PAYLAŞ

ali_kenanogluAli KENANOĞLU

İstanbul’da yapılacak olan üçüncü köprünün adının Yavuz Sultan Selim olacağı açıklandı. Bu ismin sadece şanlı Osman
lı tarihine olan hayranlıktan kaynaklı olmadığını, Yavuz Selim’in siyasetine olan hayranlık ve onu ilke edinmenin de bir sonucu olduğunu bilmek gerekir. Bilinçli bir seçimdir, üzerinde düşünülerek belirlenmiş bir isimdir.

Yavuz Sultan Selim, Ak Parti iktidarının ilke ve amaçlarına; yürüttüğü ve sürdürmek istediği politikalara da uygun bir semboldür. Yavuz, Osmanlı’nın batıya dönük yüzünü doğuya çeviren ve Halifeliği alarak Sünniliği, Anadolu coğrafyasında etkin kılan bir padişahtır. Yavuz, Osmanlı’da ilk Alevi katliamını yapan padişahtır. Anadolu’nun Alevi inancından temizlenmesi ve Aleviliğin yasaklanmasını, şeyhülislamlarının fetvaları ve kendisinin de uygulamalarıyla yürürlüğe koyan padişahtır.

Ak Parti’nin iktidar olduğundan bu tarafa ortaya koyduğu Alevi politikaları (çalıştaylar kandırmacası da dahil) Yavuz Selim’inkine benzer niteliktedir. Günümüzün dünyasında artık Alevi katliamını kelle kesme olarak ele almak mümkün değildir. Günümüzün koşullarında katliam, inancın kendisine yani Aleviliğe yapılırken, Alevi kimliğine mensup insanlara da yok sayma, ötekileştirme, işinden etme, görevinden etme, devlet bürokrasisi dahil tüm etkili ve yetkili kamu görevlerinden men etme olarak uygulanmaktadır. Ak Parti devletinin birincil düşmanı Alevilerdir. Çünkü oy alamadığı ve siyasetini benimsemeyen tek topluluk Alevilerdir. Ak Parti’ye biat etmeyen tek kitlesel topluluk Alevilerdir. Ak Parti ile Alevilerin kan uyuşmazlığı vardır. Ak Partinin Ak dediği Aleviler için kara, Alevilerin Ak dediği de Ak Parti için kara olmaktadır. İçki konusu, kadın konusu, bireysel hak ve hürriyetler konusu, doğa-çevre konusunda olduğu gibi Allah, Kitap, peygamber, Din iman, ahiret vb. birçok konuda farklı düşüncelere, inançlara sahibiz. Bunca ayrıma rağmen bizim bir arada yaşamamız mümkün mü? Evet mümkün, bizi bir arada tutacak olan hukuk devletidir, demokratik devlettir. Devlet demokratik ve laik sosyal bir hukuk devleti olduktan sonra herkes inancını ya da inançsızlığını özgürce yaşayacaktır.

Birlikte yaşadığımız topraklarda ve birlikte oluşturduğumuz devlette birbirlerimizin katillerini yücelterek bir kardeşlik kurmaya çalışıyorsanız bilin ki derdiniz ‘kardeş katili’ yaratmaktır. Durup dururken kardeş dediğiniz insanları birbirine düşürüyorsunuz. Yavuz ismi ortaya çıkar çıkmaz Aleviler ve muhafazakar milliyetçi Sünniler arasında yoğun tartışmalar ve hakaretler başladı. Gerek sosyal medyada gerekse bulunduğumuz mekanlarda iş yerlerinde, okulda, kışlada vb. bir arada yaşadığımız her yerde. Aleviler, Yavuz tartışması üzerinden kendilerine yapılan hakaretleri ya yutkunarak sessizce dinlemek zorunda kaldı, ya da her şeyi göze alarak tartışmaya girdi, işten atılma korkusuyla, terfi alamama korkusuyla, notlarının düşmesi korkusuyla, en zor nöbetlerin kendilerine yazılması korkusuyla. Bir nifak tohumu daha ektiniz ve bu toplumun kalbine yerleştirdiniz.

Şimdi Sünni kardeşlerimizi görelim bakalım ne kadar kardeşler. Kardeşlerinin katilinin isminin üçüncü köprüye verilmesine itiraz edip bu konuda en sert tepkileri göstermesi gereken Sünni kardeşlerimizdir. Ey Sünni kardeşler siz Maraş’ta galeyana gelen güruh gibi Yavuz ismini alkışla, sükunetle mi karşılayacaksınız yoksa kardeşliğin gereği olarak kardeşlerinizin katiline itiraz mı edeceksiniz? Şunu bilin ki Yavuz ismine eyvallah edip hâlâ bize kardeş diyenler ikiyüzlüdür. Öyle bir ikiyüzlülüğe eyvallahımız yoktur. Köprüler birleştirir, kavuşturur ayrıştırmaz, köprülere verilecek isimler katliamcıların değil birleştirici şahsiyetlerin isimleri olmalıdır; Yunus Emre gibi.

Üçüncü köprüye ‘Yavuz’ ismini, verdikten sonra yeni yapılacak olan havaalanına ‘Ebusuud’ ismini, yüz yılın projesi dediğiniz Kanal Projesine de ‘Kuyucu Murat’ ismini vererek (Bizim nazarımızda bu isimlerin ortak adı ‘Yezit’tir.)  dindarlığınızı bilemem ama kindarlığınızı yeni nesillere taşıma konusunda epeyce mesafe almış olursunuz.

Yorumunuzu yazınız