PAYLAŞ

Opera ve AVM’lere mescit zorunluluğuna Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan tepki…

AKP hükümeti, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ustalık döneminde, Sünni devlet modeline geçmeye karar vermiş ve bunun uygulamalarına başlamıştır. Çıkarılan yasalar, başlayan uygulamalar, atamalar ve hükümet etme yaklaşımından da görüldüğü üzere Türkiye, artık fetvalarla yönetiliyor, anayasanın fiiliyatta olmayan laiklik lafzına dahi tahammül edilemiyor ve bu ilke anayasa metninden çıkarılmak isteniyor. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili değerlendirme yaparken Anayasa’nın 136. maddesine atıf yaparak “Laikliğin izin verdiği kadar hizmete izin veren yapı var. Bu müdahaleci bir laiklik anlayışıdır, doğru bir şey değildir” açıklamasıyla, laikliği değil dini referansı öne çıkarıyor.

Nitekim, Sünni İslam düzeni için çıraklık ve kalfalık döneminde atılan biraz çekimser adımlar, ustalık döneminde açık bir dayatmaya dönüşmüştür. Artık farklı inanç, etnik kimlik, cinsiyet, felsefi düşüncelere sahip insanların temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği, teokratik sivil bir diktatörlük inşa edilmiş ve aşağıda özetlenen şer-i devlet uygulamaları yaşama geçirilmiştir.

Cami merkezli bir toplumsal yaşam, mahalle imamlığı, aile irşat büroları, cezaevlerinde, huzurevlerinde, hastanelerde din adamı görevlendirilmesi, güncel konularda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fetvasının alınması, “dindar ve kindar gençlik” yetiştirmek üzere eğitim sisteminde 4+4+4 sistemine geçilmesi, Çamlıca’ya dev cami, Taksim’e cami, lise öğrencilerinin eğitimlerini devam ettirirken evlenmelerinin önünün açılması, ilkokullarda Kuran-ı kerim derslerinde kız öğrencilerin başlarını örtmesine imkan verilmesi, opera, tiyatro ve alışveriş merkezlerine mescit yapılma zorunluluğunun getirilmesi, hükümetin eğitimde, sağlıkta, altyapıda çok daha acil projelere eğilmesi gerekirken Diyanet kadrolarını şişirmesi, atanamayan öğretmenlerin yaşadığı sıkıntılara seyirci kalınıp, ‘açık var’ denilerek sürekli imam kadroları ihdas edilmesi, sanatçımız Fazıl Say’a dine hakaret ettiği gerekçesiyle dava açılması, Diyanet TV gibi hepsini sıralamakta güçlük çekeceğimiz uygulama ve girişimler, Türkiye Cumhuriyeti’nin artık bir din devletine dönüştürüldüğünün yeterli işaretleridir.

Alevilerin özelinde ise, üst düzey bürokraside zaten sayıları 3-5’i geçmeyen Aleviler, sırf kökenlerine bakılarak tasfiye edilmekte, ekonomik olarak kıskaca alınmakta, seçim meydanlarında Aleviler yuhlatılmakta, “burası bir Alevi evidir” işaretleri “çocuk işi” denilerek geçiştirilmekte, Suriye ile olan ilişkiler başta olmak üzere, dış politika dahi mezhep eksenine oturtularak Aleviler üzerinden Suriye’ye müdahale meşru hale getirilmeye çalışılmaktadır.

AKP, ustalık döneminde aslına rücu etmiştir. Bunun içindir ki, Aleviler, AKP’nin genlerinin insan hak ve özgürlüklerine, demokrasiye cevaz vermeyeceği tespitiyle, hükümetin Alevi açılımını bu çerçevede samimi, inandırıcı bulmamış, müdahil olmamış, hatta ilgilenmemiştir.

AKP, artık, dinsel argümanlarla insan haklarını gasp etmektedir. Farklı inanç ve kimlikten olan Alevilerin, Kürtlerin, gayri Müslimlerin de bu ülkede yaşadığını göz ardı etmekte, söylem, uygulama ve girişimleriyle Türkiye’nin geleceğine dinamit koymakta, ülkede din-mezhep üzerinden kamplaşmayı körüklemektedir.

Bu, hayırlı bir durum değildir, endişe vericidir, ürkütücüdür.

Türkiye, karanlığa sürüklenmektedir. Ülke çok açık bir şekilde bir ateş çemberinin içine savrulmaktadır. Bu nedenle yurttaşlarımızı bu kör gidişe karşı uyanık olmaya, hükümeti ise, din kisvesiyle yaptığı bölücülükten, gericilikten uzak durmaya çağırıyoruz.  7 Haziran 2012

Selahattin Özel

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız