PAYLAŞ

14 Haziran 1934 “İskan Kanunu” ve 25 Aralık 1935 “Tunceli Kanunu” “Tedip, Tenkil, Tehcir” demektir. “Tedip, Tenkil, Tehcir” ise jenosid/Soykırım demektir. 1921 Yılında Koçgiri’de Topal Osman ve Sakallı Nurettin Paşa gibi ırkçı, faşist katilleri soykırımda kullanan zihniyet Alevi/Kızılbaş toplumunun “Kökünü kazıma” düşüncesini Osmanlı’dan devralmıştı. Osmanlı’da “Şeyhül İslam” kurumunun verdiği “Katli vaciptir” fetvalarını Cumhuriyet döneminde “Diyanet İşleri Başkanlığı” üslendi. Bizans, Selçuklu, Osmanlı döneminde Alevilere karşı yürütülen sistematik soykırım politikası Cumhuriyet döneminde aralıksız devam etti. Cumhuriyet döneminde “Aleviler özgür ve eşit yurttaş” olmadılar. Alevilik inancı 30 Kasım 1925 Tarihinde kabul edilen “Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması Kanunu” ile yasaklanmıştır. Bu kanundan dolayı Alevilik inancı 87 yıldır Türkiye’de yasaklıdır.

Cumhuriyeti “Tek millet, tek dil, tek din” üzerine kuran inkarcı zihniyet Alevi inancını ve Alevi toplumunu “ortadan kaldırmak” için bildiği bütün yöntemleri kullandı. Koçgiri katliamı ile yetinmeyen soykırımcı zihniyet yetiştirdiği “Kadın pilotu” Kürt Alevilerin “Kökünü kazımak” için kullandı! Havadan bomba ve ateş yağdıran Sabiha Gökçen Alevilere yaşam hakkı tanımadı. Dersim soykırımı için hatıra olarak “Övünç madalyası” yaptıran zihniyet katil pilotun adını Türkiye’nin en büyük hava limanlarından birine vermeyi ihmal etmedi!

4 Mayıs 1937 Dersim soykırımının filen başladığı tarihtir. Ancak soykırım bu tarihten çok önce başlatılmıştır. Hilafetin, saltanatın ve şeriat mahkemelerinin kaldırılması Aleviler için göreceli bir “Ferahlık” sağlasa da bu “Yenilikler” Aleviler “Ferahlasın” diye yapılmamıştır. Bu “Yenilikleri” yapmaktaki amaç “Tek millet, tek dil, tek din” olgusunun temelini atmak ve Türk/İslamcı devlet dinini oluşturmaktır. Günümüzde Türk/İslamcılık, Siyasal/Ilımlı İslamcılık olmuştur. Türk/İslamcılık siyasetinden Siyasal/Ilımlı İslam’ı devşiren AKP zihniyeti “Devlet geleneğinde böyle bir uygulama varsa ben Dersim katliamı için özür diliyorum!” derken tarihi gerçekler karşısında samimiyetsizdir. AKP Hükümetinin ve Başbakanın Dersim soykırımını politik malzeme yapan samimiyetsiz, gayri ciddi tutumu kadar CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’nun “Ben o zaman henüz doğmamıştım.” Sözleri de samimiyetsiz, gayri ciddi ve tarihi gerçeklerle yüzleşme korkusu taşıyan tirajı/komik bir durumdur.

Dersim soykırımı ve diğer katliamların yarattığı tarifsiz acı ve yıkımlar kürsü şovlarına konu edilen yapay “özür dileme” seansları ile giderilemez. Hiç vakit yitirmeden bilim ve siyaset insanları, hukukçu ve tarihçiler, Alevi kurum yöneticileri ile insan hakları savunucularından oluşan bir “Hakikatleri Araştırma Komisyonu” oluşturulmalıdır. Devletin ve hükümetin görevi bu komisyonun etkin ve rahat çalışması için olanak yaratmak olmalıdır. Bu nedenle “Gizli arşiv, devlet sırrı” gibi uygulamalara son verilmeli komisyonun tarihi gerçekleri ortaya çıkarması için tüm olanaklar sağlanmalıdır. Komisyon çalışmasını tamamladıktan sonra ortaya çıkan gerçekler uluslar arası insan hakları sözleşmeleri çerçevesinde ele alınmalıdır. “Devlet adına özür” ancak bu süreçler tamamlandıktan sonra dilenir. Hükümetin görevi bundan sonra gerçekleşecek bir “Özür dilemenin” maddi ve manevi sonuçlarını karşılamak olacaktır.

Pir Seyit Rıza, Ali Şer ve Zarife şahsında Dersim Soykırımında yitirdiğimiz cümle canları saygı ile anıyoruz.

Kemal BÜLBÜL

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı

04 Mayıs 2012/ Ankara

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız