PAYLAŞ

Pir Sultan Abdal Derneği Genel Başkanı Kemal Bülbül, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Pir Sultan Abdal Cem ve Kültür Evi’nde basın toplantısı düzenledi.

Bülbül, AK Parti hükümetinin iktidar olduktan sonra ilk önce “Alevi açılımı” adı altında bir dizi çalıştaylar yaptığını, fakat Alevi açılımında gelinen noktada Madımak katillerine zaman aşımı vermek Adıyaman, Erzincan, Gaziantep, İzmir, Didim, İstanbul gibi yerlerde sistematik olarak Alevilere karşı yürütülen politikalarda kapılarının işaretlenmesi ve Başbakan’ın cemevleri için “ucube” kavramlarını kullanma noktasına geldiklerini söyledi.

Alevi açılımına benzer şekilde “Kürt açılımı” diye bir politikanın da başlatıldığını belirten Bülbül, birçok belediye başkanı, birçok politikacı ile beraber yaklaşık 10 bin insanın tutuklanması ile Kürt açılımında son noktaya geldiklerini ifade etti. Bülbül, “Kürt açılımında da tamamen bir fiyasko söz konusu. Ermeni açılımı, Roman açılımı, ha keza AK Parti’nin sistematik politikalarının bir sonucu olarak inkarcılık noktasına gelmiş durumdayız.

30 Eylül’de TBMM’nin açılışından bir gün önce Ankara’da yüz binlerce insanla yapacağımız mitingin akabinde taleplerimizi Meclis’e ileten komisyon oluşturacağız orada. Başbakan nefret suçu işliyor. Son olarak genişletilmiş il başkanları toplantısında söylediği ‘Biz Selahattin-i Eyyubi Türbesi’nde dua okuyacağız, Emevi Camii’nde namaz kılacağız’ gibi tabirleri Osmanlı fetihçiliğinin günümüze indirgenmiş şeklinden başka bir şey değildir. Görüyoruz ki yeni anayasa tartışmaları da dahil olmak üzere hükümet ve Başbakan gerginlik politikasını, inkar politikasını gün geçtikçe tırmandırıyor” dedi.

“90’LI YILLARDAN BU YANA DÖN DOLAŞ AYNI NOKTAYA GELDİK”
Diyarbakır’da basın toplantısı yapıp Kürt sorununa değinmemenin Seyit Rıza’nın tabiri ile ‘ayıp ve günah’ olacağını kaydeden Bülbül, “Alevi kurum ve kuruluşları olarak özellikle Kürt sorunu ile ilgili olarak son zamanlarda yaşananlarla ilgili olarak yaşanan gerginliğe bir çözüm bulunması, operasyonların durdurulması, çatışma ortamının ortadan kaldırılması, demokratik diyaloğun, barışçı politikanın gerçekleştirilebilmesi için bunun gerekli ve elzem olduğunu düşünüyoruz. Başbakan bunlara hizmet edeceğine BDP milletvekilleri hakkında dokunulmazlıkların kaldırılacağı, Meclis’ten çıkarılacakları ve benzeri gibi politikalar ifade ediyor” diye konuştu.

90’lı yıllardan bu yana dönüp dolaşıp aynı noktaya geldiklerini söyleyen Bülbül, şöyle devam etti: “Dön dolaş aynı inkar, nefret, şiddet dili bu Türkiye’ye de, hükümete de, topluma da hiçbir şey kazandırmaz. Her gün asker canlarımızın, gerilla canlarımızın cenazelerinin gelmesi, her gün anaların ağlaması artık dayanılacak bir nokta bırakmamıştır. Son olarak Afyon’da meydana gelen patlamanın ne olup olmadığı konusunda bir hükümet yetkilisi, bir devlet yetkilisi elle tutulacak bir açıklama dahi yapamamaktadır. Son 2-3 gün içerisinde Türkiye’de çatışmalarda, deniz kazalarında, trafik kazalarında ve benzeri nedenlerle ölen insanların çetelesini tutmak mümkün değil.

Başbakan kendi ülkesini, kendi toplumunu, Türkiye’deki Kürtleri, Alevileri, ötekileştirilmişleri adeta bir kenara iterek Osmanlıcılığa, küçük emperyalizmciliğe soyunarak adeta Amerika, AB bağlamında bunun koçbaşı olma yolunda bir politika yürütmektedir. Sokakta ipini koparmış ırkçı faşistler bundan vazife çıkarıp bizim şubelerimize, insanlarımıza saldırmaktalar. Alevilerin bu saldırılar karşısında hükümetten, Diyanet’ten, yargıdan, polisten, benzeri kuruluşlardan gelen saldırılar karşısında meşru savunma hakkı doğmuştur. Bizim meşru savunma hakkımız örgütlenmedir, dayanışmadır, sokağa çıkmadır, kitleselleşmektir. Bu faşizan baskılara karşı tepkimizi göstermek ve birbirimizi korumaktır.”

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız