PAYLAŞ

haydar_isikHaydar IŞIK

Yetmişli yılların sonunda hızlı solculuk yapan bir hemşeherime gitmiştim. Tabii o yıllarda sol tartışılıyordu. İster istemez ulus konulu tartışmanın içinde, düşüncelerimi anlatınca, sözlerimi kesen genç: „Gönül getir hele Stalin Yolldaş’ın o kitabını,” demişti. Sanki dolabında Orhan Pamuk’un babasından aldığı bin beş yüz kitap varmış gibi hava atmıştı. Üstelik kendisi zahmet buyurup kendisi getirmiyor, kadına getirtiyor ve bu tavrıyla solcu oluyor. Seksen darbesi yapılmış Evren Kürdistan’da insan doğrarken, antifaşist cephe oluşmasına yardım etmek için Hasan Basri Aydın ile bir toplantıya katılmıştık. Toplantıyı aynı zat yönetiyordu. Konuşma için söz isteyene „Vatandaş sen konuş!” deyip söz veriyordu. Doğrusu Hasan Basri Aydın ile çoğu Kürt olan ama Türk solculuğu yapan bu gençlere üzüntü duyduk. Cehalet akıyordu. Herkes duyduklarını kendi sözde siyaseti doğrultusunda savunuyordu. Koalisyona yatkınlık yoktu. Şimdi o kişiler devletçi, kimi Kemalist, kimi Alevist, kimi Zazaist, kimi Maoist, kimi sosyalist oldu. Kürt olmak ateşten gömlek olduğu için devletin gadrine uğramamak veya hoşuna gitmek için Kürt olmadılar, olamadılar. Bunlardan bazıları bugün Kürt Özgürlük Hareketi saflarına katıldılar. Bedeni Kürt ama kafası Türk olan biri nekadar faydalı olur? Düşünün bir kez Doğu Perinçek’i; bir kez Doğu Perinçekçi, ömür boyu Perinçekçidir. İstisnalar hariç biraz kazıyınca hemen faşizmin rengi çıkar.

Buradan kendisini „Ben önce Kızılbaş, sonra sosyalistim.” diyen Hüseyin Aygün’e gelelim. Bu zat önce Kızılbaşım diyor. Gerçekten Kızılbaş mı? Kızılbaş; canlıyı ve canlının en mükemmel varlığı insanı kıble edinir. Peki kendisine sorulunca; „Sen Kürt müsün, Türk müsün… nesin?” dedikleri zaman, vebadan kaçar gibi Kürtlükten hızla kaçıp, kesin, kararlı ve devletin hoşuna gider tarzda üzerine basarak „Ben Kürt değilim.” diyor. İnsana değer veren Kızılbaş böyle demez. Devam edelim, Kızılbaş biri olsaydı; Dersim halkına soykırım uygulayan Kemal Atatürk, (Hüseyin Aygün „Uluönder” diyor,) sistemiyle mücadele ederdi. Peki o ne yaptı, Kemal Atatürk’ün soykırımcı partisi CHP milletvekili oldu. Aslında o milletvekilliğini rüyasında bile göremezdi, onu Kürt olmamaya yeminli ve Kürt hareketine düşman unsurlar seçtirdiler. Ancak boşanma avukatlığı yapabilen Hüseyin Aygün bir karamboldan, bu boşluktan seçildi. Bir de Kılıçdaroğlu’nun parti başkanı oluşu, „Marao (bizden)”, belki başbakan olur diyen, propagandaya kapılan halkımızın henüz uyanamayan kesimi oy verdi. Onlar bilemezlerdi ki, bu devlet, ne kadar kendisini inkar etse, „Akşehir’den gelmeyiz!” dese bile onu başbakan yaptırmaz. Bir defa değil bin defa kendisini inkar etse de Kılıçdaroğlu başbakan olamaz.

Hüseyin Aygün sosyalistim diyor, ama sosyalizmin ne ahlaki, ne fikri yanını taşıyor. Madem sosyalistsin, Kürtleri inkara kalkıyorsun? Büyüklerimiz, „Biz ne Kürt ne Türküz, biz Aleviyiz!” dediler diyor. Hangi sosyalist veya sosyalizm, büyüklerin sözlerine göre düşünce kurdu, sisyaset sürdürdü, felsefe yaptı? Kaldı ki bu „büyükler” dedikleri kimlerdir? Bunlar bilimde fikirde çığır açanlar mıydı? Yoksa köyünde okul yüzü görmeyen, devletin korkusu, baskısı altında kişilik dejenerasyonuna uğrayan, adı Kemal ve İsmet olanlar mıydı? Bu „büyükleri” 1980 den önce mi, yoksa 1980 faşist cuntasından sonra mı söylediler? İyi biliniyor ki, onun büyükleri Türk solcularıydı, Bir sene „üç dünya teorisi” ortaya atanlar, bir sene sonra Pol Pot yolunu sürdürenler, sonraki sene Enver Hocacı olanlar, devrim yapamayacağını anlayınca, Kürt olmamak için hızla Alevicilik, Zazacılık yapanlardı. Şafii düşmanlığı bu düşüncedekilerin temel dayanağı olduğundan, bu inanç üzerinden Kürt düşmanlığı yapılırken, devletten ödül alıyorlardı.

Aleviler ulus diyor. Hani Türklerin bir sözü var. „Cahal bahçesinde … biter.” derler. Nereden bakarsanız bakın Tuncelilierin seçtiği Hüseyin Aygün’ün bahçesinden kokular arşa yükseliyor. Biri nasıl desteksiz atar, nasıl bir halka düşmanlık yapar; açık, hem de aptalca olanına en güzel örnekler veriyor. Hani o büyükleri değil miydi, adını Dersim’den „Tunçeli” yaptıktan sonra „Siz Kürt değil öz be öz Türksünüz” demişlerdi. İlave olarak „Horasan’dan gelme halis muhlis Türk” demişlerdi. Sonra halis muhlis Türk dedikleri Dersimlileri, Hüseyin Aygün’ün saygı dolu olduğu „ULUÖNDERİ” 1937-38 de soykırımdan geçirdi. Tesadüfen arta kalanlardan olan Hüseyin Aygün; Kızılbaş olsa „Uluöndere saygı doluyum” demez, sosyalist olsa „Uluönder” sistemini en sert tarzda sorgular. Hüseyin Aygün ne Kızılbaş ve ne de Sosyalist o bir bukalemun olsa gerek ki, çıktığı dalın rengini alıyor. Hüseyin Aygün bir de şöyle demiş: “Bugün Türkiye’yi iki kişi yönetiyor. Biri Abdullah Öcalan , öteki Tayyip Erdoğan.” Eh onlar yönetmesin de sen mi yöneteceksin? Yoksa Kemalist Kemal mi yönetecek? Hani sosyalistim diye toplumun karşısına çıkanda belli bir bilgi birikimi, belli yoğunluk olur, olması gerekir, ama Hüseyin Aygün hem de zır zır cahil biri olmalı.

„Aleviler bir ulustur.” diyor. O zaman Şafiiler de bir ulustur. Yezidiler de bir ulustur. Al sana Kürt ulusundan üç ulus. Hüseyin Aygün, derin devletin adamı olmalı ki, Kürt halkını bölmek, parçalamak için hoşa giden teoriler üretiyor. Derin devlet ona bu işi verip cepheye sürmüş olmalıdır. Aslında Pol Potçuluk ile Kemalizm arasında nüans aramaya ne gerek var? Hitler, Hüseyin Aygün’ün „Uluönderi” için; onun iki talebesi var. Birincisi Mussolini diğeri de benim, demiş. Kim bilir belki Pol Pot da Kemalizmden esinlenmiş olmalıdır. Kemalistler, Türkiye kazanına okkus pokus deyip Balkan, Kafkas sürgünlerini, Kürt, Ermeni… atıp Türk diye çıkardılar. Yeni ve olmayan bir ulus yarattılar. Pol Pot da aynı şeyleri yaptı. Hüseyin Aygün de, Alevi ulusu yaratıp üzerinden kariyer yapmayı düşünüyor.

Hüseyin Aygün, ya çok şaşkın biri olmalı, ya da sıradan ortaokul öğrencisinin bile bildiği bilgiden noksan olmalı ki, „ulus” kavramını çok yanlış kullanıyor. Kimbilir sadece kendisini gündemde tutmayı düşünüyor. Ama bu kadar kendisini batıran sözlerine ne demelidir? Sen kendin için her rengi ve yaftayı seçme özgürlüğüne sahipsin, ama sana kimse Aleviler ve Dersim adına konuşma hakkını vermemiştir. Kemal Kılıçdaroğlu anadil Türkçe deyip duruyor. Hüseyin Aygün ondan farklı düşünmüyor. Bu Tuncelilier Kürt halkının değerlerine düşman. Bir zamanlar Diyap, Rayver ve benzerleri devletin taşeronlarıydı. Şimdilerde ise, Kemal, Hüseyin, Qemer görev almış olmalılar.

Barajlara ses çıkarmıyorlar. Anadilimiz kayboluyor, Türkçe anadil olsun diyorlar. Baskı sürgün, yıkım varken bunlar faşist Kemalizm ile bütünleşip Kürde karşı derin devlet safında çalışıyorlar. Son olarak sormak gerekir. Aleviler ulus ise; Türkler, Türkmenler, Arap, Arnavut vs Alevi olan diğer halklara ne der Hüseyin Aygün? Yani Arnavutluktan İran’a Alevistan diye bir devlet mi düşünüyor? Bu ulusun anadili nedir? Dersim’de Kurmanci konuşan halkımız ayrı bir ulus mu? Ne diyelim, bir cahilin bahçesinden ancak bukadar pislik akar.

haydar-isik@gmx.de

Yorumunuzu yazınız