PAYLAŞ

can_kasapoglu‘Ankara’da açılan Cemevi, Dersim’de bombalanan ziyaretleri unutturmamalıdır’

Alevi toplumunun öteden beri yaşadığı sorunlar ve bu sorunlarının çözümüne ilişkin vermiş oldukları ‘hak talepleri mücadelesi’ pek istenilen düzeyde olmazsada ağır-aksak devam ediyor.

Can KASAPOĞLU

Aleviler, Türk-İslam devlet merkezli baskıları, inkar ve red edilmeyi, asimilasyonu, yer yer ve zaman zaman linç edilmeyi bulan yaklaşımları bertaraf etmeye ve diğer yandanda örgütlenmeye çalışmaktadır.

Bazı merkezlerde veya Alevilerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde açılan Cemevleri veya Alevi kurumları küçümsenemez sayıda olsada, esas olarak beklentilerden uzak ve tam olarak Alevilerin hak taleplerini karşılayabilecek gereksinmelerden yoksundur..

Kaldıki bazı ‘sözde’ kurumların, Alevi adı altında ancak hiçte böyle olmadığı,devletin ve sistemin bekası için kurulduğu yada kurdurulduğu bilinmektedir. Bu sözde kurumların amaçları, demokrasi için mücadele etmek değil, İnanç özgürlüğünü savunmak için değil, tam tersine Alevilere hiç bir hak tanımayan, ‘laik demokratik düzeni!’ savunmaktır.. Bu oyunun arkasında ise devlet, onun ulusalcı, tekçi ve bu güne değin Alevilere inkardan ve katliamdan başka hiç bir şey vermemiş CHP mantığı vardır.

Bir kez Aleviler, gasp edilen, inkar edilen kendi hak taleplerini elde etmek için başvurdukları yöntemin yetersiz olduğunu görmelidirler.

Aleviler, Koçgiri’den bu yana, Dersim’de, Maraşta, Malatya, Çorum ve Sivas’ta, Gazi’de gerçekleştirilen ‘Soykırım ve Katliamların’ hesabını sormada tek başlarına sonuç alamayacaklarını bilerek hareket etmelidirler..

Örneğin, ‘Madımak müze olsun’ veya ‘Devlet özür dilesin vb’ argümanlarla sorunlarının çözüleceğini, her şeyin güllük-gülüstanlık olamayacağını görebilmelidirler.

Sivas’ta ve Maraş’ta Alevileri katledenler, onları devlet kontrolünde ve canlı canlı yakarak canlı yayınlarda izlettirenlerin, söz konusu ‘Anmalar’ olunca nasıl bir yasakçı zihniyete bürünerek, ‘Gerekirse yine Yakarım’ diyebilecek kadar fütursuzlaşan devlet sistemini mutlaka ve mutlaka çok iyi analiz ederek, buna göre kendilerini ve kurumlarını düzenlemelidirler..

Alevilerin sistemle, onun düzen partileri ve kurumları ile mutlaka ve mutlaka hesaplaşması gerekmektedir.

Aksi halde özgürleşmeyen ve direnişçi, kendi özüne dönemeyen Alevilik başarısız kalmaya ve giderek yok olmaya mahkumdur..

Alevi örgütlenmeleri ‘dost ve düşman’ kavramını netleştirmedikçe, başından bu yana kendini yok sayan sözde laik cumhuriyet anlayışına karşı tavrını net bir şekilde belirlemedikçe ve coğrayamızda akıtılan Kürt kanına ve savaşa karşı tavrını ortaya koymadıkça yeni bir sürece girdiği yada Alevice bir duruşun sahibi olduğunu iddia edemez..

Alevi örgütlenmesi ve demokrasi mücadelesi iç içe geçmeli, et ve tırnak gibi birlikte olmalıdır.

Aynı yaklaşım, ‘Dersim Soykırımını’ yapan devlet ve CHP’ye yaklaşım içinde geçerlidir.. ‘Devlet özür dilesin, Tazminat versin’ diyerek, bu türden beklentiler içine girmek Dersim Soykırımını ve acılarını unutturamayacaktır. Soykırımı yapanlar, CHP dahil kendi karanlık ve kanlı tarihi ile yüzleşmeli, elbette özür de dilemeli ancak hepsinden önemlisi hesap vermelidir..

Ankara’da açılan Cemevi, Dersim’de yakılan, bombalanan ziyaretleri unutturmamalıdır.

Özelliklede Dersim’in, Koçgiri’nin, Erzincan’ın, Malatya ve Maraş’ın Kürt Alevileri başta olmak üzere metropollere savrulmuş, sürgünlere gönderilmiş ve bir bütün olarak diaspora’da yaşamak zorunda bırakılmış Aleviler ayağa kalkmalıdırlar.

Bir başka deyişle Aleviler, Kürt halkı ile buluşmalı, Ezidi’siyle, Süryani’si ve Şafi’si ile omuz omuza vererek, kendi hak ve inaç özgürlüğü taleplerini demokrasi güçleri ile birleştirip, halkların ve inançların özgürlüğü cephesinde bir an evvel yerini almalıdır..

İnançlarımızın özgürleşmesi ve hak talepleri mücadelemizi, ülkemizin diğer, çok somut gerçekliğinden koparılmış bir şekilde ele almak sonuç vermeyecektir.

Aleviler ve Alevi örgütlenmesi, ‘Dersim, Maraş, Sivas, Roboski ve Paris’te en son işlenen cinayetleri birlikte ele alarak, bunun derin analizlerini yaparak yoluna devam etmelidir..

Salt dillendirmekten öteye, alt yapısını, araç ve gereçlerini oluşturarak bir an önce pratik adımlar atmalıdır..

Aksi halde Alevilerin sorunları ve buna yönelik çözüm önerileri tek başına yetersiz kalacaktır ve buda devlet sisteminin işine yarayacaktır..

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız