PAYLAŞ

1 Mayıs Katlimı’nın solun iç hesaplaşması olduğunu söyleyen Halil Berktay’ın hesaba katmadığı bir soru var: Kanlı 1 Mayıs’ın failleri ‘solcularsa’; 1 Mayıs 1977 ile ilgili MİT raporunda neden devlet sırrı ibaresi var

Tarihçi Halil Berktay’ın Taraf gazetesine yaptığı açıklamalarda 1 Mayıs 1977 ile ilgili attığı iddiaların yankısı sürse de, konu tartışılırken gözden kaçan sıcak bir gelişme Berktay’ın savlarını baştan çürütür cinsten. Daha 1 hafta önce 12 Eylül davasına bakan mahkeme, MİT’ten Kanlı 1 Mayıs’a dair tüm belge ve bilgileri paylaşmasını istemiş, kurum konuya ilişkin raporu talebe rağmen göndermemişti. Ancak daha sonra Genelkurmay arşivinden çıkan MİT raporu mahkemeye teslim edilmiş, ancak ‘devlet sırrı olabilir’ uyarısı yapılmıştı. Raporun içeriğiyse hala bilinmiyor.

MİT, BELGEYİ MAHKEMEDEN SAKLADI

Berktay ve Berktay’ın tezini hararetle savunanların gözden kaçırdığı ve ayın 28 Nisan’da ortaya çıkan gelişmeyse şöyleydi:

Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Eylül iddianamesini kabul ettikten sonra MİT, Emniyet ve Genelkurmay’a yazı göndererek, arşivlerindeki 1 Mayıs, Maraş, Çorum ve Sivas katliamlarına ilişkin bilgi, belge ve raporları istedi. 12 Eylül davasına çok sayıda belge gönderen MİT,  1 Mayıs Katliamı’ndan hemen sonra hazırladığı “5 Mayıs 1977” tarihli istihbarat raporunu ise mahkeme ile paylaşmadı. Teşkilatın belge sakladığı gerçeği ise, Genelkurmay Başkanlığı’nın, kendi arşivinde bulunan MİT’e ait 5 Mayıs 1977 tarihli bu raporu mahkemeye göndermesiyle ortaya çıktı.

GENELKURMAY: DEVLET SIRRI OLABİLİR

Ancak Genelkurmay, raporu mahkemeye sunarken bunun “devlet sırrı” niteliği taşıyabileceğini belirtti. Mahkeme ise raporun devlet sırrı kapsamında olup olmadığına kendisi karar vermek yerine, soruyu belgenin asıl sahibi MİT’e yöneltti. MİT’ten yanıt gelene kadar da 1 Mayıs raporu, adliyenin “kozmik odası” olarak bilinen teknik takip odasındaki özel kasaya konuldu.

Gözler şimdi MİT’in mahkemeye göndermekte direndiği kendi raporuna ilişkin alacağı kararda.

NE OLMUŞTU?

Tarihçi Halil Berktay, 34 kişinin hayatını kaybettiği 1 Mayıs 1977’deki olaylarla ilgili “TKP ve DİSK, Maocuları Taksim’e sokmama kararı almıştı. Maocular barikata tosladı, ateş açıldı, izdiham oldu. Otel ve Sular İdaresi çatısından ateş açıldığı palavradır. Polis araçlarından da ateş açılmadı. Sol kendi rezaletinden bir mağduriyet yarattı” diyen Berktay’ı sol çevreler ve kanlı 1 Mayıs’a şahitlik edenler yalanlamıştı.

KİM NE DEDİ?

O savcı neden görevden alınmıştı?’

Avukat Turgut Kazan: 35 yıl önce yaşanan bu trajik olaya ilişkin böyle bir değerlendirme kesinlikle gerçeğe aykırıdır, yalandır. Halil Berktay, o tarihlerde Taksim’e alınmaması kararlaştırılan gruptandı. Kendisi meydana girdi mi / girmedi mi, girdiyse neredeydi bilemeyiz. Ama, olayın savcısı yaşıyor, tanıkları yaşıyor. O grup girmekte ısrar edince, gerilim doğmaması için, bırakın girsinler denildiği ve engelin kaldırıldığı biliniyor. Tam o sırada, Sular İdaresi üzerinden ve otelin bir iki odasından ateş edildiği görülmüştür. Yukarıdan atılan mermilerin asfalta saplandığı gerçeği bir yana, polis panzerinin kargaşayı artırmak için kullanıldığı açık. Ele geçirilen tabancaların balistik incelemesi bile yapılmadan hazırlanan iddianame, mevcut sanıkların birinci derecede sorumlu olmadıklarını, valiyle emniyet müdürünün görevini yapmadıklarını belirtmekle birlikte, adeta asıl failleri tarihe havale ediyordu. Dosyadaki telsiz konuşmalarında “panzeri halkın üstüne sür” denilmesi, “ama vatandaşlar ölür” cevabı üzerine bu talimatta ısrar edilmesi yok sayılmıştı. Duruşma savcısı Çetin YETKİN bu hususlara ilişkin olarak soruşturmanın tamamlanmasını istedi. İlk oturumda dile getirilen savcılık istekleri okunmadan ve ikinci oturum o savcının niye görevden alındığı yorumlanmadan, nasıl bu sonuca varılır? Hele, tarihçiyim diyen biri (o gece kimlerle görüştüğünü bile belirtmeden) bunu nasıl yapar? Halil BERKTAY’ın da tarafı olduğu grubun bu provokasyona uygun bir ortam yarattığı kabul edilebilir. Ama, yaşanan olay apaçık bir tertipti. Kesinlikle, sol grupların çatışması değildi. Nitekim, son günlerde mahkemeye gönderilen MİT raporunun devlet sırrı sayılarak kamuya açıklanmaması, tertip gerçeğini doğruluyor. Sivas gibi, Maraş gibi katliamları derin devlete bağlayıp, bilinen katilleri mağdur göstermeye çalışanların, apaçık bir tertibi solun çatışması saymaları, üzerinde düşünülmesi gereken ibretlik bir girişimdir.

‘Failleri gösteren görüntüler kaybedildi’

DİSK Basın Yayın Halkla İlişkiler sorumlusu Fahrettin Erdoğan, yapılan araştırmaların olayın Kontrgerilla tarafından işlendiğini ortaya koyduğunu söyledi. 1 Mayıs 1977 olaylarıyla ilgili hazırlanan belgesel için araştırma yapan Erdoğan, DİSK’in avukatı Rasim Öz’ün mahkemeye sunduğu delillerin ise ortadan kaybolduğuna dikkat çekti.

Erdoğan, Berktay’ın “Üzerimden kurşun geçmedi” ifadesinin tanıklıklar ışığında gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Erdoğan, 1 Mayıs 1977’de uzun namlulu insanların fotoğraf ve görüntülerinin de DİSK’te bulunduğunu söyledi: “O dönem davayı yürüten avukatımız Rasim Öz kullanılması talebiyle görüntüleri mahkemeye sundu. Bir daha biz bu görüntüleri geri alamadık. Katliamdan sonra 526 kişi yakalandı. 422’si hakkında takipsizlik kararı çıktı, 98 kişi 14 yıl yargılandı ve aklandı. Yargılananların tamamı orada bulunan mağdurlardı.”

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız