PAYLAŞ

ggggggggggggggNil MUTLUER

Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’a göre tüm hükümet-lerin ortak önemsedik-leri nokta özellikle Sünni oylarını alabilmek. Alevi meselesini gündeme getirmek riskli bir konu çünkü mevzu Sünni oyları kaçırabiliyor

Alevi meselesinin siyasi boyutunu tartışmak ister istemez Türkiye’deki siyasi kutuplaşmaları ve o kutuplaşmalarla şekillenen önyargı ve algıları da etkiliyor. 1980’lerde belirginleşen ve bugünü de etkileyen sol-sağ kutuplaşması, Alevilerin ve kendilerini Sünni olarak tanımlayanların bu kutuplaşma içerisinde yer almasına neden oldu.

Alevi, Sünni diye bahsediyorum ancak, elbette Aleviliğin de Sünniliğin de homojen bir şekilde yaşanmadığını bir gerçek. Her ikisi de, Cumhuriyet’ten bu yana devletin egemen ideolojisinin dinsel olana atfettiği değerlerle gelen hükümetlerin değerleri arasında çoğul bir halde yeniden şekilleniyor.

Sünnilikten örnek verecek olursak: Cumhuriyetin kuruluşunda modern değerlerle şekillenmiş olan “laik” Sünnilerle ki kendilerini genelde “laik” “modern” “Cumhuriyetçi” olarak tarif ediyorlar- bugün Ak Parti’nin kendisini tanımladığı “muhafazakar demokrat” değerlerle şekillenmiş Sünniler arasında epey bir fark var. Üstelik bu iki Sünnilik hali iktidarları dönemlerinde birbirlerini de ötekileştirdiler.

Siyasetin neresindeler?
Bu ötekileştirmeden Alevilere laiklik çerçevesinde düşen payı, laiklikten farklı tarafların ne anladığını,  laikliğin nasıl uygulandığını ve yaşandığını, diyanetin bu tartışmadaki rolünü gelecek bölümlerde tartışacağız. Zira, sadece Alevi meselesi değil, Türkiye’de inançla ilgili herhangi bir meseleye odaklanmak bu gibi tartışmaları da beraberinde getiriyor. Ancak,  dizinin bugünkü odağı, değişen konjonktürlerle Alevilerin, siyasi kutuplaşmanın neresinde konumlandırıldıkları ve bu konumlandırmada alınan tavırlar.

Tebaa yerine yurttaşlık
Osmanlı Dönemi’nde yaşadıkları acılardan sonra bazı Aleviler, hilafet ve saltanatı kaldıran Cumhuriyet’le birlikte ‘tebaa’ yaklaşımı yerine ‘yurttaşlık’ yaklaşımının hakim olacağına inanarak rejime ve değerlerine sahip çıktılar. Ancak, Cumhuriyet tarihi yeni ayrımcılıklar tarihi olarak yazılıyor. Bu çelişkili durumu Alevilere sorduğumda aldığım genel cevap Sünnileştirilme baskılarından korktukları ve Osmanlı Dönemi’nde yaşadıklarını yeniden yaşamak istemedikleri yönünde. Bu tarihi korku bazı Alevileri, kendini Cumhuriyetin kurucu değerleriyle özdeşleştirenCHP’ye yakın bir yerde konumlandırsa da hem CHP’ye hem de diğer hükümetlere eleştirel yaklaşımlarını sürdürenler de var. 

Alevilik üzerinden siyaset
Kısaca Aleviler, açılım hakkında fikir beyan etmeye Ak Parti hükümetinin konjonktürel yön değiştirmesini eleştirerek başlasalar da bir anda Cumhuriyet tarihinde yaşadıkları benzer tavır değişikliklerini hatırlıyorlar. Onlar için bu tavır değişiklikleri de öncekilerden çok farklı değil: Değişen yerel ve uluslararası dengeler ve oy kaygısı Aleviler ve Alevilik üzerinden siyaset yapılmasına yol açmış.

SÜREKLİ CHP’YE OY VERİLMİYOR
Toplumun bir kesiminin bir siyasi partiye yakınlığı, o siyasi partinin seçim dönemlerinde destekleneceği, yani oy alacağı, anlamına geldiğinden partiler için bu gibi algılar ve yakınlıklar önemli. Alevi meselesinin siyasi boyutuyla ilgili genel algı Alevilerin Cumhuriyet kurulduğundan bu yana CHP’ye blok halinde oy verdikleri yönünde. Oysa Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan bu algını yanlış olduğunu ifade ediyor: “Alevilerin sürekli CHP’ye oy verdikleri savı doğru değil, tamamen yanlıştır. 1950-60 arasında Aleviler tümüyle Demokrat Parti’ye oy vermişlerdir. Sebep Menderes’in ve o dönemde Bayar’ın Alevi liderlerine, “biz Alevilerin reddedilen haklarını vereceğiz; merak etmeyiniz” diyerek taahhütte bulunmuş olmalarıdır. Ve bu 1958’e kadar sürmüştür.”
‘CHP’nin gayreti çok az’
Doğan’a göre Demokrat Parti’nin Amerika’ya yakınlaşmasıyla Aleviler yavaş yavaş partiden ya çekilmişler ya da tasfiye olmuşlar. Sonraki dönemde de, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana değerlerine yakınlık hissettikleri için CHP’ye yönelmişler. Ancak bu durum, Alevilerin CHP’yi eleştirmesini engellemiyor. Doğan, CHP’nin Alevilere faydası olmadığını söyleyerek en az cemeviyapan belediyelerin CHP belediyeleri olduğuna dikkat çekiyor: 
“Şunu söylemek gerekiyor, yani bir vicdani gerekçeyle ya da bir bilim adamı olarak, Alevilerin cemevlerine sahip olmaları ve orada ibadetlerini rahatça yapmaları konusundan en az gayret sarf eden parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Bugün de İstanbul’da en az cemevi yapan belediyeler, CHP’nin belediyeleridir.”

 Partilerin oy kaygısı var
Hiçbir siyasi parti oy kaygısından muaf değil. Bazı Aleviler Ak Parti’nin açılım sonrası dönemden bu yana gelen söylemlerinin seçim dönemi oy kaygısıyla şekillendiğini belirtmeden edemiyorlar. Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’a göre tüm hükümetlerin ortak önemsedikleri nokta özellikle Sünni oylarını alabilmek. Bu bağlamda, Alevi meselesini gündeme getirmek riskli bir konu, çünkü mevzu Sünni oyları kaçırabiliyor. Doğan, Alevi sorunlarının çözülmesinin sadece Aleviler için değil, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve toplumsal huzur ortamının sağlanması için de önemli olduğunu her seferinde vurgulamış ancak, oy kaygısını geçememiş:

İnanç meselesi değil
“Sayın Başbakan da, Mesut Yılmaz Bey, rahmetli Ecevit, Tansu Hanım, Süleyman Beyefendi eski Sayın Cumhurbaşkanımız; bunların hepsine anlattım. Yani Aleviliği Türkiye’de sadece bir inanç özgürlüğü meselesi olmadığını, İslam’ın tasavvufi yorumu olduğunun bilinmesiyle ilgisi olmadığını; bu olmakla birlikte, bundan çok daha önemlisi Türkiye’de Aleviliğin yasalar önündeki eşitliği sağlanamazsa, Türkiye’de demokrasinin de yaşama şansı olmayacağını anlattım. Neden olmaz? Çünkü, Alevilere el atacaklardır. Öldürmek, vurmak, kışkırtmak, işte Maraş’ta, Sivas’ta,Malatya’da, Çorum’da gördüğümüz gibi ya da bir gün bir davulcu mahsus gidip bir Alevinin evinin önünde habire davulunu çalacaktır; zorla tahrik edip onun küfrettirinceye kadar çalacaktır. Sonunda da “vay bu Aleviler de artık baş mı kaldırıyor?” deyip Türkiye’yi birbirine katacaklardır.
Ve anarşinin olduğu bir Türkiye’de de demokrasi yaşayamaz. Bu sosyal bilimler, siyaset bilimidiye bir bilim varsa, orada değinilir demir bir yumruk çıkar ve sokağı hizaya getirir. Hakimiyetini yeniden kurmak için. Yani, sizler hepiniz siyasi partiler olarak niye bunu ille de zorluyorsunuz?
Siz demokrasinin çocuklarısınız. Yani seçim dediğimiz mekanizmaların ürünlerisiniz. Neden bunu ısrarla yapmıyorsunuz? Neden hep Alevilerin? Kaldı ki yani cebinizden çıkan bir şey de yok. Bunları sorduğumda, bana hepsi, yine sözbirliği yapmış gibi, “hocam biz Alevi konusunu eğer gündeme taşırsak Sünni oyları kaybederiz” dediler. Çok net. Çok açık.”

 Kılıçdaroğlu’nun Aleviliği üzerinden ayrımcılık
Farklı kesimler sadece referandum döneminde değil, Suriye’deki iç savaşın da etkisiyle Başbakan’ın Alevilere karşı ötekileştirme söyleminin arttığını belirtiyorlar. Konuştuğum birçok Alevi Başbakan’ın bunu özelikle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden yapmasını bir ayrımcılık olarak hissettiklerine değiniyor.  Alevi Bektaşi Federasyonu Eski Başkanı Turan Eser ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu bunlardan bazıları. Eser’e göre “AKP kadroları ve bizzat Başbakanın “soy sop” tartışması, Suriye tartışmaları ve Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden Aleviliğin itibarsızlaştırma söylemi geliştirildi.”  Kenanoğlu’na göre ise Başbakan’ın söylemi nefret içeriyor:
“AK Parti Alevi Açılımı ile Alevilerin sorunlarını çözeceğini vaat etse de gerçek tam tersi oldu, hatta bizzat Başbakan nezdinde AKP’nin Alevilere yönelik söylemleri sertleşti. 12 Eylülreferandumundaki yargıya ilişkin söyledikleri, genel seçimlerde Kılıçdaroğlu’nun inançsal kimliğine ilişkin söyledikleri bir bütün olarak Alevilere karşı nefret içeren söylemlerdi.”

Kimlik siyaseti olunca
Aleviler ve CHP arasındaki ilişki iç içe geçmiş bir ilişki olarak algılanıyor Türkiye’de. Alevilerin bazıları bu algıdan rahatsızlıklarını belirtiyorlar. Onlara göre, hem bazı Alevilerin hem de CHP’nin bazı dönemlerindeki siyasilerin birbirlerini siyasi bir çıkar alanı olarak gördükleri dönemler oldu. Bu görüşte olanlardan biri de Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı Doğan Bermek. Bermek’e göre “bazı Aleviler ekonomik, şahsi, siyasi çeşitli çıkarlar için” CHP’ye yakınlaşırken,  “CHP’nin de bir Alevilik derdi” olmadığını “oy kaygısı” olduğunu belirtiyor. Bermek, Alevi kimliğini hem siyasi partilerin kendi çoğulculukları göstermek için hem de Alevilerin siyasi alanda fırsat yakalamak için kullandığını belirtiyor.

Doğan Bermek:
Açılımdan referandum döneminde vazgeçildi
Alevi Açılımı’nda hem Başbakan Tayyip Erdoğan’ın hem de dönemin Alevi Çalıştayı’ndan sorumlu Devlet Bakanı, bugünün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in samimiyetine inanan isimlerden biri de çalıştayın çeşitli toplantılarına katılan Alevi Vakıflar Federasyonu Başkanı Doğan Bermek. Çalıştaylar öncesi Başbakan’ın Dolmabahçe’de gerçekleştirdiği toplantılarda da yer alan Bermek, çalıştay raporlarının detayları ve sonuçlarıyla hazırlandığını ve sonrasında eksik de olsa iki önemli adımın atıldığını düşünüyor. Bu adımlardan biri, din derslerinin içeriğinde Alevilik bölümünün yer alması. Bermek içeriğin eksik olduğunu kabul etse de bunun önemli bir başlangıç olduğunu vurguluyor. Bermek’e göre diğer önemli adım ise cemevleriyle ilgili hukuksal düzenlemelerin ne olabileceği üzerine Çelik’in bir çalışma yürütmesi. Somut adımlar üzerinde konuşulurken toplantı süreçlerinin uzun sürmesinin hemen ardından referandumun siyasi konjonktürü değiştirdiğini belirten Bermek, kamuyla paylaşılması planlanan raporların bir türlü kamusallaşamadığı için tarafların da adım bahsettiği iki adım dışında atamadığını da belirtiyor:

Alevi düşmanı söylemler
“Toplantılarla seçim arasındaki zaman daralınca, Faruk Bey’in de hareket alanı daraldı. Çünkü, bu toplantılar bitmeden teknik adımların atılması için bir şey yapılamazdı. Toplantılar gereğinden fazla uzun sürdü. Anayasa referandumu sırasında Başbakan Alevilere karşı bir tavır takınmaya başladı. ‘Yargıyı Alevilerden temizleyeceğim’ gibi Alevi düşmanı söylemler Başbakanın ağzından dile getirildi.”

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız