PAYLAŞ

Agos gazetesi editörü Pakrat Estukyan ve Bilgi Üniversitesi Medya İletişim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Arsan, TRT ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında “TRT Diyanet TV”nin açılması için protokol imzalanmasını bianet’e değerlendirdi.

Estukyan, Diyanet’in tek din ve tek mezhebe hizmet verdiğini belirterek, böyle bir kurumun TRT’de kanal açmasının Sünni Müslümanlar dışında kimseyi memnun etmeyeceğini söyledi.

Esra Arsan ise konuyu kamu yayıncılığı açısından değerlendirerek “Kamunun dini ihtiyaçlarını karşılayacak olan televizyon değildir. Çünkü din bireyseldir, kamusal değildir” dedi.

“Sünni Müslüman normlarının propagandası yapılacak”

Pakrat Estukyan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın devlet televizyonunda kanal açacak olmasından ziyade bu kurumun varlığını sorgulayarak başlıyor söze.

“Laik bir devlette Diyanet İşleri Başkanlığı’nın olmaması gerekir. Olacaksa da kapsayıcı olması gerekir.”

“Türkiye’de binlerce imam var ve maaşlarını Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan alıyorlar. Diyanet Türkiye’nin devlet bütçesinden en önemli payı alan kurumlarından birisi ama hiç kapsayıcı değil.”

“Örneğin Ermeni kiliseleri için 30 papaz alınacağı zaman onların maaşını vermez. Veya herhangi bir kiliseye badana yapılacağı zaman badana masrafını üstlenmez. Keza milyonlarca Alevi var ama Diyanet bu insanları yok sayar; ibadethane olarak kabul ettikleri cemevlerini kültür merkezi sayar.”

Estukyan, bu kadar kapsayıcı olmayan bir kurumun televizyonda insanlara anlatacağı şeyin de Sünni Müslümanların normlarının propagandasının ötesine geçemeyeceği görüşünde.

“Dolayısıyla o mezhebe mensup olmayan herkes için de TRT tarafından Diyanet kanalının açılması iyi bir haber olmasa gerek.”

Estukyan’a protokol töreninde Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in “kanalda dinler arası rekabet olmayacak” sözlerini hatırlatıyoruz.

Bu sözleri inandırıcı bulmadığını söyleyen Estukyan, kanalda yapılabilecek yayıncılığın son derece sınırlı bir alan içinde kalabileceğini ve kanalın geniş kitleler tarafından değil en fazla kendi personeli tarafından izleneceğini tahmin ettiğini belirtti.

“Vergilerimizle tek din tek mezhebe kamu yayıncılığı yapılamaz”

Esra Arsan da devletin tek din temelli kamu yayıncılığı yapmasını doğru bulmuyor. “Cemaatler eğer kamu hizmeti yayıncılığından imkan talep ederlerse ve bu tüm dini cemaatler için eşit koşullarda sağlanırsa, bu düşünülebilir” diyen Arsan, devletin sadece Sünni Müslümanlara hitap eden Diyanet’e devlet televizyonu açması gibi bir sorumluluğu olamayacağı görüşünde.

“Hele tek dil, tek din, tek devlet, tek bayrak gibi söylemlerin bu kadar yaygınlaştığı, Diyanet’in varlığının bu kadar tartışmalı olduğu bir dönemde böyle bir kamu hizmetinin sunuluyor olması tamamen dayatmacı, tamamen tek din tek devlet bakış açısının dayatıldığının göstergesi.”

Arsan’a kamu yayıncılığının, yani kamu yararına yayıncılığın ana eksenlerinin ne olması gerektiğini soruyoruz.

“Halktan toplanan bir fonla eğlenme, eğitim ve bilgilenme ihtiyacını karşılayacak bir yayıncılık olmalı. Bunun batıdaki en önemli örneği BBC’dir.”

Peki ya din?

“Kamunun dini ihtiyaçlarını karşılayacak olan şey televizyon değildir. Çünkü din bireysel bir şeydir, kamusal değildir.”

“Dolayısıyla toplumsal hizmet skalasında kamu kendi dini ihtiyaçlarını kendisi karşılamalı. Cemaatler şeklinde kendi fonlarını sağlayıp kendi yayınını kendisi yapabilir. Zaten bu tip cemaat televizyonları da var.”

“Bu tüm dünyada bu şekilde yapılıyor. ABD’de de cemaatlerin kendi kanalları var ve istedikleri gibi yayın yapıyorlar, isteyen de parasını verip izliyor. Ama kamu yayını diyip de tek bir cemaatin yayınını yapmıyorlar.”

“Sadece Sünni Müslümanların ihtiyaçlarını karşılayan Diyanet kamu yayıncılığı yapamaz. Herkesin verdiği vergilerle televizyonda sadece Sünni Müslümanlara yönelik kamu yayıncılığı yapılması sorunlu.”

Arınç “Nikahsız birliktelik” derken neyi kastediyor?

Arsan, protokol töreninde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın “Aile yapımız ABD-Avrupa etkisiyle biraz bozuldu ama bunu yeniden inşa etmemiz lazım. Evliliği külfet görenlere, nikahsız birlikteliklere karşıyız. (…) Nikahı baş belası gibi gösterenlere ‘a ne güzel’ demeyiz.” sözlerine de değindi.

Arınç’ın sözlerinden yeni bir aile tahayyülü propagandası yapılacağının görüldüğünü ifade eden Arsan, Arınç’ın “aile elden gidiyor”, “ahlak elden gidiyor” bakış açısıyla kendi muhafazakarlık anlayışını yaygınlaştırmaya çalıştığını söyledi.

“Kadınların dekoltesinden, etek boyuna kendi çizdiği aile ve ahlak anlayışına uygun bir toplum yaratma hissiyatından kurtulması gerekiyor.”

“Nikahsız birliktelik derken neyi kastediyor? Resmi nikah mı, imam nikahı mı? Kendine oy verenlerin aile anlayışına baktığımızda çok eşliliğin vs yaygın olduğunu görüyoruz.” “Bu mudur dayatmaya çalıştığı aile anlayışı? Devlet televizyonu kanalıyla aile nedir, ahlak nedir gibi bir muhafazakar ahlak anlayışının dayatılması doğru değil.”

“Medya belli kurallarla etik yayıncılık, ilkeli yayıncılık gibi temellerde kurulmalı ama bu, ‘aile nasıl olmalı’, ‘ahlak nedir’, ‘hangi din daha iyidir’ gibi sınırlar içine hapsedilmemeli.” (EKN)

bianet

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız