PAYLAŞ

Zeynel Abidin KAPLAN

O sokakta hiç kimsenin kapısını çalmayan bu “iyi niyetli” sarıklı, sakallı ve cüppeliler tesadüf bu ya sadece o sokakta oturan tek Alevi ailenin kapısını çalıyor…

Evdesiniz, kapının zili çalıyor ve iki cüppeli, sakallı, sarıklı adam, öylece karşınızda duruyor. Bayram değil seyran değil.

Şaşkın bir halde, bu orta çağdan kalma kıyafetler içindeki iki sakallı adama bakıyorsunuz.

—Eşiniz evde mi? diyor biri.

Ne diyeceğinizi şaşırmış bir halde, belli belirsiz.

—Hayır, diyorsunuz.

Şaşkınlığınıza istinaden açıklama yapmak istercesine;

—Camide akşam namazı sonrasında sohbet var da, onun için davet edecektik.

Şaşkınlığınız korkuya dönüşüyor.

Alevi bir aile olduğunuz biliniyor oysa.

Üstelik eşiniz Alevi Kültür Derneği (AKD) yönetim kurulu üyesi…

O halde, ne amaçla camiye çağırıyorlar, eşinizi?

Bir ara bu adamları daha önce hiç görmediğinizi ve bu nedenle Alevi olduğunuzu bilmeyebilecekleri geliyor aklınıza, az da olsa rahatlıyorsunuz.

Ancak ne kapıdakilere bir cevap verebiliyor ne de kapıyı kapatabiliyorsunuz.

Şaşkınsınız…

Neden sonra cüppeli ve sarıklı iki adam dönüp merdivenden inmeye başlayınca, kendinize geliyor ve kapıyı kapatabiliyorsunuz.

Sonra aklınıza Malatya Sürgü geliyor…

Sahur zamanı, inatla; ailenin Alevi olduklarını bildiği halde, davul çalan, sonra tepkiyi bahane ederek, evi taşlatan ve bunu ‘İslam adına’ yaptığını söyleyen kişi geliyor aklınıza…

Sonra Adıyaman’da evleri “çocuklarca” işaretlenen Alevilere ait evler…

Ardından 4+4+4’e karşı çıktığı için evinin ve işyerinin kurşunlandığını anlatan Alevi aile…

Rahatlama çok büyük bir sıkıntıya dönüşüp içinize oturmuşken eşiniz eve geliyor.

Eşinize anlatıyorsunuz durumu, aman bir delilik yapma, diye diye…

Evinin kapısı çalınan Alevi Kültür Derneği (AKD) yöneticisi ilk olarak mahalle muhtarına gidiyor.

—Kim bu adamlar, ne amaçla evimin zilini çalıyorlar?

Muhtar: “Bu adamlar böyle ev ev dolaşıp camiye çağırıyorlar, kötü bir niyetleri yok, ben tanıyorum… Şu camideler şu anda.”

Caminin imamını bulunup soruluyor. Aynı “iyi niyetliler” cevabını alıyorsunuz. Sizin tepkisel tavrınızdan etkilenen imam, durumu müftülüğe bildirdiğini ekliyor sözlerine…

Polis aranıp, durum anlatılıyor, önce konuyla ilgilendiklerini gösteren davranışlar sergiliyorlar.

Ancak emniyetin bu tür olaylarla ilgilenen şubesinin; “Biz bu adamları tanıyoruz, kötü bir niyetleri yok. İyi niyetliler…” demesiyle, “Büyütecek bir şey yok.” deyip baştan savılıyor.

Bu kadar basit olamaz diye düşünen AKD yöneticisi, “Ev ev dolaştıkları…” bilgisini teyit etmek için komşulara soruyor.

“Yok, diyorlar, bize gelmedi böyle sarıklı, cüppeli, sakallı adamlar…”

O sokakta hiç kimsenin kapısını çalmayan bu “iyi niyetli” sarıklı, sakallı ve cüppeliler tesadüf bu ya sadece o sokakta oturan tek Alevi ailenin kapısını çalıyor…

Adıyaman’da Alevilere ait evler işaretlenince ‘çocuklar yapmıştır” diyen yetkililer şimdi ise “Yapanlar iyi niyetli… büyütmeyin” diyorlar.

Ne dersiniz?

Manisa merkezde yaşanan bu olayı yapanlar sizce de “iyi niyetli”mi?

Ya da şöyle sorayım soruyu, aynı Alevi vatandaş ev ev dolaşıp “haydi cem evine” deseydi, aynı “iyi niyet” onun içinde beslenir miydi?

Benim merak ettiğim Manisa Müftüsü ne düşünüyor, bu “iyi niyetli” kişiler hakkında?

Konudan haberi olduğunu zannediyorum. Çünkü söz konusu caminin imamı; “Durumu müftlüğe bildirdim” diyor.

Öyle ise soruyorum.

Bu kişiler, vatandaşların evlerinin kapısını çalıp camiye çağırma hakkını nereden alıyor?

Eğer Manisa Müftüsü bu yetkiyi vermiş ise hangi kanun ya da yönetmeliğe dayanarak bu hakkı onlara vermiş.

Yok, söz konusu camiinin imamı doğru söylemiyor ve Manisa Müftülüğüne durumu aktarmamışsa bu olayla ilgili “iyi niyet” açıklaması Manisa Müftüsünü tatmin ediyor mu?

Sağlıcakla…

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız