PAYLAŞ

alevi_cocukHüseyin ALİ

Aleviler de kendi hak ve özgürlüklerini nasıl kazanacaklarını tartışıyor. Her toplumsal kesimin kendi hak ve özgürlüklerini tartışması en sağlıklı durumdur. Zaten demokrasi de bir yönüyle budur. Hatta radikal demokrasi dediğimiz şey de her toplumsal kesimin -sosyal, etnik ve inanç- kendisini özgür ve özerk örgütleyerek ortak bir demokratik sistem haline gelmesidir. Bu nedenle demokratik konfederalizm demokrasiye en uygun model olarak tanımlanmaktadır.

Tüm ezilen toplulukların olduğu gibi, Alevilerin de özgürleşme stratejisi demokratikleşme olmalıdır. Bu açıdan da tüm demokrasi güçlerini kendine ittifak görmelidirler ve her demokrasi mücadelesi içinde de aktif yer almalıdırlar. Ancak demokratikleşmeyi özgürleşme stratejisi olarak ele alan ve demokrasi mücadelesi içinde yer alan bu tutum Aleviler için en doğru tutumdur. Demokratik karakterde olmayan, başka toplulukların varlığını, kimliğini, özgürlüğünü tanımayan her güç de Alevilerin düşmanı olarak görülmelidir. Bu açıdan ulusalcı antidemokratik çevrelerle ilişki Aleviler için çok kötü bir durumdur; kendi gerçeğine ters bir ilişki biçimidir. Aleviler şimdiye kadar esas olarak demokrasiden yana olan kesimlerden yana olmuşlardır. Devrimci hareketler içinde aktif yer almaları da bu nedenledir.

Demokratikleşme stratejisini benimseyip buna uygun davranmadan Aleviler özgürleşemezler. Hem de demokrasi anlayışı köklü ve radikal olan güçlerle ittifak ve mücadele, bu stratejinin gereği olarak yerine getirilmeden özgürleşmek zordur. Bu açıdan Kürt Özgürlük Hareketi Alevilerin en temel müttefikidir. Kaldı ki Alevilerin önemli bir kesimi Kürt’tür. Bu nedenle Kürt Özgürlük Hareketi Aleviler içinde duyarlıdır. Bir taraftan ulusal demokratik mücadele verirken, diğer taraftan ezilen inançlar olan Aleviler ve Êzidîlerin de Özgürlük Mücadelesini vermektedir. Daha doğrusu bu mücadeleyi iç içe yürütmektedirler.

Kürt Özgürlük Hareketi on yıllardır Türkiye’yi demokratikleştirme ve bu temelde özgürlük sorunlarına çözüm bulma mücadelesi vermektedir. Türkiye ancak demokratik bir zihniyete sahip olursa Kürtlerin, Alevilerin ve tüm diğer toplulukların sorunları çözülür; ya da bu sorunları çözdükçe Türkiye demokratikleşir. Kürt Özgürlük Hareketi mücadelesiyle baskı ve zulmün sonuç vermeyeceğini göstermiştir. Mücadelesiyle Türkiye’yi bu sorunları çözmeye, yani demokratikleştirmeye zorlamaktadır. Kürt Halk Önderi’nin son demokratik çözüm hamlesi bunu amaçlamaktadır. Bunun dayandığı zemin de başta Kürtler, Aleviler, sol güçler olmak üzere tüm demokrasi güçlerinin onlarca yıldır verdiği mücadele ve verdiği bedellerdir.

Bu süreci AKP’ye endekslemek ve AKP üzerinden tartışmak yanlıştır. Demokrasi mücadelesi tarihi ve demokrasi güçlerinin bugün geldiği düzey üzerinden tartışmak gerekir. Yoksa böyle bir süreci sanki AKP başlatmış ya da AKP’den bekler gibi bir duruma düşülür ki, bu demokrasi güçlerinin tavrı olamaz. Kuşkusuz AKP’nin durumu tartışılır, değerlendirilir. Ancak bu demokratikleşme süreci AKP eksenli tartışılırsa bu yanlış olur.

Demokrasi güçleri zaten on yıllardır, hatta yüzyıldır demokrasi ve Özgürlük Mücadelesi vermektedirler. Bu, bazen CHP, bazen Demokrat Parti, bazen Adalet ve Doğru Yol, bazen ANAP olmuştur, son on yılda da AKP’dir. Esas olarak da bunlarda temsilini bulan devlettir. Tabii ki demokrasi mücadelesi devlet adına iktidarı elinde bulunduran hükümete karşı yapılmaktadır. Bir noktadan sonra ya kendi demokratik özgürlükçü sistemini kuracaktır, bunu devlete kabul ettirecektir ya da uzlaşmaya dayalı belirli bir demokratik ve özgür yaşam imkanı bulacaktır.

Demokrasi güçleri on yıllardır yürüttükleri büyük mücadeleyle mevcut durumda devleti ve dönemsel devleti demokratikleşmeye zorlamış durumdadır. Bunu da bugün demokratikleşme mücadelesinde son on yıllardır en büyük bedeli vermiş Kürt Özgürlük Hareketi dayatmaktadır. Kürt Halk Önderi belirli bir uzlaşmaya dayalı demokratik ve özgür yaşam imkanı doğduğu için politik bir hamle yapmıştır. Ateşkes ve silahlı güçlerin geri çekilmesi ortamında devletin atacağı adımları sağlamaya çalışmaktadır. İmralı’da yapılan görüşme ve mücadeleden böyle bir sonuç ortaya çıkmıştır. Yani tek taraflı bir süreç değildir. Birinci aşama, çatışmasızlık ve geri çekilmenin başlaması, İkinci aşama ise anayasa ve yasalarda değişikliklerdir. Bu anayasal ve yasal değişiklikler ana hatlarıyla belirlenmiştir. Ancak bu değişikliklerin nasıl somutlaşacağı ve ifadelendirileceği ise bu aşamada demokrasi güçlerinin kendi tutumları ve taleplerini ortaya koymalarıyla netleşecektir.

Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi mücadele ve tutumlarıyla şimdi böyle bir fırsat ortaya çıkarmışlardır. Demokratikleşme ve bu temelde tüm sorunları çözmeyi gündemleştirmişlerdir. Şimdi anayasa ve sorunların nasıl çözüleceği tartışmalarına herkes kendi cephesinden çözüm yolları ortaya koymaktadır. Bu fırsat tabii ki dinamik bir süreçtir. Sürece müdahil olacak demokrasi güçlerinin aktivitesi ve yetenekleri bu sürecin karakterini belirleyecektir.

Bu demokratikleşme dayatması demokrasi güçlerinin mücadele birikimiyle gerçekleştiği gibi, bu demokratikleşmenin nasıl bir içerik ve derinlik kazanacağı da yine demokrasi güçlerinin tutumu, duruşu ve mücadelesiyle şekillenecektir. Böyle bir sürecin gündeme gelmesi demokrasi mücadelesi ve demokratikleşmenin kazanımıdır. Dolayısıyla şimdi bu fırsatın nasıl değerlendireceği ve bunun için nasıl etkin bir katılım ve mücadele yürütüleceği önemlidir. Tüm demokrasi güçlerinden beklenen bu olduğu gibi, en fazla da Kürt halkı ve Alevilerden, emekçilerden ve sol güçlerden beklenmektedir.

Bu demokratikleşme süreci her türlü hegemonyacı anlayışa son verme sürecidir. Zaten demokratikleşme süreci ve demokratikleşme bu anlama gelmektedir. Bu açıdan bu süreç sadece 90 yıllık ittihatçı ulusalcı hegemonyaya değil, yeni hegemon güç olmak isteyen siyasal İslamcıların hegemonya olma eğilimine de son vermeyi amaçlamaktadır. Herkes kendi kimliği, özgünlüğüyle bu sistemde yer alacak, ama hegemon olmayacak! Hegemon olan, demokratik uzlaşmayla gerçekleşmiş kurallar olacaktır; yani demokratik anayasa olacaktır. Özcesi bu süreç tüm hegemon eğilimleri kırma ve Türkiye’yi bir uzlaşmaya dayalı belirli bir demokratikleşmeye kavuşturmayı hedeflemektedir.

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız