PAYLAŞ

adanada-savasa-hayirServet DEMİR

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı

Bu sunuşumuzun amacı; Avrupa Alevi Hareketi ile Türkiye Alevi Hareketi arasında 20 yıldan beri gelişen karşılıklı etkileşimi, oluşumları, katkıları, kazanımları, eksiklikleri tespit etmek ve önümüzdeki dönem için yapılacak açılımlar konusunda önermelerde bulunmayı hedeflemektir. Dile getirilen görüşler daha çok örgütsel sorumluluğumuz sürecinde yaşadıklarımızın, gözlemlerimizin bir sentezi niteliğindedir.Ne var ki son 20 yılın bir değerlendirmesini yapmak bir zorunluluk olarak önümüze çıkmaktadır.

Türkiye ve Avrupa Alevi Hareketi 20 yılını dolduruyor. 20 yıl bir insanın ömründe önemli bir süre olmakla birlikte, toplumsal gelişimler açısından uzun bir süreç olarak ele alınamaz. Bu sosyolojik değerlendirme açısına rağmen, bizler bu 20 yılda toplumsal alanda önemli etkileri, kazanımları olan bir dönemi yaşadık. Kişisel yaşamımızı onurlandıran, Alevi toplumumuza tarihinde yaşayamadığı yeni kazanımları sağlayan, onu gururlandıran bir dizi yeni başarıları kazandıran bir süreci yaşamaktayız

20 yılda öğretimizin tarihsel duruşuna uygun, insanlığın tarihsel ilerleyişinin, kazanımlarına denk düşen, gönül ve göz estetiğimizi geliştiren çok sayıda etkinlikler gerçekleştirildi.

Türkiye Alevileri olarak ilk kez bu kadar geniş bir coğrafyada örgütlendik. On binlerce canımız davaya katıldı. Etki alanı yüz binleri hatta milyonları bulan örgütsel yapılar ortaya çıkarıldı.

Türkiye’den, ekonomik, sosyal, eğitimsel, ticari ve politik nedenlerden dolayı Avrupa’nın ve dünyanın değişik ülkelerine yerleşen, yaşamlarını sürdüren 1 milyondan fazla canımız var. Bu insanlarımız bir yandan yaşadıkları ülkelerin kalıcı bir olgusu haline geldiler.

Alevi hareketi bir bütün olarak

Konumlarını sağlamlaştırarak, eşit haklara kavuşma, sosyal, demokratik, laik bir Türkiye ve Avrupa için mücadele ediyorlar. Avrupa’da, dünyanın diğer ülkelerinde Aleviliği tanıtmak, onun değerlerini yaşatmak için dedesi, genci, yaşlısı, kadını, aydını, işvereni ile onurlu mücadelesini yürütüyorlar. Diğer yandan bu insanlarımız tamamlanmayan, güdük bırakılan, hedeflerinden saptırılan Cumhuriyet projesini yaşama geçirmeye çalışıyorlar.

Bizler aynı zamanda, demokratik, laik, halkların kardeşliğinin yaşandığı, düşünce ve inanç özgürlüğünün, sosyal eşitliğin sağlandığı, dış dünya ve komşularıyla eşit paydada işbirliği yapan, ülkede huzuru sağlayan, dünya barışına katkısını sunan, Anadolu’da yaşayan medeniyetlerini ve onların tarihlerini kabul eden, içselleştiren bir yaklaşımı benimseyen, bunu bir toplumsal proje olarak kabul eden, bu anlamda Cumhuriyet projesine gerçek anlamını kazandıran çağdaş bir Türkiye’nin Avrupa Birliği içinde onurlu yerini alması için, bu toplumsal proje doğrultusunda Aleviliğin tanınması, kurumlarının yasal güvenceye kavuşturulması için de yılmadan Türkiye’deki ve dünyadaki demokrasi güçleri omuz omuza kararlı ve onurlu mücadelemizi örgütsel yapılarımız içinde sürdürmeye devam ediyoruz.

Alevi öğretimizde, toprak, su, ateş ve güneş kutsaldır. Yaşamın simgesi olan bu semboller ışığında doğa ile insanoğlunun dengesini sağlayan adil ve yaşanır bir dünya, demokratik, laik, çağdaş ve sosyal eşitliğe dayalı bir Avrupa ve Türkiye projesi ve insani olan her şey bizimdir, dava insanlık davasıdır diyen biz Alevilerin vazgeçilmez değerleridir. Bunlar, uğrunda tarih boyunca mücadele ettiğimiz insani olan toplumsal projemizdir. Bu dava için savaşan, mücadele yürüten dünyada ve Türkiye’deki insanlar biz Alevilerin musahibi, dostu ve yol arkadaşıdır.

İşte yirmi yılda bu kadar geniş bir coğrafyada onurlu mücadelesini sürdüren Alevi Hareketi, Alevileri onurlandıran ve genelde insanlığa hizmet eden bir dizi başarılara da imza attı.

Her şeyden önce Alevilik Avrupa da hukuksal olarak tanınmaya başlandı. Avrupa ve dünyanın diğer bazı ülkelerinde toplam 17 ülkede yani:

Avrupa’da; Almanya, Fransa, Avusturya, İsviçre, Belçika, Hollanda, Danimarka, İsveç, Norveç, İngiltere, İtalya, Romanya, Kıbrıs ülkelerinde olduğu gibi Amerika, Kanada ve Avustralya’da örgütlülüklerini tamamlayarak pirlerimizin, öğretimizin desturları doğrultusunda BİRLİKLERİNİ yaşama geçirdiler. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu çatısı altında toplandılar. Toplam olarak dünyanın 250 kentinde alevi örgütlülüğünü yarattılar.

Türkiye’de Alevilerin en üst büyük çatı örgütü Alevi-Bektaşi Federasyonunu kurdular, geliştirdiler. Dergahlarımızı özellikle İstanbul da bir araya getiren Alevi Dernekleri Federasyonunu oluşturdular. Vakıf mödeli üzerindeki yapıları bir araya toplamaya çalışan Alevi Vakıflar Federasyonunu yaşama geçirdiler. Bu kurumlar Alevilerin temel talepleri konusunda birleştiler. Ortak etkinlikler gerçekleştirmeye başladılar.

ALEVİ HAREKETİNİN BAĞIMSIZ ÇİZGİSİ

İnsanlığın tarihsel yürüyüşü sürecinde bugüne dek elde ettiği ve yarattığı evrensel değerler ve bu değerlerle tamamen örtüşen öğretimizin ilkeleri ışığında hiç bir devlete, siyasi oluşuma, dinlere bağımlı kalmadan, bağımsızlık çizgisini kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor. Bundan böyle de bu ilkesel duruşuNU devam ettireceKTİR. Bu duruşumuz ve çizgimiz, tarih boyunca zalimlere biat etmeyen pirlerimizin, ozanlarımızın duruşudur. Kerbela’da Yezit’e ve taraftarlarına karşı direniş gösteren Hazreti Hüseyin’in, Hallacı Mansur’un, Nesimi’nin, Hınzır Paşa’ya boyun eğmeyen pirimiz Pir Sultan Abdal’ın, yakın çağımızda emperyalizme karşı mücadele verenlerin, Mustafa Suphilerin,Nazım’ların, Deniz Gezmiş’lerin, İbrahim Kalpakkaya’ların, Ruhi Su’ların, Ape Musa’ların, Mahsuni’lerin, Veysel Babaların çizgisidir.

Onlar nasıl biat etmeyerek boyun eğmediyseler, Alevi Hareketi olarak aynı duruşu ve kararlılığı sergilemeye devam edecektir.

ALEVİ HAREKETİNİN KAZANIMLARI

İşte bu tarihsel duruşa sadık kalan bağımsız çizgimizle Alevi toplumumuzu onurlandıran bir dizi kazanımlara imza atıldı.

Milyonu aşan insanımızın katılımı “Alevilerin inanç merkezi CEM EVLERİ dir” ve “zorunlu din dersleri kaldırılsın” kampanyalarını yürütüldü.

Yüz binlerin katıldığı ve demokrasi güçlerini bir araya getiren mitingler gerçekleştirildi.

Pirimiz Pir Sultanın diyarı Sivas’ta, T.C devletinin karanlık odakları, şeriatçı ve faşist güçler tarafından Madımak otelinde ülkemizin gururu olan aydınlarımızın, sanatçılarımızın ve canlarımızın katledilmesine karşı mücadeleler sürdürüldü sürdürülmeye kararlılıkla devam ediliyor. Sivas Madımak otelinde gerçekleştirilen kitlesel mitingler sayesinde Lanetli et lokantasını kapattırıldı. Madımak otelinin insanlık müzesi olması istemi, sürdürülen kampanyalar sonucunda, Alevi toplumunun ve kamuoyunun ortak bir istemine dönüştürüldü.

Avrupa’da, ülkeler, devletler, hükümetler, dini kurumlar ve sivil yapılar nezdinde Alevilik resmiyet kazandı. Tanınır oldu. Kurumlarımız resmi olarak tanınmış ve temsil yetkilerini elde ettiler.

Aleviliğin ve Alevi Hareketinin toplumsal dokularda, kamusal alanlarda etkinliği artmıştır. Saygınlığı ve itibarı yükselmiştir.

İnsanlık davamızın daha da toplumsallaşması, alevi toplumumuzun isteklerinin yaşama gelişmesi ve çağımızın koşullarına uygun haberleşme ve iletişimin sağlanması için boyutları ve etki alanları küçümsenmeyecek bir Alevi Medyası yaratıldı. Tek tek federasyonlarımızın ve Alevi Kültür Merkezlerimizin internet ağları, yazılı ve görsel malzemeler yaratıldı. Sayıları giderek artan yüzlerce CEM EVİ yaptırıldı.

Federasyonlar ile Alevi kurumları gerçekleştirdiği kültürel etkinliklerle, Alevi öğretimizin tanınmasında, yaşatılmasında ve yeni kuşaklara aktarılmasında önemli roller oynamıştır.

Ama hepimizin ortak eseri gurur abidesi, Alevi öğretimizi ve tarihsel çizgisinin gelişimini bilimsel, estetik, evrensel değerlerle donatarak sanatsal şaheserlere dönüştüren, dünya rekorlar kitabına geçen “Bin Yılın Türküsü”, “Kadının Türküsü”, “Acıdan Umuda Doğru”, ayrıca Fransa Federasyonumuzun gerçekleştirdiği “Aşk Ola” gibi eserlerdir. Bu eserler insanlığın ortak kazanımlarına dönüşmüştür.

Bu şaheserlerin gerçekleşmesini sağlayan, katkı sunan yönetmenlerimize, sanatçılarımıza, yazarlarımıza, üyelerimize kısaca tüm canlarımıza sağ olun var olun diyoruz, iyi ki varsınız. DAVA ORTAK, ESER ORTAK, GÜZELLİK ORTAK, EMEK ORTAK.

Ana hatlarıyla özetlemeye çalıştığımız ve 20 yıldan beri Alevi Hareketinin sürdürdüğü insanlık davasını daha toplumsal boyutlara kavuşturmak, toplumsal projelerimiz ile taleplerimizi gerçeğe dönüştürmek için bağımsızlık çizgimize ve öğretimize uygun bir şekilde sahip çıkıldı.

ALEVİ HAREKETİNE YÖNELİK NİFAK GİRİŞİMLERİ

Davamıza, öğretimize uygun düşen, toplumsal desteği sürekli gelişen Avrupa Alevi hareketiNİN Türkiye’ye yönelik etkilerini sınırlamak, yalıtmak için Türkiye Cumhuriyeti devleti, farklı ağırlıkta da olsa siyasi partiler, özellikle hükümet çevreleri, Avrupa’da sergiledikleri tutumları ile, Alevi çalıştayları sürecinde sürekli olarak Avrupa Alevi Hareketini sürecin dışında bırakma içerisinde olmuşlardır.

Bu çevreler, hareketi karalamak için Yurt dışında özellikle Avrupa da ki Alevi topluluğunu ve kurumlarını diaspora güçleri olarak değerlendirmekte ve dış mihraklı bir misyoner hareketi olduğu şeklindeki karalama kampanyalarını sürdürmekteler.

Bu güçler, Pirlerimizin, dergahlarımızın, ocaklarımızın yol evlatları olarak, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olan Avrupa da bulunan Alevilere karşı tek ırk, tek millet, tek din tespitine dayandırılan asimilasyoncu, inkarcı, katliamlarla dolu ideolojik kampanyalar yürütülmektedirler. Avrupa ve Türkiye Alevi hareketleri arasına nifak tohumları ekmektedirler. Alevilerin güçlerimizi bölmek istiyorlar. Her ağaç kurdunu içinde barındır deyiminden hareketle, insanlık davasını değil çıkarlarını ön plana çıkaran dava düşkünleri ortaya çıkmakta ve bu çıkar çevrelerine hizmet etmektedir.

Bu anlamde bu olumsuz girişimleri boşa çıkarma da, Davamız ve insanlık için önem taşıyan bu dönemde ocaklarımıza, dergahlarımıza, pirlerimize, sanatçılarımıza, aydınlarımıza, her düzeydeki yöneticilerimize ve tüm canlarımıza büyük sorumluluklar düşmektedir. Gün, güçlerimizi birleştirme günüdür. Bu karalama kampanyalarına karşı toplumumuzu, değerlerimizi, davamızı, kurumlarımızı sahiplenme günüdür. Bu kampanyaları boşa çıkarma günüdür.

ALEVİ HAREKETİNDE DÖNEMSEL GELİŞME EVRELERİ

20 yıldan beri gelişen Alevi hareketini üç döneme ayırmak mümkündür.

Birinci dönem, 1990-1998 yılları arasındaki dönemdir. Bu dönem, Alevi hareketinin doğuşu, oluşumu dönemidir.

İkinci dönem, 1998-2006 yılları arasındaki dönemdir. Bu dönem, merkezi birliklerin oluşması dönemidir. Ortak akıl doğrultusunda, ortak talep ve projelerin hayata geçirilmesi dönemidir. En geniş kapsamda Alevi aktörlerini dava için harekete geçirme, Aleviliği uluslar arası platformlara taşıma, Avrupa ülkelerinde yasal konumlar kazandırma, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde kazanılan davalarla Türkiye’de Alevi toplumuna ve hareketine kazanımlar elde edilen dönemdir.

Üçüncü dönem, 2006 dan günümüze olan dönemdir. Bu dönem, Alevi hareketinin yatay olarak genişlediği, dikey olarak durağan kaldığı dönemdir. Buna rağmen, Avrupa’da ve özellikle Türkiye’de hareketin kitleselleşmesidir. Tamamlanamayan kurumsallaşmanın her boyuta kendisini dayatması dönemidir.

Önümüzdeki dönemde eksikliklerimizi giderme, kurumsallaşmamızı tamamlama, eğitimsel çalışmalarımıza her boyut ve alanda ağırlık verme, enerjilerimizi, güçlerimizi farklılıklarımıza, özgünlüklerimize saygı temelinde ortak projeler için harekete geçirme dönemidir.

Dava, insanlık davasıdır. İnsani olan her şey bizimdir Şiarı ile ORTAK AKIL, ORTAK DURUŞ VE ORTAK EYLEMSELLİK öne çıkarma dönemidir.

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız