PAYLAŞ

Ali KENANOĞLU

Hz. Hüseyin’in Kerbela’da katledilişinin Hicri takvime göre 1332. yıl dönümünde Aleviler Hz. Hüseyin’in nezdinde zalime karşı boyun eğmeyen ve katledilen tüm mazlumlar için matem içinde 12 günde oruç tuttular. Matem orucu 11 gün akşama kadar tutulurken 12.gün ise katliamdan sağ kurtulan Hz. Hüseyin’in evladı ve 4. İmam olan Zeynel Abidin için öğlene kadar tutulup, öğlenleyin pişirilen aşure çorbası ile açılarak bitirildi. Yas tutanların yassı Hak dergâhında kabul ve makbul olsun.
Alevilerce her yıl sükûnet ve sadelik içerisinde geçirilen matem ve orucu bu yıl hayli tantanaya yol açtı. Başta devletimizin başı olmak üzere birçok hükümet yetkilisi, belediye başkanı, iş adamları, gazeteciler v.b matem orucumuz ile yakından ilgilenip sahiplendiler. Yaşanan en talihsiz olay şüphesiz ki Sayın Cumhurbaşkanı tarafından 12.gün akşamı verilen Muharrem iftarı (!) idi. Çünkü oruç 12.gün öğlenleyin bitip sona ermişti. Bu hata nasıl yapıldı, davet edilen Alevi kurum başkanları bunu niye söylemediler bilemiyorum ama biten oruca düzenlenen bir iftar olarak tarihe geçmiş oldu. Hani adına matem ayı bitimi vesilesiyle bir akşam yemeği denilseydi olurdu ama doğrudan oruç açımı yapıldı, matem orucumuzun kuralları uygulandı. (et ve su olmaması gibi)
Alevilerin her türlü talebini anında reddeden devletimiz ve organları nasıl oldu da matem orucumuzu sahiplendi? Yapılanlara ve nedenlerine bir bakalım;
Matem orucumuzun en başta ismi değiştirilerek Muharrem (Hicri takvime göre bir ay adı) orucu adı verildi.
Böylelikle Ramazan orucu gibi “AY ORUCU” kapsamı içine alındı, indirgendi. Oysa Kerbela Katliamı, Muharrem’e denk geldiği için böyledir. Yoksa biz Muharrem olduğu için yas ve oruç tutmayız.
Devlet Alevilikle ilgili her türlü talebe gözünü kapatırken matem orucuna dört gözünü birden açtı, mecliste talep edilen oruç düzenlemesi ve toplu oruç açımı talebi anında kabul edildi. Meclis erkânımız Sabahat Akkiraz hanımın iftarında hazır bulundu. Alevi ve Sünni iki iş adamı “Ramazan da bizim Muharrem de” diyerek iftar (!) verdi. AKP yanlıları tarafından kurulan ve kimisinin başında “Anadolu” ismi olan Alevi Dernekleri de aynı sloganla farklı illerde iftar verdi. Öyle ki iftara katılanlar Alevilikten bihaber olduğu için masalara su içilmez (talep edilmemesi için) diye uyarı yazıları konulmak zorunda kalınmış.
TRT’de Muharrem programları yapıldı.
Belediye başkanları iftar yemekleri verdi ve/veya verilen iftarlara iştirak etti.
Hükümetin bakanları ve vekiller Muharrem iftarlarını kaçırmadı.
Niyeydi bunlar; Kerbela’da katledilen Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin önemli bir İslam mensubu. Bunun için “Bak siz de İslam’ın bir parçasısınız, Ramazan da bizim Muharrem de, cami de bizim ama cemevi ibadethane değil de zikirhane olursa olur, aslında bir farkımız yok siz bu Aleviliği yanlış biliyorsunuz, Hz. Hüseyin bizimdir. Gelin camiye, gelin Ramazan ayı orucunu da beraber tutalım, Muharrem ayı orucunu da” diyebilecekleri önemli bir gedik olarak görüyorlar Kerbela matemini. Oysa bilmedikleri Kerbela, zalimin zulmüne boyun eğmeyenlerin matemidir. Siz Alevi inancını, ibadethanesini yok sayarak, sizin tanımladığınız Aleviliği kabul etmeyen Alevileri her alanda dışlayarak, bürokrasiden uzaklaştırarak, iş imkânlarını elinden alarak, kapıları işaretlenenler ile dalga geçerek ve benzeri birçok uygulamanızla zalimlik ediyorsunuz. Günümüzün zalimi sizsiniz. Siz matem içerisinde değil böyle bir fırsatı gördüğünüz için sevinç içerisindesiniz. Oysa sizin İslam anlayışınız karşısında Hz. Hüseyin şunu söylemiştir; “Müslümanlar, Yezit gibi bir hükümdara duçar olduğunda artık İslam’la vedalaşmak gerekir.” (Kaynak; Musiru’l-Ahzan, s. 14-15; Luhuf, s. 9-10: Futuh-u İbn-i A’sem ve Maktel-i Harezmî).

akenanoglu@evrensel.net

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız