PAYLAŞ

Gazete İpekyol / Şanlıurfa

Hacı Bektaş-ı Veli Postnişini Veliyettin Ulusoy, Alevilerin yaşadığı sıkıntıları İpekyol’a anlattı. Sosyal yaşamdan siyasete, eğitimden inanca kadar hür türlü konuyu İpekyol’a değerlendiren Postnişini Ulusoy, Alevilerin Türkiye tarihindeki en tehlikeli dönemi yaşadığını söyledi

Alevilerin bir dizi programlarına katılmak üzere kente gelen Ulusoy, İpekyol’a ilk değerlendirmesini Suriye ile ilişkilere ayırdı.

Yaşanan gerginlik ortamını medyadan takip ettiklerini söyleyen Postnişini Ulusoy, olayların tamamen bir mezhep çatışmasına doğru sürüklendiğini ve bu olayların önümüzdeki dönemlerde daha da artacağını belirtti. Postnişini Ulusoy, “Suriye’de özgürlük adı altında başlayan olaylar mezhep kavgasına doğru gidiyor. Bu Türkiye için de çok tehlikeli bir hal. Çünkü Suriye’deki olayların arkasında başka şeylerin olduğunu tahmin ediyoruz. Tüm baskılara karşı Türkiye bu alanda komşusu ile kesinlikle savaş ortamına girmemelidir. Bizi savaşa sevk edenler yarın öbür gün çekip memleketlerine gidecekler ama biz yine komşu olacağız Suriye ile. Onun için Türkiye, Suriye konusunda daha dikkatli olmalıdır” dedi.

 

‘ALEVİLER, TÜRKİYE TARİHİNİN EN TEHLİKELİ DÖNEMİNİ YAŞIYOR’

Sivas olaylarının zaman aşımına uğramasını da değerlendiren Postnişini Ulusoy, “Aslında tüm bunlar bir tarafa şimdi Aleviler öylesine bir konuma geldi ki, biz Türkiye tarihinin en tehlikeli dönemini şimdi yaşıyoruz” dedi. Sivas olaylarını insanlık suçu dışında saymanın kabul edilir bir yanı olmadığını da sözlerine ekleyen Postnişini Ulusoy, “İnsanlarımız yakılmış ve bu insanlık suçu kavramına girmeyerek zaman aşımına uğruyor. Bunun kabul edilir bir yanı olamaz. Ama şimdiki dönemi ele alırsak çok daha büyük bir tehlike altında olduğumuzu görüyoruz. Türkiye’de bu dönemlerde Aleviler ve diğer mezhepler üzerinde büyük bir asimilasyon projesi var. Bizi asimile ederek, özümüzden uzaklaştırmak isteyenlerin çalışmalarına karşı direniyoruz” diye konuştu.

 

‘ALEVİLER ADALET İSTİYOR’

Türkiye’nin şimdiki dönemini Osmanlı dönemi ile kıyaslayarak ‘Adalet’ konusuna değinen Ulusoy, “Adalet mülkün temelidir diyoruz ama Alevi vatandaşlara yönelik uygulanan olaylar için hukuk kavramına bakarsak aslında bunun böyle olmadığını görüyoruz. Adalet olmayan bir ülkede hiçbir şey olmaz. Hem vatandaşlar muzdarip olur, hem Devlet muzdarip olur, hem ikilik olur, haksızlıklar olur ve buda ülkenin batmasına kadar gider. İşte biz böylesine bir dönemden geçiyoruz” dedi.

 

‘BEN BU DEVLET SİSTEMİNE HAKKIMI HELAL ETMİYORUM’

Türkiye’de Alevi kökenli vatandaşların anayasal haklarının olduğunu ancak uygulamada aksaklıklar olduğunun altını çizen Ulusoy, “Devlet personel alırken, Alevileri es geçiyor. Eğitimde, Hukukta veya herhangi bir kamuda Alevilerin konumuna baktığımız zaman kimselerin olmadığını görüyoruz. İşçi alımlarında Aleviler her zaman arka palana itiliyor. Ve ben bu anlamda böylesine bir devlet sistemini uygulayanlara hakkımı helal etmiyorum. Biz Türkiye’de sadece eşitlik istiyoruz.  Ama bize verilen eşitlik değil tam tersi. Biz geri itiliyoruz ama bir takım vatandaşlar da Devletin kucağında. Hiçbir yerde memurlarımız, görevlilerimiz ilerleyemiyor. Alevi oldukları zaman hep geride kalıyorlar. Buna nasıl bir çare bulunur biz bunun peşindeyiz” diye konuştu.

 

‘ANAYASAL HAKKIMIZI İSTİYORUZ’

Ulusoy konuşmasını şu cümlelerle sürdürdü: “Bizi suni kardeşlerimizle bir tutmaları lazım. Anayasamızda bu var ancak uygulamada ne yazık ki yok. Mahalle baskısı var, hor görülüyoruz, inançsız görülüyoruz, sapık gibi muamele görüyoruz, Alevi olduğumuz için belli olduğu zaman da resmi yerlerde bir türlü ilerleyemiyoruz. Yani ağzımızla kuş tutsak yine gerideyiz, beceriksiz olanlar daha öne çıkıyor. Ama becerikli olup Alevi olmak suç gibi geride kalıyor. Biz Anayasamızda ki hakkımızı istiyoruz. Ne bir milim fazla, nede bir milim eksik o hakları bize vermeleri lazım. “

 

‘YENİ EĞİTİM SİSTEMİ TAM BİR ASİMİLASYON PROJESİDİR’

Yeni Eğitim sisteminin Alevilik yönünden tam bir asimilasyon projesi olduğunun altını çizen Ulusoy “Asimilasyon şuanda zaten en şiddetli şekilde dönüyor. Bu eğitim sistemi de onun bir devamı. İhtilallerde de bu tür hareketlerde de idarenin yaptığı en önemli şey okullardaki programları değiştirmektir. Yani kendi taraftarı olan bir takım planlar ve projeler uygulanır. Buda onun bir devamıdır. Bize bir ara, ‘dedelere maaş verelim’ dediler. Buda bir tuzaktı. Dedelere maaş verilmesi demek; Aleviliğin sonu demektir. Hem Kur-an’da var, hem hadislerde var; ‘Din hizmetleri para karşılığı yapılmaz’. Bugün bu kokuşmuş düzene baktığımızda şu gerçekle karşı karşıyayız; Mevlid yapılıyor para kazanılıyor, cenazeniz var para kazanılıyor. Bizim yolumuzda böyle bir şey yok. Dedeler gider, hizmetlerini yaparlar, para karşılığı yapmazlar. Ama bir hak kulluk vardır. Bu da rıza lokması, kul hakkı ile ilgilidir. Yani bir kandırmaca yoktur, ‘Ben sana hizmet ettim sen bana bir şey vermek mecburiyetindesin’ gibi bir görüş kesinlikle yoktur. Ama şimdi Cuma namazını kıldıran bir hocaya eğer maaş vermezlerse, o hoca namaz kıldırmaz. Çünkü maaş karşılığı yapıyor bu işi. Alevilere baktığımızda talibi ile dede arasındaki ilişki, paradan çok maneviyata dayanır.”

 

‘İKTİDARDAKİ AK PARTİ’NİN ARKASINDA FETHULLAH GÜLEN VAR’

Devletin kendi sınırları içiresinde yaşam sürdüren her inanca ve her topluma eşit mesafede yaklaşması gerektiğini söyleyen Ulusoy, siyasete yönelik eleştirilerinde AK Parti’yi ele aldı. AK Parti’nin arkasında Fethullah Gülen’in olduğunu belirten Ulusoy, “Diyanet, 7 bakanlığın bütçesinden 50 Bin kişilik kadro açılıyor. Bu kurumda bizimde vergilerimiz var. Ama bize hizmet olarak hiç geri dönmüyor. Devletin inancı olmaz. Devlet her inanca, her topluma, kendi vatandaşlarına aynı uzaklıkta olması lazım ve aynı hizmeti vermesi gerekir. Devlet, Sünnileri kucağına topluyor, öbürlerini itiyor. Burada Hıristiyanlar da var, Yahudilerde var, Alevilerde var, Caferilerde var, sunilerde var. Herkes ne yaparsa yapsın bırak sen yardım etme onlara. 7 tane bakanlık, kaç kişiye istihdam sağlar, yatırım yapılırsa kaç kişi iş bulur. Yani sen suniyi kucağına aldığında benim hakkımı yiyorsun, bir Hıristiyan’ın, bir inançsızın hakkını yiyorsun demektir. Zaten bu hükümet iktidarda tek başına değil, arkasında Fethullah Gülen var. Bunu hepimiz biliyoruz. Bunlar karşılıklı birbirlerine hizmet ediyorlar. Bugün devlet kurumların çoğunun başında da Fethullah Gülen’in adamları var” diye konuştu.

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız