PAYLAŞ

Can KASAPOGLU 

‘Aleviler İnciltinen konumdan çıkıp İncitmeye başlamalı’

Alevilerin‘aşırı’ hümanist olduğu ve bu durumun bazı güçler tarafından yine kendilerine karşı kullanıldığı bilinir..

‘Önce cümle aleme’ diyerek başlayan bu felsefe, ‘Dağdaki kurda-kuşa, kapı-komşuya, 18 bin aleme ve 72 millete, sonra da, (artarsa eğer) birazda bana’ der Alevilik..

Böyle dediği ve lokmasını gerçektende ‘Dağdaki-kurda kuşa’ varıncaya dek ‘dağıttığı içindirki sonunda elinde, ya bir doyumluk yada bir tadımlık lokma kalır yada kalmaz..

Böyle olduğunda ise  ‘Doyumluk değil, tadımlıktır’diyerek durumu geçiştirir ve belkide aç yatar Alevilik..

Canlıların her türlüsünü (İnsanlar, hayvanlar ve bitkiler) kutsal bilir ve onlara dokunmaz.

‘Genel olarak hayvan, ağaç vb kesmemeye özen gösterir ve özellikle matem-yas günlerinde yaşolan hiç bir bitkiye, ağaca balta vurmaz’ diye bilinir..

Öyleki ateşi çok kutsadığı bilinen Aleviliğin hem ateşi söndürmemek ve hemde ‘Suyunda canı var’diyerek Ateşe su dökmediği söylenir..

Hiç bir dönem iktidar olmayı hedeflemeyen, yaşam biçimi, ocak-dergah işleyiş tarzı ile devlet ve böyle bir yaptırım gücüne dahi ihtiyacı olmayan Alevilik bütün bu gözel yanlarına rağmen kırımlara, katliamlara mağruz kalmıştır ve halada kalmaktadır..

Karıncayıezmeyen, yılana dokunmayan, insanı kamile hayranlık duyan Alevilik, başta müslümanlık olmak üzere her şeyi ile diğer bütün inançlardan kesinlikle ayrışmaktadır..

Aleviliğin hümanist felsefesinde onun insana, emeğe, doğaya, sevgiye ve barışa olan sevdası vardır..

Bütün bu hümanist yaklaşımı ve yaşamının yanı sıra birde olayın bir başka boyutu vardır..

Aleviler‘İncisende incitmezler’ imiş…!!

Zaman zaman uğradığı katliamlara tepki gösteren Alevilere hemen ‘İncisende incitme’ diye telkinlerde bulunulur..

Bu yaklaşım aynızamanda ‘size vuranlar, katledenler örgütlü ve güçlü olsalarda siz hiç bir zaman için kendi örgütlülüğünüzü yaratmayın’ demek anlamına gelmektedir ve tehlikede burada başlamaktadır..

Gaspedilmişhakları için vermiş olduğu mücadele, yok sayılan, inkar edilen inancını ve kimliği elde etmek için vermiş olduğu hak mücadelesi hemen birileri tarafından yumuşatılmaya, içi ve özü boşaltılarak, pasifleştirilmeye çalışılır ve meşhur ,‘incisende incitme’ sözü söylenegelinir..

Örneğin hatırlanırsa ‘İncisende incitme’ lafı özellikle Sivas-Madımak ve İstanbul-Gazi katliamlarından hemen sonraya ortaya atılmış laflardır.. Başta Süleyman Demirel olmak üzere CHP’nin Bülent Ecevit’i ve gelmiş geçmiş sözde demokratların hepsi  Aleviler katliama uğradığında kameralar karşısına geçerek ‘Benim Alevi vatandaşlarım’ diye söze başlarlar ve ardından ‘aman ha, incidiniz ama sakın ola sizde başkalarını incitmeyini, sizin felsefenizde başkalarını incitmek yoktur’ gibi saçma-sapan sözlerle Alevileri pasifize ederler..

Dahada ileri giden, (götürülen) hümanizm, ‘Alevilerin suratına bir tokat atıldığında yüzünün diğer tarafını döner ve eğer vuracaksa birde o tarafa vurmasını bekler’ diye devam eder.. 

İşte böyle denile denile Aleviler katliamlardan geçirilerek, inkar ve imha edilerek, asimile, sürgün ve her türden kültürel, inançsal erozyonlardan geçirilmiş olurlar.

Çünkü Türk-İslam sentezli devlet, AKP-Cemaat hükümetleri ile ulusalcı ve statükocu CHP,‘İncisede incitmeyen bir Alevilik’ istemektedirler..

Elinden gelse toprağı ezmemek için basmadan adeta uçarak hareket etmek isteyen Aleviliğin, ‘İncisende incitme’ sözü karşısında çok dikkatli olması gerekmektedir..

Aleviliğin, lokmasını paylaşmak istediği kurdun-kuşun yolu Ankara’nın Muaviye siyaseti tarafından kesilmiştir. Kaldıki Pir Sultanların yolu Hızır paşaların saraylarından geçmemiştir. Dolayısıyla Alevilerin yoluda Ankara’dan geçmeyecektir.

Kerbeladan bu yana yol bellidir.. Bu yol mazlumların, zalimlere karşı vermiş olduğu onurlu mücadele cephesidir..

Ankara ve bazıAlevi işbirlikçileri, ‘İncinipte incitmeyen Alevi’ istemektedir. Böyle bir Alevilik ise ‘Düşkünlüktür’..

Gelinen aşamada Alevilerin artık ‘İncidiğinde İnciten’ konuma gelmesi kaçınılmazdır..

Aksi halde Dersim soykırımından bu yana Maraş, Sivas, Gazi ve vb hiç bir katliamın hesabınısoramayız. Soramadığımız, hesabını alamadığımız gibi üstüne üstlük ‘zaman aşımlarında’ bir kez daha yakılırız. 

Ne dersiniz,‘İncitme’ zamanı gelmedimi hala??

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız