsahip kurumlarla paylaştıktan sonra takvimlendirip, uygulamaya koyacağız”

Yorumunuzu yazınız