PAYLAŞ

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Kürt sorununun çözümü konusunda diyaloğa kapalı olmadıklarını belirterek, “Diyaloğa kapalı olan biz değiliz. Diyalog köprülerini dinamitleyen, bombalayan AKP’nin kendisidir” dedi.- Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Kürt sorununun çözümü konusunda diyaloğa kapalı olmadıklarını belirterek, “Diyaloğa kapalı olan biz değiliz. Diyalog köprülerini dinamitleyen, bombalayan AKP’nin kendisidir” dedi.

BDP Genel Başkanı Demirtaş, partisinin düzenlediği Alevi Çalıştayı’na katılmak üzere Mersin’e geldi. Mersin Oteli’nde düzenlenen toplantıya Demirtaş’ın yanı sıra BDP’li Akdeniz Belediye Başkanı Mehmet Fazıl Türk ile Mersin’deki Alevi toplumunun kanaat önderleri, aydınları ve sanatçıları katıldı. Toplantının başında bir konuşma yapan Demirtaş, devletin şu anda Aleviliği de, Alevi sorununu da, Alevileri de dışarıdan tanımlama çabası içerisinde olduğunu öne sürerek, “Alevi toplumu adına dışarıdan tespitler yapıp, onlar adına söz söylemek, inançlarını tariflemek, onları içleştirerek yine ötekileştirerek tariflemeye çalışmak bir yanlıştan çok hakarettir. Alevi inancının ne olup olmadığını tariflemek devletin işi değil, haddi de değildir. Diyanet İşleri’nin ne görevidir, ne yetkisidir ne de haddidir. 500 yıllık Alevi sorunu son birkaç yıl içerisinde hiç olmadığı kadar devlete çözümü dayatan bir noktaya ulaşmıştır” diye konuştu.

“DİYALOG KÖPRÜLERİNİ DİNAMİTLEYEN AKP’NİN KENDİSİDİR”

Açılış konuşmasının ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Demirtaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Kürt sorununun çözümü konusunda BDP’nin diyaloğa kapıları kapattığı yönündeki eleştirileriyle ilgili olarak, BDP’nin müzakere ve diyalogla ilgili ilkesel şartları ve duruşları olduğunu söyledi. Demirtaş, şunları söyledi:

“Biz diyoruz ki, biz evet diyalog ve müzakereyi oluşturmak için zemin hazırlayalım birlikte. Yani mesele bir odaya girip konuşmak değil ki. 8 milletvekili tutuklu parlamentoda, bunların 5’i BDP’li, bir milletvekilimiz haksız bir şekilde düşürüldü, AKP tarafından gasp edildi. 8 bin üyemiz, yöneticimiz, belediye başkanımız tutuklu ve her gün yenileri tutuklanıyor, dava açılıyor. Önce bu zemini düzeltmemiz lazım, diyaloğa, müzakereye uygun hale getirmemiz lazım. Şimdi AKP bir yandan ‘ben çözmek istiyorum, görüşmek istiyorum’ söylemi üretirken, öbür yandan BDP’nin altını boşaltmaya, içini oymaya çalışıyor. Daha geçen hafta Van’daki belediye başkanlarımız tutuklanarak cezaevine kondu. Her gün bir ilde KCK adı altında BDP operasyonları yapılıyor. Dolayısıyla diyaloğa kapalı olan biz değiliz, diyalog köprülerini dinamitleyen, bombalayan AKP’nin kendisidir.”

Bu şartlarda BDP’nin müzakere ve diyalog yürütemeyeceğini savunan Demirtaş, şöyle devam etti:

“Karşımızda bir çözüm zihniyeti, anlayışı, konuşarak sorunu çözmek isteyen bir politika yok ki. Teslim almak isteyen, çaresiz bırakmak isteyen, önümüzde işte minnet duygusuyla karşımıza geleceksiniz diyen bir anlayış var. BDP de böyle bir anlayışı kabul etmeyince Başbakan öfkeleniyor, öfkesinin nedeni budur diye düşünüyorum. Yoksa diyalog kapılarımız kapalı değil. İlkesel çerçevede biz müzakere ve diyalogla sorunun çözümünden yanayız ama oyalama, aldatma, kandırma, taktik hamlelere de artık karnımız toktur bizim.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın İmralı’da olup olmadığı yönündeki görüşünün anımsatılması üzerine de Demirtaş, MHP’nin bu söyleminin ilginç olduğunun altını çizerek, “Bir bilgiye dayanarak mı konuşuyorlar doğrusu bilemiyoruz ve o açıklama yapıldığı andan itibaren bizim kaygılarımız daha da artmıştır. Gerçekten biz de soruyoruz, Sayın Öcalan İmralı’da mı? MHP’nin bu açıklamasından sonra biz daha fazla tedirgin olduk. Adalet Bakanlığı’nın bu konuda tatmin edici bir açıklama yapması lazım veya Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nun derhal İmralı’ya gidip inceleme yapmasına olanak tanınması lazım” ifadelerini kullandı.

“ÖCALAN’A EV HAPSİ KONUSUNDA HÜKÜMET DAHA NET CEVAPLAR VERMELİ”

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın bir televizyon kanalındaki “Terör örgütünün silah bırakmasıyla belki Öcalan’a ev hapsi konuşulabilir” açıklamasının hatırlatılması üzerine Demirtaş, bu konunun muhatabının BDP olmadığını söyledi. Bu konuya doğrudan cevap verecek veya bu çağrıya karşılık verecek olanın PKK’nın kendisi olduğunu savunan Demirtaş, şunları söyledi:

“Bu konuda kendileri bir cevap vereceklerse hep birlikte duyarız. Ama şunu biliyoruz; Oslo ve İmralı görüşmeleri sonrasında oluşturulan bir yol haritası ve protokol vardı ve bildiğimiz kadarıyla o yol haritasında, protokolde silahsızlanmayı da içeren bir süreç tarifi yapılıyordu. Dolayısıyla Sayın Bülent Arınç’ın yeni bir yol haritasından söz ediyor olmasını biz çok anlayamadık. Yani ortaya bir yol haritası çıksın, bu yol haritasının bir parçası olarak ev hapsi de olabilir dediğine göre herhalde mevcut ellerindeki yol haritasına bir eleştirileri ve bir önerileri var. Bu her neyse, bunu bence kamuoyuna açık bir şekilde yapmalılar. Çünkü ortada bir karışıklık yok. Ortada bir yol haritası var, protokol var. Buna ilişkin bizce hükümet daha net cevaplar verip, kamuoyunu bu konuda bilgilendirirse belki bizler de BDP olarak o sürece katkı sunma konusunda daha yardımcı olabiliriz diye düşünüyorum. Ama bu haliyle çağrının muhatabı PKK’dır ve 11 aydır İmralı’da tecritte tuttukları Sayın Öcalan’dır. BDP bu konuda ancak süreç ilerlerse destek olabilir.”

BDP’nin örgütün yanında yer aldığı eleştirilerini de yanıtlayan Demirtaş, BDP’nin PKK ile arasında hiçbir zaman organik bir bağı olmadığını savunarak, “Bizi doğrudan PKK ile aynıymış gibi göstermek büyük bir hatadır, yanlıştır. Öyle olsaydı inanın ki, bunu ifade etmekten herhalde çekinmezdik. Bu bir gerçeklik değil, PKK ile BDP arasında hiçbir zaman organik bağ olmadı” dedi.

Başbakan Erdoğan’ın BDP ile MHP’nin aynı çizgide olduğu yönündeki söylemlerini de değerlendiren Demirtaş, şunları söyledi:

“Başbakan, MHP ve BDP’yi aynı çizgide görüyorsa geometri bilgisi eksik, çizginin ne olduğunu bilmiyor kendisi. Tavsiye ediyorum önce geometriyi öğrensin, ondan sonra iki parti aynı çizgide mi değil mi tartışma yürütsün. BDP bugüne kadar yürüttüğü mücadele ile Türkiye’deki bütün ezilenlerin sadece Kürt halkının değil, Alevilerin, işçilerin, emekçilerin, kadınların, öğrencilerin, çiftçilerin, herkesin sesi soluğu olmaya çalıştı. Elbette ki, AKP’nin bundan rahatsız olması son derece doğaldır. Yani toplum üzerinde hücrelerine kadar egemenlik kurmaya çalışan bir partinin BDP’den rahatsız olması normaldir. Fakat bizim bu konudaki muhalif duruşumuzu ve etki gücümüzü kırmak için ısrarla bizi MHP ile, öbür hafta CHP ile, olmadı öbür partiyle yan yana getirmeye çalışması Başbakanın kendi acizliğidir, çaresizliğidir.”

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız