PAYLAŞ

Osnabrück Üniversitesi İslam Araştırmaları Merkezi (OÜİAM) ve Konrad Adenauer Vakfı’nın (KAV) birlikte organize ettiği “Aleviliğin geçmişi, bugünü ve Almanya’da Alevilik” adlı sempozyum, Berlin’de gerçekleşti.

İki gün süren sempozyumda ‘Günümüzde Alevi Kimliği’ ‘Almanya ve Türkiye’de Alevilik ve Uyum’ ve ‘Aleviliğin Kökleri’ gibi konular tarihsel ve teolojik açıdan ele alındı. Alevi Birlikleri Federasyonu İnanç Kurulu üyesi Aynur Küçük, “Ortak görüşümüz Hak-Muhammed-Ali çizgisinde. Kitabımız Kur’an, peygamberimiz Hz. Muhammed, imamımız Ali’dir.” sözleriyle Aleviliğin İslam dışı olmadığına dikkat çekti. Liberal Düşünce Topluluğu temsilcisi Şenol Kaluç da “Kureyşan Ocağı’ndan bir Alevi olarak şunu belirtmek isterim ki, Aleviler Hak-Muhammed-Ali derler. Bunların nasıl İslam olmadığı iddia edilir? Alevilikte oruç, namaz gibi ibadetleri reddetmek doğru değildir.” dedi. Kaluç, tarih boyunca Aleviler üzerinde siyasi oyunlar oynandığını kaydetti. Aleviliğin yazılı kaynaklarının kısıtlı olduğunu dile getiren Alevi tarihçiler ise daha çok bilimsel çalışma yapılması çağrısında bulundu.

Sempozyumun ilk gününde konuşan Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel sekreteri Ali Doğan, Aleviliğin değişime açık dinamik bir yapısı olduğunu, Hz. Ali ve Alevilik temel öğelerine sadık kalarak Almanya’da da değişimin devam ettiğini belirtti. CDU Hıristiyan-Alevi Dostluk Halkası sözcüsü Ali Yıldız da şahsi görüşü olarak Aleviliği İslam’dan daha çok Hıristiyanlığa yakın gördüğünü söyledi. Osnabrück Üniversitesi’nde Alevilik üzerine doktora yapan Pir-Dede kızı Aynur Küçük ise şunları söyledi: “Alevilik; İslam’ın çekirdeğidir, ama Sünni İslam’dan farklıdır. Alevi Birlikleri Federasyonu İnanç Kurulu üyesi olarak, ortak görüşümüz Hak-Muhammed-Ali çizgisinde. Kitabımız Kur’an, peygamberimiz Hz. Muhammed, imamımız Ali’dir.” Liberal Düşünce Topluluğu temsilcisi Şenol Kaluç da “Kureyşan Ocağı’ndan bir Alevi olarak şunu belirtmek isterim ki, Aleviler Hak-Muhammed-Ali derler. Bunların nasıl İslam olmadığı iddia edilir? Alevilikte oruç, namaz gibi ibadetleri reddetmek doğru değildir.” dedi.

‘Tarih boyunca Aleviler üzerinde siyasi oyunlar oynandı’

“Değişim sürecinde Alevilik” konulu sunumunda Kaluç, tarih boyunca Aleviler üzerinde siyasi oyunlar oynandığını ve bunun devam ettiğini belirtti. Kaluç, “Sadece Osmanlı’da değil, Cumhuriyet döneminde de Aleviler dışlanmış ve baskı altına alınmıştır. 1925 Tekke-Zaviye Yasası’nda Dedeler ve Seyitler, üfürükçü ve büyücülerle beraber anılıp tahkir edilmişlerdir. Cumhuriyet dönemi aydını diye lanse edilen Yakup Kadri, Haldun Taner, Reşat Nuri, Falih Rıfkı gibi isimlerin eserlerinde, Alevilik alçaltılmış ve sapıklık olarak gösterilmiştir. Hızlı kentleşme döneminde Alevi değerleri kente taşınamadığı için Alevilik büyük darbe almıştır. Toplumsal kargaşa oluşturmak için her yolu deneyen derin devlet, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok gibi isimlere düzenledikleri suikastlarla istediği sonuca ulaşamayınca, Sivas’ta Madımak katliamını tertiplemiştir. 6 saat boyunca yangına müdahale edilmedi, bunu nasıl izah edebiliyorsunuz? 1960’lı yıllardan beri maalesef sağ siyaset de Alevileri dışladı. Bu büyük bir hataydı.” dedi.

Aşka dayalı Alevi-Sünni evliliklerinde sorun yaşanmadığını söyleyen Doç. Dr. Mehmet Ali Balkanlıoğlu, “Çünkü evlenen erkek de kadın da kendi inançlarıyla yaşamaya devam ediyor. Ama anne-babaya sorulduğunda eğer çiftlerden biri yanındaysa olumlu cevap veriyor, yalnızken “Olmasaydı daha iyi olurdu.” cevaplarına da rastlanıyor. Bazıları bunu “kanın bozulması” diye bile algılayabiliyor.” dedi.

Açılış konuşmalarını Avrupa Parlamentosu eski Direktörü Hans-Gert Pöttering ve OÜİAM Direktörü Prof. Dr. Bülent Uçar’ın yaptığı programı çok sayıda Alevi ve Sünni izleyici takip etti. Federal İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Dr. Ole Schröder da “Almanya’da azınlık dinlerinin desteklenmesi” konulu bir konuşma yaptı. Açılış konuşmalarından sonra Alevilik inancına ait deyiş ve nefeslerden örnekler sunuldu.

‘Yazılı kaynaklar için daha çok bilimsel çalışma yapılmalı’

“Aleviliğin köklerine tarih ve dinbilimi açısından bakış” oturumunda Doç. Dr. Hüseyin Özcan Hacı Bektaşi Veli’nin Alevi Bektaşiliğinin kurucusu olmadığını, ama Anadolu Alevilerinin hepsinin saygı duyduğu bir Pir olduğunu belirtti. Özcan, “Alevilikte sözlü geleneğin yanında yazılı metinler de var. Fakat harf inkılâbından dolayı bunlar okunamaz ve anlaşılamaz hale geldi. Bu konuda daha çok çalışmaya ihtiyaç var.” dedi. Alevi tarihçi Doç. Dr. Rıza Yıldırım ise şunları kaydetti: “Safevilik, Kızılbaşlığı değil, Kızılbaş hareketi Safeviliği doğurdu. Kızılbaş hareketinin bir parçası Tebriz’de devletleşti. Ama daha sonra Safevilik değişime uğradı. Bu hareket Anadolu’da başka bir kadere sahip oldu. Bir Alevi tarihçi olarak ifade etmeliyim ki; ‘Aleviliğe ait tarihi yazılı kaynaklara ulaşmak maalesef çok zor ve kısıtlı. Alevilik tarikat mı? Din mi? Mezhep mi?’ sorularıyla karşılaşan Aleviler, kendisini tarif edemediği için şok oluyor. Geleneğin içindeki Alevi gençler bu konuda akademik çalışma yapmalı. Şu da unutulmamalıdır ki; inanç akademisyenlere değil, kanaat ve inanç önderlerine tâbi olmakla gerçekleşir.”
 
ZAMAN

Yorumunuzu yazınız