PAYLAŞ

dgb_01Demokratik Güç Birliği Platformun 5. Etkinliği Hamburg Alevi Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Panelde konuşmacı olarak ; Yüksel Koç (Yek.Kom Genel Başkanı) Cengiz Orhan (AABF Kuzey Almanya Bölge Başkanı) Süleyman Gürcan (ATİF Genel Başkanı) Hüseyin Avgan ( DİDF Merkez Yürütme Kurulu Üyesi) Şeref Akgün (Kom-Kar Merkez Yürütme Kurulu Üyesi ) Taylan Yılmaz (ADHF Temsilcisi ) katıldılar. Hatice Kar’ın moderatörlüğünü yaptığı panele yaklaşık 200 kişi katıldı.

Panelde ev sahibi olarak açılış konuşmasını yapan Cengiz Orhan, Avrupa’da atılan bu adım, tarihi bir öneme sahiptir. Bundan dolayı bizi birleştiren ortak değerler temelinde bir araya gelmemizi anlamlı buluyoruz. Her birliktelikte sorunlar olacaktır. Bir birimizin farklılıklarını kabul ederek, ortak değerlerde buluşmak mümkün. Gerek yaşadığımız ülkelerdeki sorunlar, gereksede ülkemizdeki demokrasi mücadelesinde, ya mazlumdan yanasın, ya da değisindir düşüncesindeyiz. ‘Barışın en kötüsü, savaştan iyidir’ diyoruz.

Abdullah Öcalan’ın ‘İslami kardeşlik’ açıklaması bizleri kaygılandırmaktadır. Tüm farklılıkların temsil edildiği, eşit, özgür ve demokratik bir ulkede Anayasa ile güvence altına alınmış hakları ile bir arada kardeşçe yaşamanın olanaklarının ve koşullarının oluşturulması gerektiğine inanıyoruz. Bu süreçte bir araya gelen kurum ve örgütler arasından tartışmalar olacaktır ama bunların aşılacağına ve daha güçlü olarak bir araya gelineceğine inanıyorum’ şeklinde görüşlerini belirtti.

YÜKSEL KOÇ: EMPERYALİZMİN TOPYEKÜN SALDIRISINA KARŞI GÜÇLERİMİZİ BİRLEŞTİRELİM

Yek-Kom adına Yüksel Koç, panele katılanları Türkçe ve Kürtçe selamlayarak konuşmasına başladı. Koç, Almanya’da R.T Erdoğan‘a karşı iki kitlesel yürüyüş yapıldı, o günlerde, iki yürüyüşü bir araya getirememiştik. Ötekileştirilen tüm kesimler, kendi penceresinden bakıyor. Ama içinde bulunduğumuz koşullar güçlerimizi birleştirmeyi gerektiriyor. Bizler bir araya gelebilirsek, egemenler , egemenliklerini bu kadar kolay yürütemezler. Emperyalizmin topyekün saldırısına karşı güçlerimizi birleştirmeliyiz ‘ şeklinde görüşlerini ifade eden Koç, ötekileştirme politikalarına karşı, ortak mücadele edilmelidir. Ötekileştirilen herkesi bu birliğe güç vermeye davet ediyoruz, devletin politikalarına karşı tek dil değil, çok dil, tek millet değil, çok millet; tek din değil, çok din; savaş değil barış diyoruz’ dedi.

Oluşturlan güç birliğinin şimdiye kadar dört merkezde tanıtım toplantıları yaptıklarını belirterek, Alevilerin, Öcalan’ın açıklamalarına duyulan kaygılarına karşılık, Öcalan’ın Newroz’da okunan mesajı ile cevap verildiğini belirti. Koç, „bu güç birliğine stratejik olarak bakıyoruz“ dedi.

Konuşmasına panele katılanları, Kürtçe ve Türkçe selamlayarak başlayan ATİK genel başkanıSüleyman Gürcan ise; Bir taraftan barış söylemleri devam ederken diğer taraftan, 12 Eylül’de bile yapılamayan, emek hareketine ciddi saldırılar devam etmekte ve örgütlenme hakları ellerinden alınmaktadır. Saldırılar tüm dinamiklere karşı yürütülmektedir. Oluşturulan güç birliği sadece Türkiye’ye yönelik faaliyetler değil, yaşadığımız ülkelerde, ırkçı, faşist hareketlere ve sorunlara karşı da faaliyetlerde bulunacak.

SÜLEYMAN GÜRCAN: DEMOKRATİK GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU TÜRKİYE’DEKİ SÜRECİN YURTDIŞI AYAŞI DEĞİLDİR

Bu birlik, üst düzeyde oluşturulan bir birlik değil, yerelden, tabanda bir güç birliği ile bir araya gelmeli ve ortak hareket etmelidir. Kürtler kendi kaderlerini kendileri belirleyeceklerdir. Buna saygı duymak zorundayız. Ancak yanlış gördüklerimizi de eleştirmek görevimizdir. Alevi hareketinin kaygıları karşısında’da platform bu yönlü ortak tavır takınacaktır. ATİK yetkilisi Gürcan‘ın son siyasal gelişmelere ilişkin fikir belirten kurum ve bireyleri eleştirmesi ve bu tartışmaların DKÖ‘ lerin işi olmadığını devrimci güçlerin işi olduğunu belirterek, „ Demokratik Güçbirliği Platformu Türkiye‘deki yürütülen kürt sorununa açılımın yurtdışı ayağı olarak görülmemelidir. Öylesi bir tartışma devrimcilerin sorunudur, bizlerse demokratik platformda yurtdışındaki göçmenlik koşullarından kaynaklı sorunlar temelinde birarada geldik“ buradan Türkiye’deki örgütlere akil verme ahmaklığında değiliz açıklamasıyla dikkatleri çekti.

HÜSEYİN AVGAN : BÜLENT ARINÇ’IN YÜZÜNE TÜKÜRECEK ÜÇ ALMANLA İLİŞKİMİZ OLMALIDIR

DİDF adına Hüseyin Avgan; ‘Ekim ayında başlanan güçbirliği görüşmelerinde, düne göre daha umutluyuz. Demokratik mücadele bir sorumluluktur. Türkiye’de gelişen demokrasi mücadelesine destek vermek ve hükümetin Avrupa’da ki Türkiyeli emekçiler üzerindeki tahakkümüne karşı da mücadele edilmesi gerekiyor.

Avrupa topraklarında yaşayan insanlar olarak gerçekleri gün ışığına çıkarmak gerekiyor. Bulunduğumuz her alanda diğer uluslardan işçilerle birlikte sendikalarda çalışmalıyız. Birbirimizi anlamaya çalışarak, ortak faaliyetlerin örgütlenmesi ile güç birliği anlam kazanacaktır’ şeklinde görüşlerini ifade etti.

Daha çok alman emekçilerle birlikte çalışmanın önemine dikkat çeken Avgan „ Cezaevlerinde devam eden davaları izlemek için alman parlamenterler gönderebilmeliyiz, Alman emekçilerle ortaklaşa Türkiye’nin demokratikleşmesi için güçlerimizi birleştirmeliyiz. Başbakan yardımcısı Bülent Arınç Avrupa’ya geldiğinde yüzüne tükürecek üç alman bulabilmeliyiz.“ açıklaması alkışlarla desteklendi.

Yaşanan süreci ABD’nin ve AKP’nin niyetiyle açıklamak doğru değildir, dün de bugün de süreç ABD’nin politikalarıyla yürümektedir ama bugün olanaklarımız artmıştır, açıklamasıyla sözlerine son verdi.

ŞEREF AKGÜL: BEN “YETMEZ AMA EVET” DİYENLERDENİM

Komkar adına Şeref Akgül ise, konuşmasına,’Tayyip Erdoğan gibi İmam Hatip mezunu olduğunu belirtikten sonra „Yetmez ama evet“ diyenlerdenim açıklamasını espirili bir dille ifade ederek konuşmaya başladı. Akgül, ‘Halklarımızın, barış ve birlik içinde yaşaması için ortak bir dil oluşturmak önemlidir.

AKP ile ilgili kavramlar konusunda hem fikir değiliz. AKP Türkiye’nin demokratikleşmesinde T.C tarihinde önemli mücadeleler vermiş ve adımlar atmıştır. Farklılıklarımıza rağmen ortak paydalarımızda birlikte hareket edeblimeliyiz’ şeklinde ifade ettiği konuşmasında, ‘ bu oluşuma, Türkiye’deki tüm siyasi sorunları çözme misyonu yüklememek gerekir diyerek görüşlerini dile getirdi.

dgb_02TAYLAN YILMAZ : ÖCALAN MARKSiZMi REViZE ETMEKTEDiR

ADHF Temsilcisi Taylan Yılmaz ise konuşmasında, ‘Tüm farklılıklarımıza ve eleştirilerimize rağmen, bu birliği değer veriyor ve önemsiyoruz. Farklılıklarımıza rağmen ortak değerler konusunda birlkte mücadele etmekten yanayız.’dedi. konuşmasının devamında „Öcalan’ın tezlerini Marksizmi geliştiren değil, revize eden“ olarak tanımladı.

Yılmaz özellikle Öcalan‘ın 21 mart Newroz çağrısının gerici olan türk egemenlik sistemini ve bütün gerici kurumlarını meşrulaştırdığını ve mevcut çağrının ve içeriğinin öncesi olmakla birlikte son 30 yılı aşan kürt ulusunun onurlu ve meşru mücadelesininin somut kazanımlarını ileriye taşımaktan ziyade gerileten bir muhtevaya sahip olduğunu belirtti. Sürece eleştirel yaklaştıklarını belirten Yılmaz, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Kürt ulusunun yürütmüş olduğu onurlu ve meşru mücadelesini sahiplendiklerini belirtip kürt ulusunun yanında olacaklarının altını çizdi.

Tarihsel bazı politik kaygılardan kaynaklı Aleviler ile Kürt hareketinin uzun yıllar biraraya gelmemelerine de değinen Yılmaz, mevcut durumda bu iki kesimin biraraya gelerek birlikte hareket etmelerininin önemli olduğunu belirterek, Alevilerin ve kurumlarının CHP‘ nin arka bahçesi olmaktan ve CHP sendromundan kurtulmaları gerektiğini vurguladı.

Panelin ikinci bölümünde ise, paneli izleyenler, süreçi ve güç birliği ile ilgili görüşlerini ifade ederek panelistlere sorular yöneltildi.

CENGiZ ORHAN : CHP SÜNEPE BİR POLİKA İZLEMEKTEDİR

Cengiz Orhan, bir soruya verdiği cevapta, ‘Aleviler ya mazlumun yanındadır veya değildir. CHP sünepe bir politika yürütmektedir. Eğer CHP bu sürece ilişkin bir şey söyleyemezse bölünecektir. Barış ile ilgili olarak herkes tavrını netleştirmelidir’ şeklinden konuştu.

Yüksel Koç, sorulara ve dile getirilen kaygılara karşılık, Bu birlik ideolojlk bir birlik değildir, stretejik bir güç birliğidir,’ ‘Biz halkımıza, önderimize, örgütümüze güveniyoruz.

Şeref Akgün’un Erdoğan ve kendisinin imam hatip mezunu oluşu espirisi ile birlikte, bir imam olarak laikliği savunmak zorunda olmak zor bir şeydir.’ diyerek, sürece yönelik olarak, kalıcı barışın sağlanması için mücadele edilmesi ve ortak değerlerde birlikte hareket edilmesini vurgusunda bulundu.

Panelde söz hakkı alan ve konuşan izleyiciler sorulardan çok süreç ile ilgili kaygılarını, desteklerini ve güç birliğinin önemi üzerine görüş belittiler.

Gerek konuşmacıların gerekse de izleyicilerin bir birine saygılı hitapları ve düzeyli tartışmaları panele katılanlarca takdir edildi. Panel öngörülen saatte bitmeyince, geç saatlere kadar devam etti.

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız