PAYLAŞ

Hacıbektaş Belediyesi, Halk ozanı Âşık Mahzuni Şerif’i ölümünün 10. yıldönümünde anacak

Halk ozanı Âşık Mahzuni Şerif, ölümünün 10. yıldönümünde yarın Hacıbektaş’taki mezarı başında anılacak.

Hacıbektaş Belediyesi, Halk ozanı Âşık Mahzuni Şerif’i ölümünün 10. yıldönümünde anacak. 19 Mayıs Cumartesi günü Mahzuni Şerif’in Çilehane mevkisindeki gömütü başında saat 13.00’te düzenlenecek törende saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak. Hacı Bektaş Veli Kültür Merkezi’nde saat 14.00’te başlayan programda ise saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Mahzuni’nin anlatıldığı bir söyleşi gerçekleştirilecek. Etkinlikler lokma dağıtımı ile son bulacak.

1961 yılında hayatını verdiği sanatı yolunda ilerlemeye başlayan Mahzuni, “Halk şiiri geleneği gül, bülbül, çiçek edebiyatı ile uyutma perhizi olarak kullanılmıştı. Ilk amacım bugüne kadar gelen bu kalıpları kırıp, yıkmak oldu. Olaylardan ve halk yaşamından aldığım gerçekleri konu olarak işledim” sözleriyle hem dünya görüşünü hem de sanat felsefesini oluşturduğu kimliğini net bir biçimde ortaya koymuştu.

‘Kızılbaşım’ dedi, DGM’de yargılandı

Fırat Haber Ajansın’dan İbrahim Açıkyer’in Mahsuni Şerif’in hayatını şöyle yazdı:  Kasım 2001’de “Elhamdülillah Kızılbaş’ım ve laiğim. Ben değil, yedi sülalem Kızılbaştır. Bir suç varsa o da dedemdedir” sözleri nedeniyle Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) tarafından aleyhinde dava açıldı. Davanın ilk duruşması 27 Aralık 2001 tarihinde görüldü. Hayatını kaybettiği 17 Mayız 2002 tarihinde ise hakkında açılan bu dava halen sonuçlanmamıştı.

Evi yıkıldı, tutuklnadı, dövüldü, dişleri söküldü…

1962-1988 yılları arası Mahzuni’nin yaşadıkları aynı zamanda bir Türkiye ve halk sanatçısının yaşadıklarının aynasıdır. Bu 26 yılı kapsayan zaman aralığında halktan ve mazlumdan yana sanatçı tavrı, egemenlere ve onların sistemine olan muhalif kimliği nedeniyle defalarca saldırıya uğrar, evi yakılır, mahkemelik olur, tutuklanıp cezaevine atılır. Dövülür, dişleri sökülür ve işkenceler görür. Bu dönemde yine 1972 yılında Gaziantep’teki evi kundaklanırken, o zamana kadarki tüm ödüllerinin ve arşivinin yandığı da belirtilir.

Sessizlerin avazı olan Mahzuni Şerif, yaşamdaki sınıfsal çelişkileri, halkın sevincini, üzüntüsünü, acılarını, kederini, yoksulluğunu, mücadelesini estetik bir duyguyla anlatan halk bilimi insanı olarak da tanımlanır. Tıpkı bu geleneğin kendisinden önceki çağlarda tarihe geçmiş olan Köroğlu, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Pir Sultan Abdal, Şah Hatayi, Kul Hikmet, Kaygusuz Abdal, Nesimi, Yunus Emre, Seryani, Ruhsati, Aşık Veysel, Şah Turna, Muhlis Akarsu gibi.

“Ben Alevi bir aileden gelme olduğum için kök kültürümde Alevi ve Bektaşilik yatar. Siyasi rengime gelince, ben demokrat solcu bir ozanım. Ancak insan sevgisi din anlayışımda en büyük isimdir” diyen Mahzuni Şerif’te toplum ve hayat adına olan ne varsa yer edinir. Yiğitliği ve başeğmeyen duruşuyla Mahzuni, yaşadığı ve ezilenlerin sesi olarak sanata kattıklarıyla bu topraklarda dünya döndükçe sonsuza dek halkların yüreğindeki yerini korumaya devam edecek isimlerden biri…

”Bizim suçumuz, şerefimiz’dir” diyen Mahzuni Şerif’in şu sözleri hayatını, sanatını ve dünya görüşünü özetliyor: “Dünya tembellerin, haksızların değil, çalışanların, haklıların olmalıdır!”

Biyografi

17 Kasım 1939’da Maraş’ın Afşin ilçesine bağlı Berçenek (Tarlacık) Köyü’nde dünyaya gelen Mahzuni Şerif, 1964 yılında ilk plağı ile müzik dünyasına girdi. 500’ün üzerinde plak ve albüme imza atan Mahzuni, 9 kitap yazdı. Bir süre Gaziantep’te ikamet ettikten sonra Ankara’ya taşındı. 1989-1991 yılları arasında Halk Ozanları Derneği Genel Başkanlığı’nı yürüten Aşık Mahzuni Şerif, Pir Sultan Abdal Dernekleri Genel Merkez Disiplin Kurulu Başkanlığı, Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği ve Ozan-Der Onur Kurulu Başkanlığı’nı da yaptı.

2001 yılı başlarında rahatsızlanarak, kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle, JFK Hospital’da yoğun bakım altına alındı. Mayıs ayında, günümüzün Pir Sultan’ı Aşık Mahzuni Şerif, bir kez daha ölümü yenmeyi başardı. 17 Mayıs 2002’de 62 yaşında Almanya’nın Köln şehrinde hayatını kaybetti.

Hayatını kaybettiğinde “devletin düzenini yıkmak” suçlamasıyla halen yargılanıyordu. Mezarı şu an son ikamatgâhı olan Hacı Bektaş Veli Külliyesi’nin yakınındaki Çilehane adı verilen bölgede olan Aşık Mahzuni Şerif’in yüzlerce eserine ise birçok sanatçı, müzisyen, müzik topluluklarınca albüm ve konser repertuarlarında yer verildi.

Mahzuni Şerif’in doğduğu köy olan Berçenek’te 2005 yılından bu yana Ağustos ayının ilk haftalarında anma törenleri yapılıyor.

Yine Ankara’da birkaç yıl önce Mahzuni Şerif Kültür ve Sanat Derneği kuruldu.

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız