PAYLAŞ

İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı İsrafil Erbil, 12 Eylül dönemini değerlendirdiği “Aleviler ve 12 Eylül…” başlıklı açıklamasında “12 Eylül 1980 darbesi bu nedenle Aleviler açısından sürekliliği devam eden bir darbedir” yorumunda bulundu.

Erbil’in açıklaması aynen şöyle:

Türkiye tarihinde, 12 Eylül 1980 darbesi diye bildiğimiz tarihin aynı zamanda ölüm, acı, işkence, yoksulluk ve esaret tarihi olduğu neredeyse tüm dünya tarafından bilinir. 12 Eylül öncesi Sol ve sosyalist geleneğin daha çok Alevilikte olan direniş, muhalif ve eşitlikçi ruhuyla bütünleşmesi sebebiyle, Solcu gençler Alevi köy ve mahallelerinde örgütlenmiştir. Bu nedenle birçok sol düşünceye sahip olan ailelerin evlerine olduğu gibi neredeyse istisnasız olarak tüm Alevilerin evlerine ve köylerine baskınlar düzenlenmiştir. Alevi köylerindeki okullar günlerce işkence haneleri gibi çalışmış ve daha sonraki günlerde okula giden çocuklar ders yaptıkları sıralar üzerinde babaları, anneleri ya da ağabeyleri’nin kanlarıyla karşılaşmıştır.

Aleviler açısından bu tarihin başka bir önemi daha vardır. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden hemen sonra yürürlüğe konulan bazı anayasa kanunlarıyla Türkiye de ‘’Din Dersleri’’ zorunlu hale getirilmiştir. ‘’Türkiye nüfusu’nun %99 u müslümandır, sünnidir’’ anlayışıyla yaklaşan kanun koyucu ve müfredat hazırlayıcılar tabiki bu dersleri tamamen Sünni inancıyla vermiştir. Onlarca yıldır Türkiye de Alevi çocukları bu dersler yüzünden akla gelmedik zorlamalara ve psikolojik işkencelere maruz bırakılmıştır. Dünyanın çeşitli ülkelerinde sadece din bilgisi eğitimi olarak verilen derslerde dünyadaki inançlar hakkında bilgi verilmektedir. Buna karşın Türkiye de ise ‘’din dersleri’’ adı altında derslikler neredeyse cami ya da mescitlere dönüştürülerek, namaz kılmak ve dua okumak gibi uygulamar için kullanılmaktadır. Alevi çocuklar, okulda öğrendikleri sünnilik üzerinden ‘’inanç’’ sahibi olmuş ve hayatının ileri aşamalarında sürekli çelişkiler yaşamak zorunda bırakılmıştır. Bugün Aleviler içinde farklılıkların olması ya da bazı sözde Alevilerin AKP hükümetine destek vererek ‘’ bizde müslümanız/islamız’’ anlayışı içinde AKP politikalarına yedeklenmesi ve haksızlıklar karşısında devletle aynı dili kullanması’nın nedenlerinide buralarda aramak gerekir.

12 Eylül 1980 darbesi bu nedenle Aleviler açısından sürekliliği devam eden bir darbedir. Aleviler tüm düşünce ve insan düşmanlarının karşısında mücade etmeye ve örgütlenmeye devam ediyorlar ve edeceklerdir.

Darbe ve zorba anlayışların olmadığı, düşünen insanların çoğaldığı, özgür birey ve özgür toplumların olduğu, zulüm yapanların aşağılandığı, işkencecilerin lanetlendiği, barışın, kardeşliğin, paylaşımın ve sevginin olduğu bir dünya umuduyla 12 Eylül 1980 darbesini ve tüm insanlık katliamlarını birkez daha lanetliyoruz.

İşkencelere direnen, darağaçlarında bile inancından dönmeyen, yol’una sahip çıkanları ise Pir Sultan’ca Selamlıyoruz.

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız