PAYLAŞ

Can KASAPOGLU

“CHP ve Dersim, tıpkı zıtların bir arada ifadesi olan ‘dualizm’ gibidir ancak ikisi bir arada olmuyor, olmamıştır”

Dersim adı ile CHP’nin bir arada anılması, her ne amaçla olursa olsun (ki her zaman Dersim aleyhine sonuçlanmıştır) tıpkı, her yönü ile çok farklı, birbirine hiç uymayan, karşıtlık temeline dayalı, hatta düşmanca bir tavır içinde olagelen ‘zıtlık’çizgisidir.

Bu, biri diğerini yok eden, inkar eden, imha eden, soykırımdan geçiren karşıtlık çizgisi, CHP geleneği, anlayışı ve geçmişten günümüzdeki genel siyaseti ile ve ‘Dersim özgülünde’ yaklaşımı ile tamamen ‘zıt’ bir çizgidir.

Yani bir başka deyişle Dersim ve CHP adı, beraberce anıldığında, bir araya getirildiğinde açıkça görülecektir ki belki de dünyanın ender görülen karşıtlıkları, zıtlığıdır..
Hem Dersim hem de CHP ikisi bir arada olmamıştır zaten, biri (CHP) diğerini (Dersim’i) yok etmiştir, etmeye’de devam etmektedir..
Zıtların bir arada ifadesi zaman zaman veya yer yer hayat bulmaktadır..

Bu durum, bazen farklı kültürler arasında, bazen evli veya birlikte yaşanalar açısından sorunları beraberinde de getirse böyledir.
Yani ‘zıtların bir arada ifadesi’ diye bir olgu bir realite-gerçeklik vardır.
Bunun diğer adı ise ‘Dualizm’dir.

Örneğin bir erkek cins ile bir kadın-bayan cinsin bir arada yaşaması gibi. Veya sıcak ile soğuğun, aydınlık ile karanlığın birbirine zıtlığı, karşıtlığı gibidir dualizm. Ancak her şeye rağmen şu ya da bu oranda bir arada yaşamaya, asgari ölçülerde bir araya gelebilmektedirler. Karşıttırlar ama bir şekilde bir arada yaşamanın gereklerini, (istemeseler de) yerine getirmek gibi sorumlulukları olduğunun bilincindedirler.

İşte CHP ve Dersim, tıpkı zıtların bir arada ifadesi olan ‘dualizm’ gibidir..

Fakat burada çok önemli, birinin varlığı diğerini yok eden bir durum söz konusudur.
‘Dersim Soykırımı’ sanığı CHP, sanki olup-bitenler bir başka ülkede, bir başka coğrafyada ve bir başka parti-sistemi tarafından yapılmış-uygulanmışçasına pişkin, bizzat yapmış-uygulamış olduğu soykırım, katliam ve her türlü asimilasyon politikalarını görmezden gelerek kendini Dersim’e dayatmaktadır.

Tabi buradaki CHP devleti Dersim’de temsil eden CHP’dir. Bir başka deyimle devlet, Dersim’de CHP ile varlığını sürdüre gelmektedir..

Bir çok yerde ‘Dersimliler devleti çok iyi tanırlar, devlet’te Dersimliyi çok iyi tanır, her ikisi de kafa kafaya ve karşı-karşıyadır’ değerlendirmeleri yapılır. Bu durum ilk bakışta belki böyle görülebilir ancak biraz irdelendiğinde ibrenin yönü devletten yana döner ve avantaj devletin eline geçer..

Çünkü devlet, Dersim’i yok sayan, soykırımdan geçiren ve hala günümüzde bu siyasetini her boyutu ile devreye koyan ‘devlet politikasını’ Dersim’de CHP üzerinden sürdüre gelmiştir..

Bir devlet operasyonu ile CHP’nin başına getirilen ‘Kılıçdaroğlu operasyonu’ bunun en son, bariz, açık ve net bir örneğidir..

Zıtların bir arada ifadesi biçimi olan ‘dualizm’ örneği ne yazık ki Dersim ve CHP için hiç bir zaman geçerli olmamıştır..

CHP, Dersimliyi katletmiş,Dersim’de binlerce insanı boğazlamış, sürgünlere göndermiş, yok saydığı, inkar ettiği ve her türden asimilasyona tabi tuttuğu halde bir şekilde kendine bağlamış, yani Dersimliyi Tunceli’li yaparak çözmeye, onu lime lime etmeye kalkışmış ve bunda da bir ölçüde başarılı olmuşken Dersimli ise CHP’nin bu soykırımcı,ultra-nasyonalist ve Kemalist, her şeyde tekçi siyasetini bir türlü kırma noktasında istenilen sonucu alamamıştır..

CHP’nin ve CHP siyasetinin yada CHP’de siyaset yaptığını söyleyenlerin ‘Dersim Soykıırmı’nın yıldönümünde ne kadar iki yüzlü olduğunu kamuoyu bir kez daha görmüştür..
Dersim Soykırımı başta olmak üzere, Kürt sorunu, Alevilerin hak talepleri vb bir çok konuda AKP ile adeta işbirliği yapagelen CHP’nin adı Dersim ile hiç bir zaman barışık olmamıştır.

Soykırım yapan, katliam yapan, asimilasyon yapan ve yapmış olduğu bu (ki bunun adı siyaset falan olamaz) bunca vahşete rağmen Dersim açısından CHP, olsa olsa kan emici bir vampirdir.

Sözde AKP’yi eleştiren, Dersimliler ve Aleviler üzerinden ‘korku siyaseti’ yaparak devleti ayakta tutmaya çalışan CHP, örneğin CHP, “Seyit Rıza’nın itibarının iade edilmesi” yönündeki yasa tasarısı önerisini bile kabul etmedi.

Son on yıllık AKP siyasetinin ’37-38’in Dersim Soykırımı devamı ‘ olduğu kesindir ve Dersim’in acıları üzerinden CHP’yi daha çok yıpratmak istediği aşikardır..
Bu durumda CHP’nin yaklaşımı ise bildiğiniz gibidir..

Mesela en son CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün kalkıp, bazı sözde girişimlerde bulunması gibi. Hüseyin Aygün, Seyit Rıza’nın davasını açtı, mezarının nerede olduğunun peşine düştü.

Ancak katıldığı televizyon programlarında Seyit Rıza için ‘O zavallı, yoksul bir adamdı. Dersim’de saygınlığı yoktu vb şeklinde sözler sarf etti.

10 Kasım günü Seyit Rıza’yı asan, onu darağacına gönderen ve Dersim fermanının baş komutanı Atatürk’ü andı ve CHP’yi baş tacı yaptı.

Üstelik bütün olup-bitenlerden sonra Elazığ Buğday Meydanı’nda Seyit Rıza’yı anmak samimiyetsizlik değil de nedir?

1930’lardan günümüze sonuç olarak hem Dersim hem CHP ikisi bir arada olmuyor, olmamıştır..

2013’te bu durumun Dersim coğrafyası ve Dersimlilerin lehinde değişmesi temennisi ile..

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız