PAYLAŞ

Başbakan Erdoğan iki gündür yaptığı konuşmalarda adeta faşizm kustu. AKP il kongrelerine katılan Erdoğan dün “tek millet, tek bayrak, tek din, tek devlet” savunusu yaparken, bugün de “komşularla sıfır sorun” söyleminden çark etti.

Başbakan Erdoğan iki gündür yaptığı konuşmalarda adeta faşizm kustu. Demokrasi söyleminden bütünüyle vazgeçen Erdoğan dün Adana’da “tek millet, tek bayrak, tek din, tek devlet” çağrısı yaptı ve bugün de Gaziantep’te “komşularla sıfır sorun” söyleminden çark etti.

Dün AKP Adana İl Örgütü 4. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Erdoğan konuşmasının en önemli bölümünde Kürt sorununa değindi. BDP ile müzakereye devam edeceklerini söyleyen Erdoğan, “müzakere başka, mücadele başka” söylemine devam etti. Kullandığı düşmanca söylem dikkat çeken Erdoğan bir yandan BDP ile görüşürken diğer yandan polisiye ve askeri yöntemleri kullanmaya devam edeceklerini söyledi.

Tek dil demedi, daha beterini dedi… Erdoğan konuşmasında müzakere sürecinde hiçbir zaman “tek dil” demediklerini söylerken, konuya getirdiği açıklamada Türkiye’de faşizmin yıllardır kullandığı argümanları hatırlattı:

“Bu terör örgütü ve uzantıları ikide bir ’tek dil’ dediğimizi söylüyor. Biz hiçbir zaman tek dil ifadelerini kullanmadık. 4 tane çizgimiz olduğunu söyledim. Bir tek millet. Bizde ayrımcılık yok. İki; tek bayrak dedik. Bu bayrağımızın rengi şehitlerimizin kanıdır. Üç; tek din dedik. Dil değil din, din. Tek devlet dedik.”

Bu faşist söyleminin ardından Erdoğan konuşmasını yumuşatmak için kendine özgü dil ile “hoşgörü” edebiyatı yapmaya başladı. Erdoğan, “tek” olmasını savunduğu bütün konularda farklı görüşlere “sevgi ve saygı” duyacağını iddia etti. Erdoğan bu düşüncesini de şu ifadelerle açtı:

“İlkelere gelince. Etnik milliyetçiliğe hayır dedik. Türküm ama diğer vatandaşlarımı da severim. Kürt kardeşlerimi de severim, Romanı da. İki, bizde dinsel milliyetçilik de yok. Müslümanım. Müslüman olmayanlara saygı duyarım ve güvencesini sağlamakla mükellefim. Hıristiyan da olabilir, Musevi de ateist de olabilir. Onların da güvencesini korumak görevimiz.”

Suriye düşmanlığına devam Erdoğan bugün de AKP Gaziantep İl Kongresi’nde konuşma yaptı ve Suriye’ye dönük düşmanca açıklamalarına devam etti. Suriye’de Annan Planı konusunda atılan adımlara ve yaşanan gelişmelere değinmeyen Erdoğan, Esad hükümetini hedef göstermeye devam etti. Erdoğan ayrıca Çukurova bölgesi halkını Suriye konusunda “rahatlatmaya” çalıştı ve Suriye’de cinayet işlemeye devam eden silahlı muhalifleri de desteklemeye devam edeceklerini söyledi:

“Biz sadece ve sadece kardeşlerimizin huzuru ve güvenliği, refahı için mücadele veriyoruz. Gaziantep, Mardin, Kilis, Şanlıurfa, Hatay illerimiz hiç endişe etmesinler. İnşallah Suriyeli kardeşlerimiz bu badireyi de atlatacak. İnşallah Suriye’de tüm Suriyelilerin egemen olduğu yeni bir süreç er ya da geç başlayacaktır. Suriye’de halkın iradesi iktidara gelene kadar oradaki kardeşlerimizin hakkını, savunmaya ve oradan gelen kardeşlerimizi misafir etmeye, bağrımıza basmaya devam edeceğiz.”

Komşularla sıfır sorun söyleminden çark etti Erdoğan konuşmasında ayrıca hükümetin dış politika alanında kullandığı “komşularla sıfır sorun” söylemine açıklık getirdi. Bu söylemin “sessiz kalmak” veya “yan gelip yatmak” anlamına gelmediğini belirten Erdoğan, artık açıkça düşmanca bir söylem kullanacağı için “sıfır sorun” söyleminden çark edeceğini açıkça ifade etmiş oldu. Erdoğan şu sözleri kullandı:

“Sıfır sorun demek, her mesele, her olay karşısında sessiz kalmak değildir. Sıfır sorun demek zulme, baskıya, cinayete göz yummak değildir. Sıfır sorun demek haksızlık karşısında susmak, haksızlık karşısında eğilmek demek değildir. Bugün bize Suriye’yi, İsrail’i gösterip sıfır sorun politikamızı sorgulayanlar işte bugün nasıl sıfır sorunu anlayamadılarsa geçmişte de Gazi Mustafa Kemal’in ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ politikasını anlayamadılar, anlamadılar. Bunlar, ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ politikasını yan gelip yatmak olarak anladılar. Şimdi de sıfır sorun politikasını zulme, haksızlığa, hukuksuzluğa karşı boyun eğmek olarak anlıyorlar.”

Erdoğan daha sonra, her türlü saldırgan ve savaş yanlısı politika için gerekçe olarak kullanılabilecek argümanlar kullanarak konuşmasına devam etti:

“Allah aşkına, Akdeniz’de, uluslararası sularda benim vatandaşıma devlet terörü uygulayan ülkeye karşı biz susacak mıyız- Gazze’de kardeşlerimizi fosfor bombalarıyla katledenlere karşı biz susacak mıyız- Dara’da Şam’da, Hama’da, Humus’ta, Halep’te, İdlip’te kendi vatandaşlarını acımasızca katledenlere karşı biz susacak mıyız-”

(soL – Haber Merkezi)

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız