PAYLAŞ

Yargıtay’ın Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği’nin kapatılmasıyla ilgili kararına direnen Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin gerekçeli kararında cemevlerinin faaliyetlerinin engellenmeyeceği vurgulandı

Cami ve mescit dışındaki yerlerin ibadethane olmadığı şeklindeki Diyanet’in görüşü doğrultusunda, tüzüğünde “cemevlerini ibadethane” olarak niteleyen Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği’nin kapatılmasına hükmeden Yargıtay’ın kararına direnen Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi, gerekçeli kararını tamamladı.

Kararda, AİHS’nin 9/2. maddesine göre, din ve vicdan özgürlüğünün kamu güvenliği, genel sağlık, ahlak ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması hallerinde yasayla kısıtlanabileceği, bu kısıtlamanın varlığının somut delillerle ortaya konulmadığı sürece demokratik bir toplumda cemevlerinin kurulması ve faaliyette bulunmasının engellenmeyeceği vurgulandı.

Kanunlarda yok
Ankara İl Dernekler Müdürlüğü’nün talebi üzeri tüzüğünde “cemevlerini ibadet yeri olarak” niteleyen Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği’nin kapatılması için dava açıldı. Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi, davayla ilgili ilk kararında, cemevlerini ibadethane olarak niteleyen dernek hükmünün, Cumhuriyetin niteliklerini düzenleyen anayasanın 2. maddesine aykırılık taşımaması ve kanunlarla yasaklanmamış olması nedeniyle reddetti.
Karar, savcılık tarafından temyiz edildi. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, mahkemenin kararını oy çokluğuyla bozdu. Bozma kararında, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 1965’te çıkarılan 633 sayılı Kanun ve düzenlemeler karşısında cami ve mescit dışında bir yerin ibadethane olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı belirtildi.

Mahkeme direndi
Ancak mahkeme, Yargıtay’ın bozma kararına direndi. Hâkim Yaşar Eren, direnme kararının gerekçesini açıkladı. Gerekçeli kararda, uyuşmazlıklarda uluslararası anlaşma hükümlerinin esas alınacağını düzenleyen anayasanın 90. maddesi hatırlatıldı. AİHS’nin 9. maddesine göre, herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahip olduğu, bu hakkın din veya inanç değiştirme suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü de içerdiği, bu özgürlüğün ancak kamu güvenliği, kamu düzeninin, genel sağlığın veya ahlakın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için yasa ile sınırlanabileceğine dikkat çekildi.
Anayasa’nın 2. maddesinde devletin laik olduğu, başlangıcında ise, “Laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağının” belirtildiği bildirilen kararda, din ve mezheplere eşit davranmanın, ancak kanunlarda herhangi bir dine, mezhebe atıfta bulunmamakla gerçekleştirilebileceği vurgulandı.

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız